Meyve Zararlıları
MEYVE ZARARLILARI
Kabuklu Bitler (Lepidosaphes spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Kabuklu bitler, dış görünüşleri, beslenme ve yaşam şekilleri gibi bazı özellikleri ile böcekler içerisinde geniş ve önemli bir grup oluşturmaktadır. Bu canlıların vücutlarının üzeri sert bir kabuk, unsu ve mumsu maddeler ile kaplıdır. Kabuğun şekli türlere göre büyük farklılıklar göstermektedir. Kabuklu bitlerin tür teşhisinde, kabuktaki bu farklılıklardan yararlanılır.
Kabuklu bitlerde dişi bireylerin vücut kısımları genellikle birbirine kaynaşmıştır. Dişilerde baş, göğüs (thorax) ve karın (abdomen) birbirinden ayırt edilemez durumdadır ve kanat bulunmaz. Bazı kabuklu bitlerde bacaklar bulunmaz. Bu nedenle canlı bitki üzerinde sabitlenmiş halde hareketsiz veya çok az hareketli bir şeklinde de yaşamını devam ettiririr.
Erkek bireylerin ergin dönemlerinde dişilerden farklı olarak kanat ve baca klan bulunmaktadır. Erkek bireyler uçma yeteneğine sahiptir.
Kabuklu bitler birbirinden farklı özellikleri nedeni ile aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.
Kabuklu Bitler: Kabuklu bitlerin en geniş familyası olup bazı türler virgül şeklindedir. Böceklerin üzerinde vücuttan kolayca kaldırılabilen bir kabuk bulunur. Bu gruptaki dişi bireylerde göz, bacak ve antenler bulunmaz. Erkeklerde ise kanat ve bacaklar gelişmiş durumdadır. Kabuklu bitler, bitkilere sıkı bir şekilde bağlandığından zor kalkar. Fakat kabuk böceğin vücuduna yapışık değildir. Bu nedenle kabuk bitki üzerinden kaldırıldığında, böcekten ayrılarak kalkar, böcek ise bitki üzerinde yapışık olarak kalır. Bu grupta yer alan ve bitkilerde önemli derecede zarar yapan türler, dut kabuklu biti, turunçgil kırmızı kabuklu biti, zeytin kabuklu biti, virgül kabuklu biti, antepfıstığı kabuklu biti, şeftali virgül kabuklu biti ve San Jose kabuklu bitidir. Kabuklu bitler yoğun olarak bulunduğunda bitki Öz suyunu emerek bitkinin ölümüne neden olur.
Koşniller: Koşniller yumuşak vücutlu canlılardır. Gelişme dönemlerinde sert yapıda bir dış deri meydana getirir. Vücutları genellikle yuvarlak veya elips şeklindedir. Antenleri küçülmüş veya yok olmuştur. Bazı türlerde bacak vardır. Koşniller kabuklu bitlerden farklı olarak bitki üzerine sıkı bir şekilde bağlanmadığından kolay kalkar. Fakat kabuk vücuda yapışık olduğundan, kabuk ile vücut birbirinden ayrılmaz. Yıl içerisinde çok sayıda döl veren canlılardır. Bu grubun en önemli türleri, zeytin kara koşnili, erik koşnili, iki kabarcıklı koşnil, kahverengi koşnil, torbalı koşnil, çay koşnili ve incir koşnilidir. Bitkilerde beslenmeleri sonucu yapışkan bir madde salgılar. Bu duruma fumajin adı verilir. Fumajin meyve kalitesini bozar. Ayrıca bitki gövde ve dallarının kararmasına neden olarak ağacın gelişimini zayıflatır.
Unlu Bitler: Unlu bitlerde kabuk veya kalınlaşmış bir sırt derisi bulunmaz. Vücutlarının üzeri una benzer bir madde ile kaplıdır. Vücut uzun, oval şekildedir ve bacaklar iyi gelişmiştir. Ergin böcekler hareketlidir. Unlu bitler yumurtalarını pamuğumsu bir salgı içerisinde muhafaza eder. Erkek bireyler kanatlıdır. Bitkilerde zarar meydana getiren en önemli türler turunçgil unlu biti ve sera unlu bitidir.
Dev Koşniller: Bu familyaya ait dişi bireylerin vücutları büyük ve yuvarlaktır. Vücut mumsu maddeler ile kaplıdır. Bacakları iyi gelişmiş olabildiği gibi küçülmüş veya kaybolmuş da olabilir. Erkek bireyler nimf döneminde beyaz ve uzunca bir kokon oluşturur ve Çoğu zaman bu kokonun etrafında mumsu iplikçikler bulunur. Bu grubun en önemli türleri ekin koşnili ve torbalı koşnildir.
Dev koşniller beslenmeleri sırasında fumajine neden olur.
Meyve ağaçlarında kabuklu bitlerin ve koşnillerin etkili predatörü “Chilocorus bipustulatus”tur.
GÖRSEL GÖRÜNTÜLENEMİYOR
Zarar Şekli ve Ekonomik önemi
Kabuklu bitler önemli bitki zararlılarıdır. Meyve bahçelerinde, bağlarda, orman ağaçlarında, park ve süs bitkilerinde beslenmekte ve önemli zararlara sebep olmaktadır. Kabuklu bitlerin bitkilerde beslenmesi sonucu, bitki gelişiminde yavaşlama, yapraklarda sararma ve zamanından önce dökülme, meyve kalitesinde düşüşler, uç dallarda kuruma ve bitkide ölüm meydana gelmektedir. Ayrıca kabuklu bitler, beslenme sırasında bitkiye toksik (zehirli) etkisi olan bazı maddeler salgılamaktadır. Hücre duvarını eriten ve bazı bileşiklerin parçalanmasına yol açan bu maddeler hücrelerde erimeye veya aşırı çoğalmaya sebep olmaktadır. Bunun sonucu bitkilerde şekil bozuklukları, renk değişimler görülmektedir. Ayrıca bazı kabuklu bitler beslenmeleri sırasında bitkiden aldıkları öz- suyun fazlasını, vücutlarından dışarıya atar. Bu madde bitkilerin yaprak, çiçek, dal ve meyve gibi akşamlarını kaplar. Ballı madde, bal çiği gibi isimlerle anılan bu madde, ılıman bölgelerde üzerinde bazı saprofit (çürükçül) fungusların gelişmesi için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Burada gelişen funguslar fumajin oluşturmaktadır. Fumajin, yaprakların tüm yüzeyini kaplayarak bitkinin fotosentez yapımını engellemesi yanında çiçek ve meyveleri kaplayarak estetik ve pazar değerlerini de düşürmektedir.
Ülkemizde bulunan ve bitkilerde Önemli derecede zararlara yol açan bazı kabuklu bitler şunlardır:
Dut Kabuklu Biti: Dut kabuklu biti birden fazla bitki ile beslenen (polifag) bir zararlıdır. Yoğun bir şekilde dallarda bulunduğunda önce dalların, sonra bütün ağacın kurumasına neden olur. Dut ve şeftali ağaçlarının başlıca zararlısıdır. Bu bitkilerin yanında, kayısı, badem, ceviz, elma, erik ve kiraz gibi meyve ağaçları ile kavak, söğüt, gül, leylak, sardunya ve atkestanesi gibi süs bitkilerine de zarar vermektedir.
Turunçgil Kırmızı Kabuklu Biti: Turunçgil kırmızı kabuklu bitinin kabuğu daire şeklinde ve kırmızı renklidir. Bu zararlı birçok kültür bitkisi ve yabani bitki türünde zarar yapmaktadır. Özellikle tüm turunçgil çeşitlerinde önemli derecede zarar meydana getirmektedir. Turunçgil kırmızı kabuklu biti daha çok genç ağaçlan tercih etmektedir.
Zeytin Kabuklu Biti: Zeytin kabuklu bitinin kabuğu ovalimsi yuvarlak şekilde ve dışbükeydir. Kabuk rengi, beyazımsı krem renginden koyu kül rengine kadar değişir ve polifag bir zararlıdır. Ülkemizde başlıca zeytin, kayısı, elma, erik, kiraz, şeftali, vişne, kiraz, yeni dünya, ceviz, bağ, kestane ve süs bitkilerinde zarar oluşturduğu tespit edilmiştir.
Virgül Kabuklu Biti: Virgül kabuklu biti, virgül veya midye şeklinde ve sert bir kabuk tabakası ile kaplıdır. Polifag bir zararlıdır. Başlıca elma, armut, şeftali, erik, kayısı ağaçlarının gövde, dal ve meyvelerinde zarar meydana getirmektedir.
San Jose Kabuklu Biti: Bu zararlının dişi, erkek bireyleri birbirinden farklıdır. Dişi kanatsız, erkek ise kanatlıdır. Dişilerin üzerini kaplayan kabuğun ortasında meme başı şeklinde çıkıntı bulunur. San Jose kabuklu bitinin bulunduğu dallardan boyuna bir kesit alınırsa kan kırmızısı renginde emgi lekelerine rastlanır. Bu zararlı oldukça fazla bitkide zarar meydana getirmektedir. Elma, armut, şeftali, erik, kiraz ve muşmula gibi meyve ağaçlarında zarara yol açar.
Zeytin Kara Koşnili: Zeytin kara koşnilinin sırt kısmında belirgin olarak H harfi şeklinde bir kabartı bulunmaktadır. Bu zararlı birinci derecede zeytinde zararlıdır. Ayrıca, narenciye, ayva, nar, defne ve çınar gibi bitkilere de zarar vermektedir.
Erik Koşnili: Erik koşnili yarım küre şeklinde ve koyu kahve renklidir. Genel olarak bütün sert çekirdekli meyve ağaçlarına zarar vermektedir. Zararı en çok erik ağaçlarında görülür.
İki Kabarcıklı Koşnil: İki kabarcıklı koşnile, kabuklarının üst kısmında, yanlara doğru iki çift kabarcık bulunduğundan bu isim verilmiştir. Elma ağaçlarının önemli bir zararlısıdır. Ayrıca armut, ayva, erik ve ceviz gibi meyve ağaçlarına da zarar vermektedir.
Kahverengi Koşnil: Kahverengi koşnilin kabuğu yarım küre şeklindedir. Kabuk rengi başlangıçta koyu kahverengi olup üzerinde siyah ve sarı bantlar bulunur. Daha sonra bu renk açık kahverengiye dönüşür, kabuk buruşur ve üzerinde koyu renkli çukurluklar meydana gelir. Polifag bir zararlıdır. Elma, armut, ayva, kayısı, erik, fındık, kiraz, şeftali, badem, asma ve diğer bazı meyve, süs ve geniş yapraklı orman ağaçlarına zarar verir.
Çay Koşnili: Çay koşnili simetrik oval, iyice bombeleşmiş dışbükey şekildedir. Sarımsı yeşilden kahverengi-yeşile kadar değişebilen bir renktedir. Ülkemizde çaylardan başka portakal, mandarin, üç yapraklı limon ve kamelya konukçusu olarak tespit edilmiştir. Çay koşnilinin asıl zararı beslenme sonucu salgıladığı tatlı maddelerden kaynaklanana fumajindir.
İncir Koşnili: incir koşnilinin vücudu oval, konveks şekildedir. Vücudunun üzeri pembemsi beyaz renkte bir mum tabakası ile örtülüdür. Meyve ağaçları ve süs bitkileri olmak üzere pek çok konukçusu vardır. Bunlar içinde en önemlileri incir, turunçgil, kavak, mersin, zakkum, ılgın ve defnedir, incir ağacının ince dal, sürgün, yaprak ve meyvelerinde zarar oluşturur.
Turunçgil Unlu Biti: Turunçgil unlu biti uzunca oval biçimdedir. Üzeri beyaz unlu gibi görülen bir madde ile kaplıdır. Polifag bir zararlıdır. Turunçgiller, incir, asma, nar, sera ve süs bitkileri konukçularıdır.
Torbalı Koşnil: Torbalı koşnil 5-6 mm uzunluğunda 3-4 mm genişliğinde olup ovalimsi, kirli beyaz renkte torba taşır. Yumurtalarını bu torba içerisine bırakır. Başta turunçgil olmak üzere, incir, ceviz gibi kültür bitkileri gül, yalancı biber ve birçoksüs bitkisi, yabancı otların bir kısmı konukçularıdır.
Mücadelesi
Kabuklu bitlerin mücadelesinde kültürel önlemler, biyolojik mücadele ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler genel hatları ile şöyledir:
Kültürel Önlemler: Kabuklu bitlerle mücadelede alınacak kültürel önlemler; bulaşık bahçelerde budama, sulama, gübreleme ve toprak işlemenin zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılması, budama artıklarının yakılması, bahçe içindeki ve çevresindeki yabancı otlarla mücadele yapılması olarak sıralanabilir. Ayrıca dallar üzerindeki ergin böceklerin bir fırça yardımıyla temizlenmesi, ağaçların kuvvetli bulundurulması, bulaşık dalların kesilerek bahçeden uzaklaştırılması ve sıkdikim yapılmaması gerekir.
Biyolojik Mücadele: Kabuklu bitlerin pek çok doğal düşmanı bulunmaktadır. Bu faydalı böceklerin kabuklu bit problemi olan bahçelerde bulundurulması zararlı popülasyonunu önemli derecede azaltacaktır. Fakat kimyasal mücadelede, doğal düşmanların düşünülerek ilaçlama programının hazırlanması gerekmektedir.
Kimyasal Mücadele: Kabuklu bitlerle kimyasal mücadeleye başlamak için zarar yapan türün yaşayışı, biyolojisi ve zarar şekli gibi türe özgü bilgilerin bilinmesi gereklidir. Bu bilgilerin tespitinden sonra ilaçlama şekline karar verilmelidir. Yazlık ve kışlık yağlarla, ayrıca teknik talimatlara uygun diğer böcek öldürücü ilaçlarla zararlının yumurta, nimf ve ergin gibi farklı dönemlerinde ilaçlamalar yapılabilmektedir.
2) Testereli Arılar (Hoplocampa spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Genel olarak ergin böcekler 4-7 mm boyunda, kızıl kahve renkli ve siyah bacaklıdır. Ön kanadın üst kısmında siyah bir leke bulunmaktadır. Dişi bireylerde yumurta koyma borusu (ovipozitör) testere şeklindedir. Testereli arıların yumurtaları beyaz renkli, ince uzun oval ve 0,4-0,5 mm boyundadır.
Larvaları krem rengindedir. Olgun larvaların boyları 10-15 mm’dir. Larvanın meyveden ayrıldığı delik üzerinde ve meyve içinde bıraktıkları siyah renkli artıklartahta kurusu kokusunda olup belirleyici bir özelliktir.
Testereli arılar, kışı toprağın birkaç santimetre derinliğinde, bir kokon içerisinde ve larva döneminde geçirir. İlkbaharda ergin çıkışları, konukçu bitkiler çiçek açmak üzereyken başlar ve çiçeklenme dönemi boyunca devam eder. Dişileryumurtalarını henüz açılmamış veya yarı açılmış çiçeklerin dip kısmına ve yapraklarının dış yüzüne bırakır. Bir çiçeğe ortalama 2-5 adet yumurta bırakılır.
Yumurtadan çıkan larva, armutta önce çanakyaprakların dibine yönelir ve çiçek tablasının çevresinde, epidermis altında yüzeysel bir galeri açmaya başlar. Sonra merkeze yönelir ve çekirdekleri yer. Elmada ise çoğunlukla önce meyve kabuğunda yüzeysel galeriler açar, sonra aynı meyveye veya başka bir meyvenin içine girer. Erikte ise larva, yumurtadan çıkar çıkmaz çekirdeklere yönelir.
ilk meyveden ayrılış, genellikle çiçek tablasından olur. Sonraki meyvelere ise larva çoğunlukla yandan açtığı bir delikten girer ve yan delikten ayrılır. Böylece bir larva birden çok meyveye saldırarak dökülmelerine neden olur.
Larva gelişmesini 3-5 haftada tamamlamaktadır. Gelişmesini tamamlayan larva meyveyi terk ederek toprağın birkaç santimetre derinliğinde hazırladığı, toprak ve salgı karışımından oluşturduğu bir kokon içerisinde, bir sonraki ilkbahara kadar dinlenme (diyapoz) halinde kalır. Testereleri arılar yılda 1 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Testereli arılar polifag canlılardır. Özellikle elma, armut ve erikte önemli derecede zarar meydana getirir. Larvaları meyvelerin çekirdek evlerini yer. Bu durumda meyveler dökülür.
Armutlar fındık büyüklüğüne geldiği zaman, meyveler üzerinde yaklaşık 2 mm çapında giriş delikleri görülür. Bu deliklerden zararlının siyah renkli dışkıları çıkar. Bu durumdaki meyveler kısa zamanda dökülür.
Elmada meyveler fındık büyüklüğündeyken meyve kabuğunda yüzeysel galeriler açan larvalar, daha sonra aynı meyveye veya başka bir meyvenin çekirdek evine girer. Çekirdek evi zarar görmeyen meyvenin yüzeyindeki galeri izi zararlının tipik bir belirtisidir ve sürekli kalır. Bu durumdaki meyvenin Şekli zamanla bozulur.
Erikler bezelye veya fındık büyüklüğüne geldiğinde (çağla döneminde) larvalar giriş yapar ve dökülmelere neden olur.
Armut ve elmada zarar yapan larvalar gelişme dönemlerinde 2-3 meyvede, erikte zarar yapan larvalar İse 4-5 meyvede zarar meydana getirir. Testereli arılar yoğun olarak bulunduklarında ise meyvelerin tamamının dökülmesine yol açabilir.
Mücadelesi
Testereli arıların mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel Önlemler: Testereli arı zararı görülen elma, armut ve erik bahçelerinde kış döneminde toprak işlemesi yapılarak toprak altında dinlenme dönemindeki larvaların yok edilmesi sağlanabilir. Erginlerini yakalamak için beyaz renkli bantlar kullanılabilir.
Kimyasal Mücadele: Testereli arılarla kimyasal mücadelede için en uygun ilaçlama zamanı, yumurtaların açılmaya başladığı zamandır. Bu zaman genellikle ağaçların tam çiçeklenme dönemine denk gelir, ilaçlama zamanın tespiti için, bahçede erken çiçek açan çeşitler üzerinde çiçek taç yaprakları dökülmeye başladığında bir sayım yapılır. Sayımda en az 5 ağaçtan rasgele seçilmiş 20’şer bukette sağlam ve zarar görmüş çiçekler sayılmalıdır. Bulaşma oranı elma ve armutta % 10 un, erikte % 15’in üzerinde ise ilaçlama yapılmalıdır, ilaçlamada bal arılarının korunmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle ilaçlamanın çiçek taç yaprakları dökülürken yapılması daha doğru olacaktır.
3) İç Kurdu
Tanımı ve Yaşayışı
Ergin kelebekler gri renkli, ortalama 10 mm uzunluğundadır ve kanatlarının uç kısmında üçgen şeklinde ve kahverengi bir leke bulunur. Ergin kelebeklerin kanat açıklığı 18-20 mm kadardır.
İç kurdu yumurtaları 1-1,2 mm çapında, oval yapıda ve süt beyazı rengindedir. Yumurta geliştikçe orta kısmında kırmızımsı bir halka görülür, açılmadan hemen önce gelişmiş larva çıplak gözle görülebilir.
Larvalar yaklaşık 1 mm boyundadır. Gelişimini tamamlayıp elmayı terk eden olgun larvalar 15-20 mm uzunluğunda olup beyazımsı pembe renklidir.
Gelişimini tamamlamış larvalar, elips şeklinde ve kirli beyaz renkte bir kokon örerek içinde pupa olmaktadır. Açık kahverengi olan pupa, 10 mm uzunluğunda ve 2,5-3 mm genişliğindedir. Elma iç kurdu ülkemizde yılda 2-3 döl vermektedir.
Elma iç kurdu kışı, elma gövdesinin çatlamış kabukları arasında, toprakta bulunan kalıntılar arasında, ambalaj ve depolama yerlerinde ördükleri kokonlar içerisinde olgun larva döneminde geçirmektedir. Kışı geçiren olgun larva mayıs başlarına doğru pupa olur. İlkbaharda ergin çıkışı genellikle mayıs ayında başlamakta ve bazen temmuz ortalarına kadar devam etmektedir.
Bir dişi birey yaklaşık 30-70 arası yumurta bırakır. Yumurta önceleri yapraklara, ince dallara ve daha sonra meyvelere teker teker bırakılmaktadır. Yumurtadan çıkan larvalar genellikle 4-8 saat içerisinde meyveye girer. Larva, meyveye çiçek çukurundan veya elmanın yan tarafı ile sapa yakın kısımlarından içeri girdikten sonra meyvenin merkezine doğru galeriler açarak ilerler.
Elma iç kurdu larvası meyvenin çekirdekleri üzerinde de beslenir. Bu Özelliği ile çekirdekler üzerinde beslenmeyen, meyve içinde zararlı diğer türlerden ayrılmaktadır. Meyve içinde 30-40 gün beslenerek olgunlaşan larva, ağaç gövdesinin çatlamış kabukları arasında veya toprakta bulunan kalıntılar arasında kokon örmek üzere meyveyi terk eder. Bu larvalar daha sonra pupa olarakya aynı yılın yaz erginleri şeklinde çıkar veya pupa olmayıp diyapoza girer.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Elma iç kurdu başta elma olmak üzere armut, ayva, ceviz ağaçlarının en önemli zararlısıdır. Doğrudan meyvede zarar yapan larvalar, meyveleri delerek içlerinde galeriler açmakta, elmanın etli kısmını ve çekirdek evini yiyerek pislikler bırakmaktadır. Bütün bunların sonucu olarak meyvelerin dökülmesine, ağaçta kalan kurtlu meyvelerin ise kalitesinin bozulmasına ve elmanın piyasa değerinin düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca larvaların giriş yaptığı delikler hastalık etmenleri için uygun ortam hazırlanmasına ne- den olmaktadır. Elma iç kurdu ile mücadele yapılmayan bahçelerdeki zarar oranı % 60-100 olabilmektedir. Elma iç kurdu ülkemizde elma üretim bölgelerinin her yerinde bulunmaktadır.
Mücadelesi
Elma iç kurdu mücadelesinde kültürel önlemler, biyolojik mücadele, biyoteknik mücadele ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel Önlemler: Kültürel mücadelede, öncelikle elma bahçelerinin, elma iç kurdunun diğer konukçusu olan armut, ayva Ve ceviz gibi meyve ağaçları ile karışık olarak kurulmamasına özen gösterilmeli, elma ağaçlarının altına dökülen meyveler toplanıp uzaklaştırılmalı, ambalaj ve depolama yerleri elma bahçelerinin ^narına kurulmamalıdır. Ayrıca sürümü dikkatli yapılmalı ve ağaç gövdelerine haziran ayı başlarında oluklu mukavvadan tuzak bant- tat sarı İmalı, bunlara gelen larvalar haftalık kontrollerle imha edilmelidir.
Biyolojik Mücadele: Elma iç kurdu île biyolojik mücadelede, yumurta ve pupa parazitoitleri kullanılmaktadır. Ancak bu zararlının ekonomik zarar eşiği çok düşük olduğu için, sadece biyolojik mücadele etmenleri ile baskı altında tutmak mümkün olmamaktadır. İlaçlama programları yararlı böcekleri koruyacak biçimde hazırlanmalı, bu amaçla seçici ilaçlara öncelik verilmelidir.
Biyoteknik Mücadele: Biyoteknik mücadelede, bahçelerde ergin kelebeklerin uçuş periyodu boyunca her ağaca 1 adet cinsel çekici tuzak asılır.Tuzaklar hâkim rüzgâr yönünde ve yerden 1,5- 2 m yüksekliğe aşılmalı ve kapsüller 4-6 haftada bir değiştirilmelidir. Bu yöntemle elma iç kurdu erginleri kitle halinde yakalanmakta ve zararlı popülasyonu düşürülmektedir. Aynı bahçede birkaç yıl uygulama yapıldığında sonuç daha olumlu olmaktadır.
Kimyasal Mücadele: Elma iç kurdu kimyasal mücadelesinde hedef, her döle ait larva çıkışı süresince ağaçlan ilaçlı bulundurarak yumurtadan çıkan larvaları meyve içine girmeden önce öldürmektir. Ancak kimyasal mücadelede üründe %2’ye kadar zarar toleransı bulunmaktadır. Bu nedenle zararlının popülasyon seviyelerinin bilinmesi ayrı bir önem taşır. İlk ilaçlama zamanını sağlıklı bir şekilde saptamada, ilk larva çıkışlarının belirlenmesi çokonemlidir. Ancak etki şekli bakımından farklı Özellik gösteren kimyasallar kullanıldığında ilaçlama zamanı öne (yumurta dönemi) alınabilir. Bunun için kışlayan ve yazlık döllerin ergin çıkış ve uçuş süresi ile yumurtaların bırakılması ve açılışlarının izlenmesi gerekir. Bunların kesin olarak saptanması için cinsel çekici tuzaklar, etkili sıcaklıklar toplamı, 500 (25×20) meyve kontrolü ve tuzak bant yöntemlerinden yararlanılır. Bu yöntemlerden elde edilen veriler esas alınarak elma iç kurduna karşı birinci döle 20 gün aralıklarla 2, ikinci döle karşı ise 1 olmak üzere toplam 3 ilaçlama yapılmakta ve genellikle bu uygulama yeterli olmaktadır.
4) Ağ Kurdu (Hyponomeuta spp.)
Tanımı Ve Yaşayışı
Ağ kurdunun erginleri yaklaşık 1 cm uzunluğundadır. Ön kanatları beyaz renklidir ve üzerinde siyah noktalar bulunur. Arka kanatları açık gri renklidir. Ağ kurdunun kanat açıklığı 2,0-2,2 cm’dir.
Ağ kurdu, yumurtalarını ağaçların genç dallarının (1-3 yıllık dallar) gözleri etrafına paketler halinde bırakır. Yumurta paketlerinin üzeri dişi kelebeğin salgıladığı jelatin benzeri bir madde ile kaplıdır. Yumurtalar balık pulu şeklinde dizilmiş gibi görülür. Gelişimini tamamlamış olgun larvalar ortalama 1,4 cm uzunluğunda, yeşilimsi esmer veya sarımsı renktedir ve üzerleri siyah noktalıdır. Başlangıçta açık kahverengi, daha sonra koyu kahverengi olan pupalar 7-8 mm uzunluğundadır.
Ağ kurdu kışı larva halinde yumurta paketi altında geçirir. Mart sonu nisan başında, yumurta paketinde delik açarak paket kabuğunu terk eden larvalar, yaprak epiderm isleri arasına girer ve bir süre burada beslenir.
Daha sonra yaprak epidermisin! terk eden larvalar, yaprakları ağlarla birbirine sarar. Damarları hariç yaprağın diğer kısımlarını yiyerek beslenir. Larvalar haziran başlarında pupa olur ve 10-15 gün sonra da ergin kelebekler çıkmaya başlar. Dişi kelebekler yumurtalarını ağaçların 1-3 yıllık dallarına paketler halinde bırakır. Ağ kurdu yılda 1 döl vermektedir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Ağ kurdunun ana konukçusu elmadır. Ayrıca Japon elmasında da zarar yapmaktadır. Elma ağ kurdunun larvaları, elma ağaçlarının yapraklarını yemek suretiyle zarar yaparlar. Zarar görmüş yaprakların damar ve epidermisleri zamanla kurur ve yapraklar kırmızımsı kahverengi bir hal alır. Diğer bir ifadeyle yaprakların yanmış gibi bir görünüm almasına neden olur.
Mücadelesi
Elma ağ kurdu ile mücadelede mekanik, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Mekanik Mücadele: Mekanik mücadelede zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılacak bir budama ile genç dalların gözleri civarına bırakılan yumurtaların bahçeden uzaklaştırılması sağlanır. Ayrıca yumurta paketleri altında kışlayan larvaların önemli bir bölümü de imha edilmiş olur. Zararlı yoğunluğunun az olduğu bahçelerde, ilkbaharda yaprak ve tomurcuklarla beslenen larvalar toplanıp ezilerek imha edilebilir.
Biyolojik Mücadele: Elma ağ kurdunun çok sayıda parazitoit ve predatörü vardır. Biyolojik mücadelede bu canlılardan faydalanılabilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, kimyasal mücadelede bu faydalı canlılara zarar verilmemesidir. Kimyasal mücadele yapılırken kullanılacak uygun ilaçlar ve uygun bir ilaçlama programı ile faydalı canlıların etkinlikleri arttırılabilir.
Biyolojik mücadelede kullanılacak diğer biryöntem ise Bacillus thuringiensis içeren bakteri preparatların kullanımıdır.
Kimyasal Mücadele: Kimyasal mücadelede ağaç başına ortalama 10 larva paketi varsa ilaçlamaya başlanmalıdır. İlkbaharda yapraklarda larvaların ilk zararlarının görülmesinden itibaren son larva devresine kadar ilaçlı mücadele yapılabilir. İlaçlamaların çiçeklerin açılmasından önce veya çiçek taç yapraklarının % 70-80’inin dökülmesinden sonra yapılması gerekir.
5) Yazıcı Böcekler (Scolytus spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Yazıcı böceklere kısa ve dolgun yapılı, küçük silindir şeklinde olan, koyu renkli böceklerdir. Başları öne doğru kıvrıktır. Boyları 1- 5 mm arasında değişir. Yazıcı böceklerin favaları beyaz renkte, yaklaşık 3-3,5 mm boyunda, kıvrık ve bacaksızdır.
Yazıcı böcekler içerisinde en zararlı türler meyve ve badem yazıcı böceğidir. Meyve yazıcı böceğinin erginleri 1,8-2,7 mm boyunda koyu esmer veya siyah renklidir. Antenler ve bacakları sarı- kırmızıdan kahverengiye kadar değişen renktedir. Badem yazıcı böceğinin erginleri 2-2,8 mm boyda koyu kırmızı kahve renklidir.
Yazıcı böcekler kışı, son dönem larva halinde ağaç kabukların hemen altında açmış oldukları galeriler İçerisinde dinlenme (diyapoz) halinde geçirir, ilkbaharda nisan ayından itibaren ergin uçuşları görülür. Dişiler ağaçlarda delik açmaya başlar ve bu arada çiftleşir. Daha sonra 2-3 cm derinliğinde açtıkları kısa galeriler içerisine yumurtalarını bırakır. İlk galeriye bırakılan yumurtadan çıkan yaklaşık 20-80 adet larva, bu ana galeriye dik açıda ikinci galerileri oluşturur. Yazıcı böcekler yılda 1-3 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Yazıcı böcekler meyve ağaçları ve orman ağaçlarında zarar meydana getirir. Ağaçların odun ve kabuk kısımlarında galeriler açar. İlk galeriye bırakılan yumurtadan çıkan larvalar, bu ana galeriye dik açıda ikincil galeriler oluşturur.
Yazıcı böcek saldırısına uğramış bir dalın kabuğu kaldırıldığında 2-3 cm boyunda kısa bir ana galeri ve içi odun tozu ile dolu 10- 20 cm uzunluğunda birçok eğri galerinin varlığı görülür. Yazıcı böcekler beslenmek amacıyla zayıf ve bakımsız ağaçları ve bunların zayıf dallarını tercih eder. Açılan galeriler sonucu beslenme düzeni bozulan dallar kurur. Eğer zayıf dal yoksa sağlıklı dallarla beslenir. Bu dallar hafif bir rüzgârla kırılabilir. Ayrıca bir sonraki yılın meyve verimi düşer. Saldırdıkları ağaçlar 2-3 yıl içinde kurur.
Mücadelesi
Yazıcı böceklerle mücadelede kültürel önlemler, mekanik mücadeleye kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel Önlemler: Yazıcı böceklere karşı alınabilecek en etkili mücadele yöntemidir. Zayıf ağaç ve dalları tercih eden bir zararlı olduğundan, ağaçların sulama, gübreleme, budama ve toprak işlemesi gibi kültürel uygulamalar ile kuvvetli tutulması gereklidir.
Mekanik Mücadele: Yazıcı böcek zararı görülen dallar budanmalıdır. Budama artıkları bahçeden en az 2 km uzakta tutulmalıdır. Eğer bu artıklar yakacak olarak kullanılacaksa bir yere yığın yapılmalıdır. Üreme amacıyla bu yığınlara gelen yazıcı böceklerin talaş çıkardıkları görüldüğünde dal yığınları ilaçlanmalıdır. Mart, haziran ve eylül aylarında ağaçlara, kurumuş dallar tuzak olarak aşılmalı, bu tuzaklarda talaş çıkmaya başlar başlamaz, hepsi toplanıp yakılarak imha edilmelidir. Aynı şekilde zararlı görülen dallar kesilip yakılmalı, özellikle fidanlıklarda yerde kuru dal bırakılmamalıdır.
Kimyasal Mücadele: Yazıcı böceklerle kimyasal mücadeleye nisan-mayıs aylarında yapılacak gözlemlerle başlanmalıdır. Kurumuş dallarda ergin çıkışları görülürgörülmezbirinci ilaçlama, bundan 10-15 gün sonra da ikinci ilaçlama yapılır. Zararlının ikinci dölüne karşı temmuz-ağustos aylarında yapılacak gözlemler sonucu ergin çıkışları görülür görülmez üçüncü ilaçlama, yine bu ilaçlamadan 10-15 gün sonra da dördüncü ilaçlama yapılmalıdır.
6) Fidan Dip Kurtları (Capnodis spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Fidan dip kurtlarının erginleri siyah veya bronz renkte olup üzerleri noktalı kabarık desenlidir ve boyları yaklaşık 12-36 mm’dir. Üst kanatları oldukça sert yapıdadır. Erginler genellikle bitki kök boğazında bulunur. Ergin böceklere yaklaşıldığında ağacın veya dalın ekseni etrafında dönerek saklanmaya çalışır. Yakalanacağı anda kendini toprağa atarak kuru yapraklar ve otlar arasında ölü taklidi yapar.
Fidan dip kurdu yumurtaları ortalama 1 mm boyunda ve oval şekillidir. Ergin böcekler yumurtalarını tektekveya guruplar halinde kök boğazına, ağaç gövdesindeki çatlaklara, kabuk aralarına ve yine kök boğazı civarındaki toprağa bırakır. Yeni bırakılan yumurtalar sarı renkte olup daha sonra hava İle temas ederek süt beyazı rengini alır.
Fidan dip kurdu larvalarının boyu türlere, gelişme dönemine ve beslenme durumuna göre değişmekte olup 15-80 mm arasında değişmektedir. Genç larvalar çok tüylü olup ilk gömleği değiştirdikten sonra bu tüyler kaybolur. Larvalar sarımtırak renklidir. Fidan dip kurdu pupaları oval şekillidir. Ağacın kökünde beslenen ve olgunlaşan larvalar kök boğazında pupa haline gelir.
Pupalardan bir yıl içinde iki ayrı dönemde ergin çıkışı görülür. Birinci dönem ergin çıkışı temmuz-ağustos aylarında, ikinci dönem ergin çıkışı ise ekim-kasım aylarında olur. Kış dönemini ağaç kovuklarında, yaprakların altında ve toprakta hareketsiz olarak geçiren erginler, ilkbaharda aşı gözü ve taze sürgünlerde beslenir. Hava sıcaklığı 25-26 °C üstüne çıktığında çiftleşir ve yumurta bırakır. Yumurtalar 28 °C sıcaklıkta 12 günde açılır.
Yumurtadan çıkan larvalar 2 mm boyunda ve çok tüylü yapıdadır. Larvalar hızlı bir şekilde hareket ederek köke girer. Larva süresi kış ve yaz dönemine göre farklılıklar gösterir. Bu süre 4,5 ile 11 ay arasında değişmektedir. Larvalar daha sonra kök boğazında pupa olur. Pupa dönemi bir ay kadar sürmektedir. Fidan dip kurdu larvaları iki yılda bir döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Fidan dip kurdu Özellikle taş çekirdekli meyve ağaçlarında, An- tep fıstığında, yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarında ve kavaklarda zararlı olmaktadır. Kök kabuklarının altında larva ve larva zarının olması, ağaçların kök boğazında veya kök boğazı civarında toprakta oval şekilde deliklerin görülmesi, ağaç altlarında sap dibinden yenmiş taze yaprakların bulunması, aşı gözlerinin veya taze sürgünlerin kemirilmiş olması fidan dip kurdunun varlığını ve zararını gösterir. Ergin böcekler, bitkilerin genç sürgünleri, aşı tomurcuklarını ve yaprak sapları ile beslenir Fakat yaprakları az miktarda ve nadir olarak yer.
Fidan dip kurdu beslenmesi sonucu ağaçlarda önce büyüme durur, daha sonra beslenen larva sayısının artması sonucu zayıflama başlar ve sonunda ağaç ölür. Fidan dip kurdu zararına uğrayan fidanlar 1 -2 sene içerisinde, ağaçlar ise 2-5 senede kurur.
Mücadelesi
Fidan dip kurdu mücadelesinde kültürel önlemlerve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel Önlemler: Fidan dip kurdu mücadelesinde kültürel önlem olarak ağaç altlarında erginlerin kolayca saklanabileceği yüksek boylu ot, çalı vs bulundurulmamalı, sabah erken saatlerde ve akşamüzeri gövde ve kök boğazında bulunan erginler toplanarak imha edilmeli, fidanlar hızla sarsılarak yere düşürülen erginler öldürülmelidir. Ayrıca su ve gübrelemeye dikkat edilerek ağaçların kuvvetli olması sağlanmalıdır.
Kimyasal Mücadele: Mücadeleye karar verebilmek için fidan dip kurdu zararının görülmüş olması gereklidir. Bu amaçla ağaçlarda mayıs ayının ilk haftasından başlayarak ergin çıkışları gözlenmelidir. İlk erginler görüldüğünde veya ağaçların kök boğazları açılarak incelendiğinde fidan dip kurdu larvalarına veya zararına rastlanırsa mücadeleye başlanmalıdır. Kimyasal mücadele haziran, temmuz ve ağustos aylarında, fidan dip kurdunun yumurtalarını kök boğazı civarındaki toprağa koyduğu dönemlerde yapılmalıdır. Yaklaşık her 15 günde bir ilaçlama tekrarlanmalıdır.





















