Yabancıotlar ve Çiçekli Parazit Bitkiler
Yabancıotlar ve Çiçekli Parazit Bitkiler
Kültür bitkilerinde zarara neden olan canlı etmenler arasında yabancı otlar ve parazit bitkiler de bulunmaktadır. Bunlar hem kültür bitkilerinin besinine ortak olarak doğrudan zarar oluşturur, hem de hastalık etmenlerine konukçuluk ederek veya onları sağlıklı bitkilere taşıyarak dolaylı olarak da bitkisel verimin azalmasına neden olurlar.
Kültür bitkilerinin yetiştirildiği alanlarda veya su kanalları, havaalanları, demiryolları gibi yerlerde bulunması istenilmeyen bitkilere yabancı ot denilmektedir. yabancı otlar yaşam süreleri bakımından; tek yıllıklar, iki yıllıklar ve çok yıllıklar olmak üzere 3 grupta ele alınmaktadır. Tek yıllık yabancı otlar yazlık tek yıllıklar ve kışlık tek yıllıklar olarak iki gruba ayrılmışlardır. Yazlık tek yıllık yabanciotlarm tohumlan ilkbaharda çimlenir. Bunlar gelişmelerini sonbaharda tamamlarlar ve tohumlarını oluşturarak kışı bu şekilde geçirirler. Kışlık tek yıllıkların ise tohumları sonbaharda çimlenir, gelişmeleri kış boyunca sürer, ilkbaharda hızlanır ve sonbaharda tohum vererek ölürler. Tek yıllık yabanciotlara örnek olarak, yabani hardal (Sinapis arvensis) ve tilki kuyruğu (Alepecurus myosuroides) verilebilir. İki yıllık yabancı otlar gelişmelerini iki yıl içinde tamamlar, ikinci yıl tohum vererek ölürler. Yabani havuç (Daucus carota) iki yıllık bir yabancı ottur. Çok yıllık yabancı otlar ise 1-2 yıl içinde ölmez, stolon, rizom gibi yapıları ile yaşamlarını sürdürür, ayrıca tohum oluşturarak da yoğunluklarını artırırlar. Tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis), ayrık (Agropyron repens) ve köy göçüren (Circium arvense) çok yıllık yabancı otlardan bazılarıdır.
yabancı otlar morfolojik yapıları bakımından pratikte geniş yapraklılar ve dar yapraklılar olmak üzere 2 grupta ele alınırlar. Geniş yapraklı yabanciotlar botanikte çift çenekliler olarak isimlendirilmekte ve Dicotyledoneae sınıfında yer almaktadırlar. Dar yapraklılar ise tek çenekliler olup Monocotyledoneae sınıfında ele alınırlar. yabancı otların yaşam süreleri, biyolojileri, tohum, stolon ya da rizomlan ile çoğalıp çoğalmamaları ve morfolojik özellikleri, yani dar veya geniş yapraklı olmaları oniarla mücadele açısından önem taşımaktadır.
Yabancıotlar gelişimleri sırasında kültür bitkilerine, hasattan sonra da onları tüketen canlılara çeşitli şekillerde zarar vermektedirler.
Bu zararlar şu şekilde sıralanabilir:
- Yabancı otlar kültür bitkilerinin suyuna ortak olurlar. Kültür bitkilerine oranla çok daha fazla su tüketen yabancı otlar, özellikle yeterli miktarda su içermeyen topraklarda kültür bitkilerinin su alımını büyük oranda azaltırlar.
- Kültür bitkilerinden daha kuvvetli kök sistemine sahip olduklarından topraktan daha fazla miktarda bitki besin elementi alırlar. Bu şekilde kültür bitkilerinin zayıf gelişmesine neden olarak verimi azaltırlar.
- Yoğun olarak geliştikleri alanlarda yabancı otlar toprak sıcaklığını birkaç derece düşmesine neden olarak kültür bitkilerinin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilirler. Kültür bitkilerinin gelişme ve olgunlaşma süreleri düşük toprak sıcaklığında daha uzun sürede olacağından, bitkiler olumsuz koşullardan, hastalık ve zararlılardan daha uzun süre etkilenirler ve verimleri azalır.
- Yabancı otlar kültür bitkilerinden çok daha hızlı geliştikleri için kültür bitkilerinin yeterli ışık almasına da engel olurlar. Bunun sonucunda aynı tarlada gelişen kültür bitkilerinden bazıları daha az ışık alarak gelişmesi geri kaldığından, kültür bitkileri arasında heterojen bir gelişme söz konusu olmaktadır.
- Bazı yabancı otlar salgıladıkları maddelerle çevrelerinde bulunan kültür bitkilerine olumsuz etkide bulunabilirler. Örneğin ayrık isimli yabancı otköklerinden salgıladığı maddelerle bazı kültür bitkilerinin çimlenme ve gelişmesini engellemektedir.
- Yabancı otlar, ilaçlama, hasat gibi tarımsal uygulamaları da büyük ölçüde zorlaştırmakta, özellikle hasat sırasında kalite ve kantite bakımından kayıplara neden olmaktadır.
- Kültür bitkilerine zarar veren hastalık ve zararlılara konukçuluk ederek onların yoğunluklarının artmasına ve böylece bitkilerde daha fazla zararlı olmalarına neden olurlar.
- Sözü edilen tüm bu zararlılar nedeniyle mücadeleyi gerektirdiklerinden tarımda ilave yatırım ve işgücü ihtiyacı ortaya çıkarmak suretiyle ekonomik kayba neden olurlar.
- Mücadele yapılmadığı takdirde hasat sırasında yabancı otların ürüne karışmaları sonucu toksik maddeler içeren bazı yabanciotlar onları tüketen kişilerde zehirlenmeye neden olabilirler. Ayrıca otlaklarda bulunan bu zehirli bitkiler hayvanlarda da öldürücü etki yaparlar.
- Tarım alanlarında sözü edilen bu zararları dışında, yabancı otlar havalanlan, karayolları, demiryolları, su kanalları ve binaların dış yüzeylerindeki çatlaklarda çimlenip gelişerek bunların çatlayıp bozulmasına neden olabilirler. Bu nedenle zaman zaman yol ve kanallarda bulunan yabanciotlarla da mücadele edilmesi gerekmektedir.
Herhangi bir yerdeki yabancı ot tür sayısı ve yoğunluğu, o bölgede hakim olan iklim faktörlerine, toprak özelliklerine ve orada yetiştirilmekte olan kültür bitkisi türüne bağlı olarak değişmektedir, iklim ve toprak istekleri bölgeye uyum sağlayan ve kültür bitkisi ile rekabet edebilecek türlerin yoğunluğu artacak, diğer türler ise zamanla azalacaktır. Kültür bitkisi değiştiğinde buna bağlı olarak yoğunluğu azalmış olan türlerden bazıları yeniden artış gösterebilir. Azalan türler tamamen ortadan kalkmazlar, tohumları toprakta çimlenmeden bir süre canlılığını koruyabilir. Yabanciot türüne göre değişen ve tohumların çimlenmeden toprakta bekledikleri bu süreye “dormansi” denir. Dormansi dönemi, tohumların olgunlaşmak için beklediği primer dormansi ile, çimlenmek için uygun koşulları beklediği sekonder dormansi olmak üzere 2 bölümde ele alınmaktadır. Tohumun çimlenmesinden sonra vegetatif ve generatif gelişme dönemleri gelir ve gelişimini tamamlayan yabanciot yeniden tohum oluşturarak dormansiye girer.
Ülkemizde yetiştirilmekte olan çeşitli tarımsal ürünlerde verimi azaltan önemli yabancı ot türleri şunlardır:
- Sinapis arvensis: Yabani hardal,
- Cirsium arvense: Köygöçüren,
- Convolvulus arvensis: Tarla sarmaşığı,
- Chenopodium album: Kazayağı (Sirken),
- Papa ver rhoeas: Gelincik,
- Galium aparine: Yapişkanotu,
- Boreova orientalis: Sariot,
- Bifora radians: Kokarot,
- Avena spp.: Yabani yulaf,
- Cynodon dactylon: Ayrık,
- Echinocloa crus-galli: Dancan,
- Sorghum halepense: Kanyaş (Geliç),
Yaşaması için gerekli besin maddelerini kendisi sentezleyen veya mineralleri topraktan alamayan, beslenip gelişebilmek için konukçu bitkilere gerek duyan ve bu bitkiler üzerinde parazit olarak yaşayan bitkilere “parazit çiçekli bitkiler” denir. Bunlardan bazılarının kök sistemleri gelişmiştir ve klorofil sentezi de yapabilirler, fakat su ve mineral maddeler bakımından konukçuya bağımlıdırlar. Bunlara “yarı parazitler” denir. Bazılarının ne kök sistemleri ne de klorofilleri vardır. Tamamen konukçuya bağımlı olan bu bitkilere ise “tam parazitler” denir. Ülkemizde 3 farklı familyadan 3 parazit bitki, kültür bitkilerinde zararlı olmaktadır.
Familya 1. Cuscutaceae
Cuscuta spp.: Küsküt
Küsküt tam parazit bir bitkidir. Yaprak ve kök gibi organlara sahip değildir. Bu nedenle besinini emeçleriyle konukçu bitkiden temin ederek yaşamını sürdürür. Tropik ve subtropik bölgelerde gelişebilen 100 ‘den fazla türü vardır. Gri veya kırmızı kahverengi tohumlar vardır. Tohumları toprakta 5 yıl kadar canlı kalabilir. Tohum çimlenince spiral şeklinde gelişen sarı renkli bir sürgün oluşturur. Sürgünün ucu konukçu bitkinin gövdesine temas edince, gövdenin etrafına sarılarak gelişir ve oluşturduğu “haustoryum” (haustorium) denilen emeçleriyle bitki özsuyunu emerek beslenir. Hızlı bir şekilde gelişerek çeverdeki bitkinin üzerini sarı veya turuncu, iplik benzeri gövdesiyle sararak ağ şeklinde örter. Sürgünleri konukçu bulamazsa birkaç hafta canlılığını sürdürebilir, beslenemediği için daha sonra ölür. Konukçulan arasında yonca, soğan, şekerpancarı, patates, tütün ve süs bitkileri sayılabilir. Bulaşık bitkiler iyi bir gelişme göstermez, verimleri düşer. Parazit yoğun olursa bitkiler ölebilir, ilkbahar sonu veya yaz başlarında parazit, kitle halinde beyaz, pembe veya sarımsı renkte çiçeklerini oluşturur. Birkaç hafta sonra oluşan tohumları toprağa düşerek burada hemen çimlenir ya da ertesi yıla kadar dormanside kalırlar. Küsküt tohumları suyla, tarım aletleriyle, hayvanlarla veya bulaşık tohumla uzak mesafelere taşınabilir. Bu parazit doğrudan zararı yanında bazı virüs hastalıklarını taşımak suretiyle de kültür bitkilerine zarar vermektedir.
Mücadelesi: Temiz tohum kullanımı, evcil hayvanların bulaşık alanlardan temiz alanlara hareketini önlemek, tarım aletlerinin bulaşık olmamasına dikkat etmek gibi kültürel önlemler başta gelmektedir. Bulaşık alanlarda küsküt tohum oluşturmadan önce kimyasal veya mekanik mücadele yapılması gerekir. Toprak ilaçlaması da tohumun çimlenmesinden hemen sonra paraziti öldürerek konukçuya ulaşmasını engeller.
Familya: Orobanchaceae
Orobanche spp.: Canavar Otu
Canavar otu, tek yıllık tam parazit bir bitkidir. Etli bir gövdesi, pul benzeri yaprakları ve çok sayıda, sarımsı beyaz veya leylak rengi güzel çiçekleri vardır. Birkaç milimetre uzunlukta oval tohum kapsülleri içinde yüzlerce küçük tohum oluşturur. Parazit bitki kışı tohum halinde geçirir. Tohumları olumsuz koşullarda toprakta 10 yıldan daha uzun süre canlı kalabilmektedir. Tohumların yakınında uygun bir konukçu bitki geliştiğinde tohum çimlenir ve konukçu bitkinin köküne doğru gelişir ve oraya tutunarak disk şeklinde “apressoryum” (appressorium) adı verilen bir kökçük oluşturur. Apressoryum kökü sararak penetrasyonu gerçekleştirir, ksileme ulaşarak su ve besin maddelerini buradan temin eder. Daha sonra toprak üzerinde parazitin gövdesi gelişir. Toprak altında ise sekonder kökler oluşarak çevredeki konukçulann köklerini enfekte eder ve yeni yeni gövdeler toprak üzerinde oluşmaya başlar. Aynı konukçu kökünde birkaç canavar otu aynı anda bulunabilir, iki aydan daha kısa bir süre içinde çiçek ve tohumları oluşarak tohumlar yeniden toprağa karışır. Konukçulan arasında tütün, domates, patates, yonca gibi bitkiler bulunmaktadır. Bitkiler sağlıklı gelişemez, cücelik görülür, verim azalır. Bazen üründe %10-70 arasında değişen kayıplara neden olabilmektedir.
Mücadelesi: Tohumun bulaşması önlenmeli, konukçusu olmayan bitkiler yetiştirilmeli ve görülen parazit bitkiler tohum oluşturmadan imha edilmelidir. Küçük alanlarda metil bromitle toprak dezenfeksiyonu yapılabilir. Ayrıca glyphosate etkili maddeye sahip herbisitler de kullanılabilir.
Familya: Viscaceae
Viscum album: Ökse Otu
Ökse otu klorofil sentezi yapabilen, yan-parazit bir bitkidir. Küçük yeşil yaprakları ve 1-2 cm çapında gövdesi, küçük çiçekleri ve içinde tek tohum taşıyan küçük meyveleri vardır. Yaprakları fotosentez yapabilir. Fakat su ve mineral maddeleri, kökleri olmadığı için haustoryum benzeri emeçleriyle, konukçu bitkinin dallarından temin eder. Kuşlar tohumlarını severek yedikleri için yapışkan tohumlarını ağaçların tepe kısımlarına dışkılarıyla bulaştırırlar. Tohum çimlenerek konukçu bitkinin gövdesini enfekte eder. Haustoryumlan ile beslenerek gelişir. Ağaçların gövdesinde enfekte olmuş kısımlarda şişkinlikler meydana gelir. Daha sonra bu kısımlarda ökse otu bitkileri gelişir. Bazen ağaçların değişik kısımlarında enfeksiyon sonucu ağaç üzerinde büyük kitleler halinde yeşillikler dikkati çeker. Özellikle kış aylarında ağaç sanki yaprak dökmemiş gibi görünebilir; fakat gelişmeleri geriler, enfekte olmuş kısımlarda gelişme bozukluğu ve ölüm görülebilir. Konukçulan arasında elma, kiraz, turunçgiller, ardıç gibi çok yıllık meyve ve süs ağaçlan bulunmaktadır.
Mücadelesi: Bulaşık kısımlar budanarak imha edilmelidir.
Yabancı otlarla Mücadele
Yabancı otlarla mücadelede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bazen birden fazla yöntemin bir arada kullanılması daha iyi sonuç vermektedir.
Öncelikle yabancı otların bulunmadığı alanlara taşınmalarını, bulundukları yerlerde de yoğunluklarını artırmalarını önlemek için dikkat edilmesi gerekli hususlar kültürel mücadele içinde ele alınır. Yabancı ot tohumlarının kültür bitkisi tohumuna karışmaları önlenmeli, temiz tohumluk kullanılmalıdır. Hasat artıkları da bol miktarda yabancı ot tohumu içerdiğinden, bunların tarlada bırakılmaması gerekir. Yabancı ot tohumları hayvan yemi olarak kullanılan kültür bitkisi tohumlarına karışabilir. Bunlardan bir kısmı sindirim sırasında canlılığını kaybeder; fakat, büyük bir kısmı gübre ile birlikte yeniden tarım alanlarına bulaşabilir. Bu nedenle hayvan gübresi iyice fermente olduktan sonra kullanılmalıdır. Ayrıca bulaşmada rol oynayabilecek tarım aletlerinin temizliğine de dikkat edilmelidir. Kültür bitkilerinin yabancı otlarla rekabette üstün olmaları için bazı kültürel uygulamalar etkili olabilmektedir. Örneğin kültür bitkilerini ekerken normalden biraz fazla tohum kullanmak, ekim tarihini öne alarak ya da geciktirerek kültür bitkilerinin yabancı otlardan mümkün olduğunca az etkilenmelerini sağlamak, bu uygulamalar arasında sayılabilir. Rotasyonda rekabet gücü yüksek bitkileri kullanmak da oldukça etkili bir kültürel uygulamadır.
Yabancı ot mücadelesinde, özellikle de kültür bitkilerinin bulunmadığı alanlarda, yabancı otları yakmak, su altında bırakmak, biçmek gibi mekanik uygulamalar tercih edilebilir. Fidelik, sera gibi küçük alanlarda az miktarda yabancı ot varsa bunlar elle yolunarak temizlenebilir. Sıraya ekilerek yetiştirilen kültür bitkilerinde ise yabancı ot temizliğinde çapalama oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak iş gücünün pahalı olduğu yerlerde ve çok geniş alanlarda uygulanması zordur.
Yabancı otların ortadan kaldırılmasında sıcaklık veya değişik dalga boyundaki ışığın ya da elektromanyetik dalgaların kullanılması fiziksel mücadele içinde ele alınır. Bugün içinde pratikte uygulanan tek fiziksel mücadele yöntemi sıcaklık uygulamasıdır. Buda, toprak üzerinin özellikle sıcak yaz aylarında koyu renk plastik örtülerle kapatılarak, örtü altında toprak sıcaklığının yükselmesini sağlamak suretiyle yapılmaktadır. Bu şekilde yabancı otlar ışık alamayacakları için de zarar görürler.
Yabancı ot yoğunluğunun ekonomik zarar seviyesinin altında tutulması amacıyla, yabancı otlar üzerinde beslenen böcek veya patojenlerin kullanılması, biyolojik mücadele uygulamalarıdır. Bugüne kadar pratikte uygulanan çok az sayıda örnek olmasına rağmen, bu yöntemle ilgili olarak hala çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Biyolojik mücadelede başarıya ulaşmış yabancı otlardan bazıları Frenk inciri (Opuntia sp.) ve Koyun kıran (Hypericum perforatum) ‘dır. Frenk inciri ile savaşta bir kelebek (Cactoblastis cactorum), koyun kıran bitkisiyle savaşta ise iki kın kanatlı böcek (Chrysolina hypericive C. quadrigemina) kullanılmıştır. Patojenlerle ilgili olarak da başarılı örnekler vardır. Cyperus esculentus’a karşı Puccinia canaliculata, Malva pusilla’ya karşı ise Colletotrichum gloeosporioides fungusları biyolojik mücadelede kullanılmaktadır.
Biyolojik mücadelede başarılı olabilmek için uygulanan zararlı veya patojenin yabancı otlara özelleşmiş olması gerekir. Ayrıca yabancı otun bulunduğu alana adapte olabilmelidir. Böyle bir adaptasyon söz konusu olursa biyolojik mücadelede kullanılacak etmenin bir kez bulaştırılması yeterli olacaktır. Aksi halde mücadele gerektiğinde kimyasallarda olduğu gibi tekrar tekrar uygulama yapma durumu ortaya çıkar. Şimdiye kadar genelde fungal patojenler bu şekilde uygulanmışlar ve “miko herbisit” olarak isimlendirilmişlerdir. Bir patojenin miko herbisit olarak kullanılabilmesi için laboratuvar koşullarında kolay ve ucuz bir şekilde üretilebilmesi ve preparat haline getirilebilmesi gerekir. Kimyasal preparatlarin çevre üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle biyolojik mücadele ve miko herbisit kullanımı önemini korumakta ve bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir.
Herbisit kullanılarak yabancı otların ortadan kaldırılması kimyasal mücadele olarak ele alınmaktadır. Şu anda yabancı otlara karşı en çok kullanılan mücadele yöntemidir. Kimyasal mücadelede kullanılan herbisitler iki kısma ayrılmıştır: Bunlar Total herbisitler ve Seçici herbisitlerdir. “Total herbisitler” kullanıldıkları alanda bulunan bütün bitkileri etkileyen herbisitlerdir. Bu nedenle daha çok yol ve meydanlarda ortadan kaldırılması istenen yabancı otlara karşı kullanılırlar. Kültür bitkilerinin bulunduğu alanlarda kullanılan ve kültür bitkilerine zarar vermeden sadece yabancı otları etkileyen herbisitler ise “selektif yani seçici herbisitlerdir“. Selektif herbisitlerin seçiciliği çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadır.
Bu faktörler 3 grupta incelenebilir:
- Bitkinin özelliklerinden kaynaklanan selektivite: Kültür bitkisi ve yabancı ot arasında genetik yapıları bakımından ortaya çıkan farklılıklar selektiviteye neden olabilir. Aynı kimyasal maddeye bir bitki tepki göstermezken, aynı gruptan bir başka bitki bu maddeden etkilenebilmektedir. Aynı şekilde bitkilerin gelişme dönemleri, morfolojik yapılan ve fizyolojilerindeki farklılıklar da selektiviteyi ortaya çıkarabilir. Örneğin dar yapraklı bir kültür bitkisi herbisitten etkilenmezken, geniş yapraklı yabancı otlar kolaylıkla etkilenip ölebilirler.
- Herbisitin özelliklerinden kaynaklanan selektivite: Herbisitlerin kimyasal yapıları, formülasyonları ve uygulama şekilleri selektivite de rol oynayabilir.
- Çevre koşullarından kaynaklanan selektivite: Sıcaklık, nem, ışık, toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri herbisitlerin seçiciliği üzerinde önemli rol oynamaktadır.
Herbisitler kullanım zamanlarına göre de gruplandırılmışlardır. Kültür bitkilerinin ekilisi ve toprak yüzeyine çıkışı dikkate alındığında herbisitler;
Ekim öncesi (Pre-plant),
Çıkış öncesi (Pre-emergence),
Çıkış sonrası (Post-emergence), kullanılan herbisitler olmak üzere 3 grupta incelenirler. Ancak bazı herbisitler değişik zamanlarda da uygulanabilmektedirler.
Herbisitler
Phenoxy bileşikler:
Bu grupta çok sayıda selektif etkili herbisit bulunmaktadır. Bunlardan 2,4 D (2,4-dichlor-phenoxy-asetic acidej’nin dimethyl amin, tri-isopropandamin, isobutylester, isopropylester kimyasal yapıda olan bileşikleri hububatta geniş yapraklı yabancı ot mücadelesinde kullanılmaktadır. Esterli olanlar buharlaşma özellikleri nedeniyle monokültür yapılan bölgelerde tercih edilirler. Aksi halde kullanıldıkları alanın çevresine yayılarak burada bulunan geniş yapraklı kültür bitkilerinde zararlı olabilirler. 2,4 D’li herbisitler hormon etkili oldukları için bitkilerde hücre bölünmesini kamçılamakta, fotosentezi ve karbonhidrat sentezini azaltmakta, bunun sonucunda bitkinin ölümüne neden olmaktadırlar.
MCPA (4-chlor-2-methyl-phenoxy-aceticacide), kimyasal yapısı, etki şekli ve kullanımı bakımından 2,4 Dillere benzer, Bu grupta ele alınan post emergence herbisitlerden dichlorprop, özellikle Polygonum spp., Gallium spp., ve Stellaria media’ya dichlofob-methyl; tahıllar, soya fasulyesi, şekerpancarı ve sebzelerde zararlı tek yıllık yabanciotlara,fenoxaprop; sebzelerdeki tek ve çok yıllık yabancı otlara, quizalofob; pamuk, mercimek ve ayçiçeğinde zararlı tek ve çok yıllık yabanciotlara karşı tavsiye edilmektedir. Flamprop, hububat tarlalarında zararlı yabani yulaf mücadelesinde kullanılan selektif bir herbisittir. Haloxyfob, aksine geniş yapraklı kültür bitkileri arasında bulunan dar yapraklı yabanciotlara karşı kullanılmaktadır. Oxyfluorfen ise ülkemizde şimdilik sadece ayçiçeklerinde zararlı dar ve geniş yapraklı yabancı otlara karşı ruhsatlandinlmiş bulunmaktadır.
Karbamatiar:
Bu grupta bulunan selektif herbisitler çoğunlukla yabancıot- larda fotosentez veya karbonhidrat metabolizmasına etki ederek onları Öldürmektedir. Monilate ve thiobencarb özellikle çeltik alanlarında dancan mücadelesinde kullanılır. Cycloate ve phenmediphame şekerpancarında zararlı yabanciotlara karşı tavsiye edilmektedir. Vemolate ise soya fasulyesinde zararlı dar ve geniş yapraklı tek ve çok yıllık yabanciotlara karşı ekim öncesi uygulanan birherbi- sittir. Chiorpropham, yoncalarda küsküt mücadelesinde kullanılabilen herbisitlerden biridir. Ayrıca depoların patateslerin çimlenmesini önlemek için de düşük dozları kullanılabilmektedir.
Üre Bileşikleri:
Bu gruptaki herbisitlerde, fotosentez, karbonhidrat ve protein metabolizmasını etkilemek suretiyle yabancı otları öldürmektedir.
Genellikle çimlenme öncesi uygulanırlar. Kökler vasıtasıyla alınıp yapraklara’ taşınırlar. Bunlardan linuron mısır ve sebzelerde, mo- nolinuron yine mısır, sebze ve bağlarda, noruron ise pamuk, soya fasulyesi ve patateslerde zararlı yabanciotlara karşı etkilidir. Meta- benthiazuron etkili maddeli herbisit buğday ve baklagillerde zararlı yabanciotlara karşı seçici etkiye sahiptir. Diuron ve thiaazafluron ise yol ve Özel alanlarda bulunması istenmeyen bitkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kullanılan total herbisitlerdir. Diuron meyve bahçelerinde zararlı yabancı otlara karşı da selektif etki gösterebilir.
Anilinler:
Bu grupta, dinitramine, nitraline, trifiuralin, ethalfluraline gibi daha çok sebzelerde ve çeşitli endüstri bitkilerinde zararlı, özellikle tek yıllık yabanciotlara karşı kullanılan selektif herbisitler bulunmaktadır. Bazıları hücre bölünmesini engelleyerek, bazıları ise enerji ve solunum mekanizmasını etkileyerek yabanciotlan öldürürler.
Anilidler:
Alachlor, diphenamid, metalachlor, propani! gibi çıkış öncesi, selektif herbisitler bu grupta yer almaktadır. İlk ikisi endüstri bitkilerinde geniş yapraklı yabanciotlara karşı tavsiye edilir. Metalachlor geniş yapraklı kültür bitkilerinde zararlı dar yapraklı yabanciotlara karşı kullanılmaktadır. Çimlenmelerini engelleyerek yabanciotlan Öldürür. Propanil ‘in ise çeltik tarlalarında yabanciot mücadelesinde farklı etkili maddeye sahip herbisitlerle karışım halinde preparatlan kullanılmaktadır.
Diazinler:
Diazin grubunda bulunan herbistler etki mekanizmaları ya- banciotlarda fotosentezi engelleme şeklindedir. Bu grupta bulunan herbisitlerden bromacil meyve bahçelerinde bulunan yabanciot- larm mücadelesinde ya da yol kenarları, demiryolları, su kanalları gibi yerlerde istenmeyen yabanciotlarm ortadan kaldırılmasında kullanılan total bir herbisittir. Chloridazon ve lenacil ise şekerpan- carında zararlı yabanciotlara karşı çıkış öncesi kullanılırlar. Benta- zone ise hububat, patates, çeltik, yonca, soya fasulyesi gibi değişik bitkilerde zararlı geniş yapraklı yabanciotlara karşı çıkış sonrası kullanılan bir herbisisttir.
Triazinler:
Bu grupta bulunan atrazin çoğunlukla meyve bahçelerindeki yabancıotlarla mücadelede çıkış öncesi veya sonrası uygulanmaktadır. Ayrıca yonca ve bağlarda küsküt mücadelesinde de kullanılır. Hem fotosentezi hem de transpirasyonu etkileyerekyaban- ciotlan öldürmektedir. Yine meyve bahçelerinde, bağlarda ve süs bitkilerinde yaygın olarak kullanılan simazin kloroplastlard a kî RNA sentezini etkileyerek, klorofil miktarını ve COz alimini azaltarak etkili olmaktadır. Her iki herbisit de mısır tarlalarındaki yabanciotlar için çıkış öncesi tavsiye edilmektedir. Metribuzin ve terbutryn ise çoğunlukla sebze ve patates tarlalarındaki tek yıllık yabanciotlara karşı kullanılırlar. Etkileri aynı şekilde, fotosentezi engellemek suretiyle ortaya çıkmaktadır.
Benzonitriller:
DichlobeniI, bromoxynîl ve propyzamide gibi meyve bahçelerinde, bağlarda ya da yol ve meydanlarda bulunan yabanciotlara karşı çıkış sonrası kullanılan herbisitler bu grubu oluşturmaktadır. Meristem dokusunu parçalayarak etkili olurlar.
Bunlardan başka; meyve bahçelerindeki dar ve geniş yapraklı yabanciotlara karşı kullanılabilen, aminotriazole, dalapon, para- quat ve giyphosate, hububatta dar ve geniş yapraklı yabancı otlara karşı çıkış öncesi uygulanan chlorsulfuron, çıkış sonrası uygulanan dicamba, yine hububatta yabani yulafa karşı geliştirilmiş difenzo- quat, yoncada küsküt mücadelesinde ve su altında gelişen otların ortadan kaldırılmasında kullanılan diguat gibi değişik gruplardan, etki tarzları farklı çeşitli herbisitler bulunmaktadır.



