Bitki Koruma Ürünlerinin Çevreye ve İnsan Sağlığına Etkileri ve Korunma Yolları
PESTİSİTLERİN İNSAN VE HAYVAN VÜCUDUNA GİRİŞ YOLLARI
Pestisit Nedir?
Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir. Zararlı organizmalar, insanların besin kaynaklarına, mal varlıklarına zarar veren, hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insanlar ve diğer hayvanlar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle bazı sorunlar da yaratabilir. Çoğu pestisit, pestleri öldürerek iş görür. Sistemik bir pestisit, bitki tarafından emildikten sonra iletim demetleriyle taşınır.
Pestisitler insan ve hayvan vücuduna üç yolla girer:
a) Ağız yoluyla,
b)- Deri yoluyla
c)- Solunum yoluyla
PESTİSİTLERİN İNSANLARA ETKİLERİ
Pestisitler insanlar için çok zehirli bileşikler olup, insan vücuduna ağız, deri ve solunum yolu ile giren pestisitler akut (ani) ve kronik (yavaş) zehirlenmeler ile kanserlere neden olurlar.
Ani (Akut) Zehirlenme
İlacın vücuda alınmasından itibaren ilk 24 saat içerisinde görülen zehirlenmelerdir. İlaçların kullanılmaları veya depolanmaları sırasında yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
Bu konuda en çok yapılan ihmaller ve dikkatsizlikler şu şekildedir;
- İlaç kaplarına besin maddelerinin konulması,
- İlaçların besin maddeleriyle bir arada bulundurulması,
- İlaçlama esnasında maske, eldiven, gözlük ve ilaçlama elbisesi gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanılmaması,
- Pestisitlerin temas etmiş olduğu elbiselerin giyilmesi
Pestisitlerin zehirlilik sınıfları, pestisitlere karşı alınacak önemler bakımından yol göstericidir. Ani zehirlenme açısından pestitlerin LD50 değerleri en öncemli değerdir. (“LD” letal dozun kısa gösterimidir.” Bu değer öldürücü doz anlamına gelmektedir. Bu değerin küçük olması pestisitin çok zehirli olduğunu göstermektedir. LD50 test hayvanlarının belirli bir süre sonra %50’sini öldürebilecek kapasitede bir dozdur.
Yavaş (Kronik) Zehirlenme
Yavaş (Kronik) zehirlenme kullanım sırasında ve özellikle ürünler üzerinde bulunan pestisit kalıntısı ile vücuda alınan pestisitlerde meydana gelir. Kronik zehirlenmeler, dokularda birikebilen pestisitler için çok daha önemlidir. Ürünler üzerindeki pestisit kalıntılarının tolerans değerlerinin altında olması gerekmektedir. Bunun için de pestisitlerde bekleme süresi adı verilen son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyulması gerekmektedir. Böylece kronik zehirlenmelerin büyük ölçüde önüne geçilmiş olur. Önemsenmeyecek miktarda vücuda alınan pestisitler ileriki zamanlarda ölümle sonuçlanabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple pestisitlerin kullanımları sırasında tüm önemlerin titizlikle alınması gerekmektedir.
Kanserojen Etki
Pestisitlerin çoğu kanser yapıcı etkiye sahiptir. Kansorojen etkiye sahip pestisitler insalarda mutajenik, alerjik ve tahriş edici etkiler de gösterebilir.
PESTİSİTLERİN ÇEVREYE ETKİLERİ
Pestisitler çevreyi olumsuz yönde etkiler. Bu olumsuz etkileri en düşük seviyede tutabilmek için bu etkilerin bilinmesi gerekmektedir. Pestisitlerin çevreye etkileri 7 grupta toplanabilmektedir.
- Evcil hayvanlara etkileri
- Balıklara ve suda yaşayan diğer canlılara etkileri
- Kuşlara etkileri
- Doğal düşmanlara etkileri
- Diğer hayvanlara etkileri
- Balarıları ve polinatör böceklere etkileri
- Toprak mikroorganizmalarına etkileri
1. Evcil hayvanlara etkileri
Pestisitler insanların yakın çevresinde bulunan ve insanlara yarar sağlayan büyükbaş, küçükbaş ve hümes hayvanlarında olumsuz etkilere neden olabilirler. Pestisitler bu gibi hayvanlarda ani ve yavaş zehirlenmelere neden olurlar. Pestisitler çiftlik hayvanlarının yağ, süt, et ve yumurta gibi ürünlerine de geçebilmektedir. Bu neticede pestisitler bu ürünleri tüketenlerin de zehirlenmelerine neden olurlar.
Bu durumun önüne geçebilmek için özellikle yem olarak kullanılacak bitkilerin ilaçlamalarında hasat ile hayvanlara yedirilmesi için geçmesi gereken süreye uyulmalı, ilaç kapları ve kalıntıları gömülmeli, imha edilmeli ve bunlar hayvanların kesinlikle ulaşamayacağı şekilde uzaklaştırılmalıdır.
2. Balıklara ve suda yaşayan diğer canlılara etkileri
Pestisitler balıklarda zehirlenmelere neden olabilirler. Pestisitler balıkların bulunduğu ortamlara, topraktan yer altı sularıyla, yağmurla yıkanmaları sonucuyla, pestisit kalıntılarının veya fabrika atıklarının akarsularla taşınması sonucuyla ulaşırlar.
Pestisitler böylece balıkların ve suda yaşayan diğer canlıların kitleler halinde ölümleri yanı sıra onların barındığı yerleri değiştirmelerine neden olurlar. Pestisitlerin balıklara etkileri konusu büyük önem arz etmektedir. Bu konuda pestisitin etiketinde gerekli bilgilerin bulunması zorunludur.
Pestisitler balıklarda zehirlilikleri bakımından 7 gruba ayrılmaktadırlar bunlar;
- Çok zehirliler
- Zehirliler
- Orta zehirliler
- Tehlikeliler
- Az zehirliler
- Çok az zehirliler
- Zehirsizler
3. Kuşlara etkileri
Pestisitler kuşlara da olumsuz etki gösterirler. İlaçlama yapılan bölgelerde kuşlar ani ve yavaş zehirlenmelerle pestistlerden etkilenirler. Özellikle havadan yapılan ilaçlamalar kuşlar üzerinde daha fazla etkili olmaktadır. Kuşlar pestisitlerden genellikle dolaylı olarak etkilenirler. Ölmüş böceklerle ve topraktaki tohumlarla beslenirler. İnsektisitle ölmüş böceklerle ve ilaçlanmış tohumlarla beslendiklerinde ölümleri kaçınılmaz olmaktadır. Pestisitlerin kuşlarda neden olduğu kronik zehirlenmelerin sonuçları;
- Büyümeleri yavaşlar
- Üremeleri engellenir
4. Doğal düşmanlara etkileri
Pestisitler parazit, parazitoit ve predatör olarak yaşayan ve zararlılarla geçinen organizmaları olumsuz yönde etkilemektedir. Bu organizmalara olumsuz etkileri, doğrudan öldürerek (doğrudan etki) ve besini olan zararlıları öldürerek (dolaylı etki) şeklinde olur. Bu etkilerden dolayı etkiyi en az düzeye indirmek için, zararlı populasyonlarının ekonomik zarar eşiğinde tutulmuş olması yeterlidir. Böylece doğal düşmanların populasyonlar korunmuş olur.
Pestisitler doğal düşmanlara etkileri bakımından üç gruba ayrılmaktadırlar. Bunlar;
- Şiddetli zehirli olanlar,
- Orta şiffette zehirli olanlar,
- Hafif zehirli olanlar şeklindedir.
Zararlılara karşı ilaç seçiminde bunların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Doğal düşmanların pestisitlerden en düşük düzeyde etkilenmeleri için;
- Doğal düşmanlara etkisi en düşük ilaçlar seçilmelidir,
- Az sayıda organizmayı etkileyen ilaçlar seçilmelidir,
- İlaçlar önerilen dozun haricinde kullanılmamalıdır,
- Doğal düşman populasyonunun yükske olduğu zamanlarda mümkün olduğunda ilaç kullanılmamalıdır.
- Bitkilerin çiçekli dönemlerinde ilaçlama yapılmamalıdır.
- Sistemik etkili ilaçlar ve bubnların topraktan verilenleri tercih edilmelidir, (bunların sebze meyvelerde kullanılması insan sağlığı açısından sakıncalıdır.)
- Zararlılarla savaşta ekonomik zarar eşiği kurallarına uyulmalıdır.
5. Diğer hayvanlara etkileri
Pestisitler yaban hayvanları, kertenkele, yılan gibi hayvanlara zehirli etkiye sahiptir. Bu hayvanların ani ve yavaş zehirlenmelerine neden olurlar.
6. Balarıları ve polinatör böceklere etkileri
Pestisitlerin ve bunlardan özellikle insektisitlerin balarıları ve tozlayıcı böceklere olumsuz etkileri vardır. Pestisitler balarılarına etkileri bakımından, çok şiddetli zehirli, orta şiddetli zehirli ve hafif zehirli ilaçlar olarak üç gruba ayrılırlar.
Balarıları ve polinatör böceklerin pestisitlerden etkilenmelerini en aza indirmek için;
- Balarıları ve polinatör böceklere etkisi düşük olan hafif zehirli ilaçlar seçilmeli,
- Bitkilerin çiçekli dönemlerinde ilaçlama yapılmamalı,
- Arıcılık yapılan bölgelerde ilaçlamalar akşam saatlerinde yapılmalı,
- Etki süresi kısa olan ilaçlar seçilmeli,
- Sistemik ilaçlara öncelik verilmeli, (Sebze ve meyvelerde insan sağlığı açısından sistemik ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.)
- İlaçlamalardan 2-3 gün önce arıcılar yayın araçları ile uyarılmalıdır.
7. Toprak mikroorganizmalarına etkileri
Toprakta çok sayıda mikroorganizma bir arada yaşar. Bu yaşam biçiminde mikroorganizmalar arası ilişkiler çoğunlukla antagonistik ve simbiyotiktir. Pestisitler gerek bitkilerin toprak üstü organlarında yapılan ilaçlamalard yere düşen damlalarda toprağa geçerek, gerekse toprağı ilaçlamak amacıyla doğrudan toprağa uygulanarak mikroorganizmalar arası ilişkileri bozarlar. ilaçlamaların usulüne uygun şekilde yapılması alınacak en büyük önlem olmalıdır.
PESTİSİTLERDEN ZEHİRLENME BELİRTİLERİ
Pestisitin vücuda alışınından belirli bir süre sonra zehirlenme belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler, pestisitin çeşidi, alınış yolu, alınış miktarı gibi nedenlere bağlı olarak değişiklik gösterirler. Belirtiler;
- Baş ağrısı,
- Huzursuzluk,
- Aşırı yorgunluk,
- Solunum sorunları,
- Terleme,
- Yüksek ateş,
- Kusma,
- Morarma,
- Kalpte ritim bozukluğu,
- Refleks bozukluğu,
- Konuşma güçlüğü,
- Göz bebeklerinin küçülmesi,
- Göz kızarması
- İshal,
- Bayılma,
- Koma olarak ortaya çıkabilmektedir.
PESTİSİT ZEHİRLENMELERİNDE İLKYARDIM ÖNEMLERİ
- İlk olarak zehirlenmenin nedeni belirlenmelidir.
- Zehirlenen kişinin düzenli ve sürekli olarak solunum yapması sağlanmalıdır.
- Zehirlenen kişi etki alanından uzaklaştırılmalıdır.
- Pestisit bulaşmış elbiseler hemen çıkartılmalıdır.
- Zehirlenen kişinin tüm vücudu bol ve temiz su ile yıkanmalıdır.
- Suyun olmadığı durumlarda pestisit bulaşmış vücut silinmelidir.
- Zehirlenen kişinin durumu ağırsa baş geride, çenesi iler çekilmiş durumda yan yatırılmalıdır.
- Titreme ve kasılmalar varsa, rahat bir pozisyonda yatırılıp hareketleri engellenmemeli, ancak dişlerinin arasına katlanmış bez veya mendil sıkıştırılarak kasılmaları karşı korunmalıdır.
- Zehirlenen kişi başı dik durumda iken boğazına parmak bastırılarak kusturulmalıdır.
- Zehirlenen kişi kendine geldiğinde sigara vb. maddeler içirilmemelidir.
- Yüksek ateşe soğuk su ile müdahale edilmelidir.
- Zehirlenen kişi en kısa süre içerisinde en yakın sağlık kuruluşu ve hekime götürülmeli, bu sırada zehirlenmeye neden olan pestisitin ambalajının veya etiketinin birlikte götürülmesi alınacak önlemlerin ve tedavi yönteminin en kısa sürede belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.
PESTİSİTLERDE TOLERANS SINIRI VE KALINTI (REZİDÜ)
Bitkiler üzerine püskürtülen bir pestisit, atıldığı günden itibaren belirli bir sürenin sonunda tamamen dekompoze (*Bileşenlere ayırma,veri tabanlarında büyük tabloları, daha küçük tablolara bölme işlemine verilen addır.) olur. Aradan geçen bu zaman sürecinde, ilacın bitki üzerindeki kalıntı düzeyi de giderek azalır ve sıfırlanır. İnsna ve hayvan sağlığı açısından bu ürünlerin tüketimi için kalıntının sıfırlanması koşulu bulunmamaktadır. Ancak sağlığa sararlı olmayacak düzeye inmiş olması koşulu Bulunmaktadır.
Pestisitlerin insan ve hayvan yiyeceği olarak kullanıldığı ürünler üzerinde bulunması göz ardı edilebilen kalıntı miktarına tolerans sınırı adı verilmektedir. Ppm, ppb veya mg/kg ile ifade edilir. Bu değerler üzerinde olan pestisit miktarı insna ve hayvanlar için zehirlidir. Kalıntı (rezidü), 1kg üründe saptanan etkili madde miktarının miligram cinsinden ifadesidir. Saptanan kalıntı, tolerans sınırının üzerinde veya altında bulunabilir. Şayet kalıntı miktarı, tolerans sınırının üzerinde saptanmış ise bu ürünün tüketimine izin verilmez. Batı ülkelerinde bu kural titizlikle uygulanmaktadır. Tolerans sınırında ve bu sınırın altında kalıntı saptanan ürünün tüketilmesine izilir verilir. Bu sınıra maksimum tolerans sınırı yada maksimum kalıntı düzeyi denir.
Ürünlerde bulunabilecek maksimum kalıtnı miktarı konusunda her ülkenin ulusal MRL (Maksimum Kalıntı Limiti) listeleri vardır. Uluslararası ticarette uluslararası düzeyde geçerliliği olan MRL listeleri önemlidir. Bu konuda FAO (Gıda Tarım Örgürü) Kodeks limitleri ve AB limitleri kullanılır. 4 Farklı MRL listesi bulunmaktadır.
- Türk Gıda Kodeksi Listesi
- FAO Kodeks limitleri listesi
- Avrupa Birliği Limitleri Listesi
- EPA Limitleri Listesi
Pestisitin tolerans sınırı değerlerini etkileyen faktörler:
Pestisitin kimyasal yapısı: Pestisitin kimyasal yapısı onun zehirliliği ile ilgilidir. Pestisitin vücutta birikme şekli vb. özellikleri bu konuda etkilidir.
Kültür biktisinin çeşidi: Kültür bitkisi veya ürünün çeşidi tolerans değerinin belirlenmesinde etkili olan bir faktördür. Bu nedenle aynı pestisitin farklı bitki ve ürünlerdeki tolerans değerleri farklıdır.
Ürün çeşidi: Tolerans değeri doğrudan değerlendirilen bitki ve ürünlerde küçüktür. Örneğin taze olarak tüketilen sebze ve meyvelerde aynı pestisitin tolerans değerleri küçüktür.
Ürün tüketilme şekli ve sıklığı: Kültür bitkisi veya ürünün tüketilme sıklığı ve miktarı tolerans değerinin saptanmasında en önemli faktördür. Bu konuda toplumun beslenme rejim ve alışkanlıkları önemlidir. Örneğin buğday yurdumuzda sık ve fazla tüketilir. Bu nedenle bir pestisitin buğdaydaki tolerans değerinin düşük olması gerekir. Muz ise yurdumuzda az tüketilen bir meyvedir. Bu nedenle aynı pestisitin muz üzerindeki tolerans değeri büyük olmalıdır.
Her pestisitin zararsız olan günde alınabilir miktarı (ADI), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenir. Toplumların beslenme rejim ve alışkanlıkları, ürünün değerlendirme şekli göz önünde tutularak zarasız olan günde alınabilir pestisit miktarının aşmayacak şekilde tolerans sınırı saptanır. Bu nedenle tolerans sınırları her ülke için farklıdır. Her ülkenin tolerans sınırları listesi ayrıdır. Tolerans sınırları listesi bulunmayan ülkelerde ise Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanmış listelerden yararlanılır. Ülkemiz için hazırlanan tolerans sınırları listesi 03.09.1990 yılında yürürlüğe girmiştir.
Her ülkenin tolerans sınırlarının bilinmesi, ilgili ülkeye yapılacak tarım ürünleri dışsatımında ürün üzerindeki kalıntı miktarının bilinmesi ve ayarlanması bakımındna önemldiir. Tolerans sınırlarının üzerinde pestisit kalıntısı taşıyan bir tarımsal ürünün ilgili ülkeye girmesi ve o ülkede satışması mümkün olmamaktadır. Bu durumda ürün imha edilir veya geri gönderilir.
Herhangi bir ürün üzerindeki pestisit kalıntı miktarının tolerans sınırları altında olabilmesi için iki noktaya özen gösterilmelidir.
- İlaçlama ile hasat aasında geçmesi gereken süre
- Bu sürenin mümkün olduğunca uzun tutulması
Bir ürün üzerinde bulunan pestisit kalıntı miktarı, gaz kromatografi cihazı ile kısa zamanda saptanabilmektedir.
PESTİSİTLERDE BEKLEME SÜRESİ
Pestisitler bitkiler üzerine püskürtüldükten sonra genellikle sıcaklık, ışık, yağışlar gibi çevre faktörlerinin etkisi altında zehirliliklerini zaman içerisinde yitirirler. Buna dekompoze olma adı verilir. Bu olay zamanla artar. Belirli bir süre sonra zehirli kalıntı miktarı tolerans değerinin atlında düşer. İşte pestisitin kullanımından sonra ürünler üzerindeki kalıntı miktarının tolerans değerinin altına düşmesi için geçmesi gereken süreye bekleme süresi denir. Bu kavram uluslararası benimsenmiş bir kavramdır.
Bekleme süresi uluslararası bir kavram olmasına karşın, uluslararası bir standardı yoktur. Çünkü bir pestisitin kalıntı miktarının tolerans sınırına inmesi için geçecek olan gün sayısı iklim koşullarına göre değişkenlik gösterebilmektedir.
Ürünler gün olarak verilen bu süre geçmeden hasat edilmemeli ve tüketilmemelidir. Bu nedenle bekleme süresi pestisitin son kullanımı ile ürünün hasadı arasında geçmesi gereken süre olarak da tanımlanabilir. Bekleme süresi insan ve hayva sağlığı bakımından önemlidir. Bu süreye uyulması pestisitlerin insan ve hayvanlara zehirli etkilerini ortadan kaldırır.
Pestsitlerde bekleme süresi, pestisitin çeşidi, kültür bitkisinin çeşidi, kültür bitkisinin değerlendirilme şekli ve iklim koşulları gibi etkenlere bağlı olarak değişir.
Pestisitlerde bekleme süresinin mümkün olduğunca uzun tutulması gerekir. Böylece ürünler üzerindeki pestisit kalıntı miktarı en aza ve dolayısıyla zararsız düzeye indirilmiş olur. Pestisitlerin etiket ve kullanma yönergelerinde bekleme süreleri ile ilgili bilgilerin bulunması gerekir. Ürünler üzerindeki pestisit kalıntılarının bilinen tolerans değerlerinin altında olabilmesinin pratik tke çözümü bekleme süresine uyulmasıdır.
KALINTI PROBLEMİNİ EN AZA İNDİREBİLECEK ÖNLEMLER
Üründe kalabilecek kalıntı miktarı, pestisit uygulamasının yapıldığı bitki çeşidi, etki maddenin kimyasal yapısı ve özellikleri, kullanım dozu ve tekrarı, etkili maddenin formülasyonu, uygulama ile hasat arasında geçen süre, uygulama anında/sonunda çevre ve iklim koşulları ve hasattan tüketime kadar uygulanan işlemler gibi çeşitli faktörlere bağlı olmaktadır. Ülkemizde kalıntı sorunlarının çözüm önerilerini, sahada ve laboratuvar analizlerinde alabilecek önemler olarak inceleyebiliriz.
Sahada uygulama sürecinde alınacak önlemler
Son yıllarda çevre ve insanı tek bir sistem olarak gören sürdürülebilir tarım önem kazanmaktadır. Bu amaçla Entegre Ürün Yönetimi (Integrated Crop Management) ve Entegre Mücadele (Integrated Pest Management – IPM) sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemlerde, insan ve çevre sağlığı yönünden tarım alanında kullanılan tarım ilaçlarının olumsuz etkilerine karşı değişik önlemler alınmalıdır. Bunlar kalıntı sorununun oluşmaması için çok önemlidir. Çevre ve kalıntı açısından uygun kullanım koşulları ve dikkat edilmesi gereken noktalar;
- Kimyasal mücadelede IPM görüşü içerisinde, insan sağlığına ve hedef dışı organizmalara düşük zehirli pestisitlerle yapılmalıdır.
- Çevreye ve çevrede yaşayan organizmalara olabildiğince düşük riskli pestisitler seçilmelidir.
- Zararlı organizmalarda dayanıklılık riski düşük pestisitler seçilmelidir.
- Doğal Düşmanlara en az zarar veren ilaçlar seçilmelidir. Çevredeki arı yetiştiricileri uyarılmalı, kovanlar bir süreliğine kapatılmalıdır.
- Hedef alınan zararlının biyolojisine göre en etkin ilaçlama zamanı seçilmelidir.
- En etkim metot ve azami koruma önlemleri alınarak uygulanmalıdır.
- İlk etkisi kuvvetli, kalıcığı daha kısa süren pestisitler seçilmelidir.
- Son ilaçlama ile hasat arsında süreye dikkat edilmelidir.
- Kimyasal ile su karışımı uygulama yerinde yapılmalıdır.
- Uygulama aletlerinin bakım ve kalibrasyonu yapılmalıdır.
- Önerilen dozda ve sayıda pestisit uygulaması yapılmalıdır.
- Uygulama öncesi gerekli önlemler alınmalı, uygulayıcılar eğitilmelidir.
- Ambalajı bozuk tarım ilaçları satın alınmamalı, bunlar çocuklardan, yiyecek ve içecek maddelerindne uzak güvenli yerlerde bulundurulmalıdır.
- Uygulama uygun hava şartlarında, rüzgarsız havada ve günün serin saatlerinde yapılmalıdır.
- Uygulama sırasında herhangi bir şey yenmemeli, içilmemeli gözler ovuşturulmamalı, ağza dokunulmamaları, ilaçlama sonrası elbise değiştirilip eller ve yüz bol sabunlu ve temiz su ile yıkanmalıdır.
- Uygulamalar çocuklara yaptırılmamalı ve ilaçlama alanından diğer işçiler de uzaklaştırılmalıdır.
- İlaçlama sırasında çiftlik hayvanları uzak tutulmalı, ilaçlanan alana belli bir süre geçmeden hayvanlar sokulmamalıdır.
- Kullanılan alet ve yardımcı malzemeler iş bittikten sonra titizlikle temizlenmeli, boşalan ilaç kapları uygun şekilde imha edilmelidir.
HAP BİLGİLER
- Bitki koruma ürünleri (BKÜ), hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılır.
- Fungisitler fungal hastalıklara karşı kullanılır.
- İnsektisitler zararlılara karşı kullanılır.
- Herbisitler yabancı otlara karşı kullanılır.
- BKÜ’ler yanlış kullanıldığında insan sağlığına zarar verebilir.
- BKÜ’lere en yaygın maruz kalma yolu deridir.
- Solunum yoluyla maruz kalma özellikle uygulama sırasında önemlidir.
- Akut zehirlenme kısa sürede yüksek doz maruziyet sonucu oluşur.
- Kronik etki uzun süre düşük doz maruziyet sonucu gelişebilir.
- Baş dönmesi, bulantı ve kusma akut zehirlenme belirtilerindendir.
- BKÜ’ler su kaynaklarında kirliliğe neden olabilir.
- Bilinçsiz BKÜ kullanımı faydalı organizmalara zarar verebilir.
- Arılar BKÜ uygulamalarından etkilenebilen önemli faydalı organizmalardır.
- Hasat öncesi bekleme süresi (PHI) mutlaka dikkate alınmalıdır.
- Kalıntı problemi yanlış doz ve yanlış uygulama zamanından kaynaklanabilir.
- LD50 değeri küçüldükçe toksisite artar.
- LD50 değeri büyüdükçe toksisite azalır.
- Kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımı zorunlu güvenlik önlemidir.
- Maske, eldiven, gözlük ve tulum uygulama güvenliği açısından önemlidir.
- Rüzgarlı havada BKÜ uygulaması yapılmamalıdır.
- Etiket bilgileri dikkatlice okunmalıdır.
- Önerilen doz aşılmamalıdır.
- Boş BKÜ ambalajları tekrar kullanılmamalıdır.
- BKÜ ambalajları su kaynaklarına atılmamalıdır.
- Entegre mücadele (IPM) çevre dostu mücadele yaklaşımıdır.
- Modern yaklaşım gereksiz BKÜ kullanımını azaltmayı hedefler.
Konu bitmiştir lütfen değerlendirme testini çözünüz.

