Tarla Bitkileri Zararlıları
TARLA BİTKİLERİ ZARARLILARI
1- HUBUBAT ZARARLILARI
1) Süne (Pentatomidae spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Ergin böcekler yaklaşık 1-1,5 cm boyunda, toprak renginden A siyaha kadar değişen renklere sahiptir.
Süne yumurtaları 1,0-1,2 mm çapında, küre şeklinde ve başlangıçta yeşilimsi renktedir. Yumurtalar 2-3 sıralı dizilerden oluşan paketler hâlinde (12-14 adet paketler) hâlinde yapraklara bırakılır.
Yumurtalar açıldıktan sonra çıkan yavrular (nimfler) beş dönem geçirdikten sonra ergin hâle gelir. Bu süre yaklaşık bir aydır ve bu yeni erginlere yeni nesil ergin adı verilir.
Yeni nesil erginler, artan sıcaklıklar ve hububat tanelerinin sertleşmesi nedeni ile kışı geçirecekleri ve kışlak olarak adlandırılan alanlara giden
Süne, kışı 800-1600 metre arasında bulunan yüksekliklerdeki yere dökülmüş meşe yaprakları ile geven ve kirpi otlarının altında A ve toprağın birkaç santim altında geçirir. İlkbaharda toprak sıcaklığının 14 °C, hava sıcaklığının 18 °C’yi bulmasıyla uyku hâlindeki Ç süneler uyanır ve kışladıkları alanlardan hububat ekili ovalara doğru göç eder. Bu göç genellikle 2-5 hafta sürer. İlkbaharda uyanan bu sünelere de kışlamış ergin denir. Beslenmeye ve çiftleşmeye başlayan erginler, daha sonra yumurtalarını bırakır. Bu erginler 1-2 ay içinde ölür.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Süne buğday, arpa, yulaf, çavdar ve bu bitkilerin yabani formlarında zarar meydana getirir. Ayrıca diğer bazı buğdaygil bitkileriyle de beslenmektedir. Süne zararı ülkemizde daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tahıl ekili alanlarda etkili olmaktadır. Kışlamış iğ süne erginleri, kardeşlenme döneminde hububat yapraklarının Özsuyunu emerek beslenir. Zarar gören bitkiler sararır ve kurur. Bu nedenle başak bağlayamaz.
Kışlamış erginlerin bu şekildeki zararına kurtboğazı zararı adı verilir. Kışlamış erginler, başakların yaprak kılıfı İçinde bulunduğu dönemde, çiçeklenme döneminde ve tane bağlama dönemlerinde de saplarda beslenir ve başakların beyazımsı bir renk almalarına neden olur. Bu beslenme sonucu kurumalar olur ve başaklar tane bağlayamaz. Kışlamış erginlerin bu şekildeki zararına ise akbaşak zararı adı verilmektedir.
Yumurtalardan çıkan yavruların (nimflerin) zararı başaklardaki taneler süt olumu devresine geldiğinde başlar. Bu devrede kışlamış S ergin popülasyonu da azalmaya başlamıştır. Nimfler yoğun bir ö şekilde taneleri sokup emerek zararlı olur.
Özellikle dördüncü ve beşinci dönemdeki nimfler ile yeni nesil erginlerin birlikte beslenmesi sonucu taneler çimlenme güçlerini kaybeder. Ayrıca buğdaylar ekmeklik ve makarnalık özelliklerini de kaybeder.
Mücadelesi
Süne ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel önlemler
Süne mücadelesinde kültürel Önlem olarak erken yetişen hububat çeşitleri tercih edilmeli, bu çeşitlerin ekim tarihi daha erken bir zamana alınmalı, tarla hazırlığı ve nadas iyi yapılmalıdır. Ayrıca yabancı otlarla mücadele yapılmalı, hasat mümkün olduğunca zamanında gerçekleştirilmeli ve polikültür tarım uygulamasına özen gösterilmelidir.
Kimyasal mücadele
Süne ile kimyasal mücadele, zararlının yaptığı emgi zararını önlemek amacıyla yapılmaktadır. Kimyasal mücadele yapılırken faydalı böceklere en az zarar verecek şekilde planlama yapılmalıdır. Mücadele zamanı tarlada yapılacak kontroller sonucu belirlenmektedir. Yapılan kontroller sonucu 1 m2 alanda 10 adet veya daha fazla yavru (nimf) görüldüğünde kimyasal mücadeleye başlanmalıdır. Kimyasal mücadele çiftçilere ilgili tarım kuruluşları tarafından duyurulmak ve duyuru yapılan bölgelerde 1-2 gün içerisinde ilaçlamalara başlanmalıdır. Süne zararına uğramış danelerdeki zarar oranı %5’in üzerinde ise buğdayların ekmeklik ve makarnalık Özellikleri azalmaktadır. Ayrıca böyle danelerin çimlenme güçleri azaldığından tohumluk kalitesi de düşük olmaktadır.
2) Kımıl (Aelia rostrata)
Tanımı ve Yaşayışı
Kımıl erginleri yaklaşık olarak 1 cm uzunluğunda ve 4-6 mm genişliğindedir. Bu zararlının baş kısmı üçgen şeklindedir. Böceğin üzerinde yan yana ve önden arkaya doğru uzanan siyah ve kirli sarı renkte çizgiler bulunur. Kımıl zararlısı etrafa pis koku salgılamaktadır. Bu özellik onu diğer hububat zararlılarından ayırmaktadır.
Ergin böcekler yaz sonunda havaların sıcak olduğu dönemlerde kışı geçirdikleri yaklaşık 1500-2000 m yükseklikteki kışlaklarına çıkar. Havaların soğuması ile birlikte uyku dönemime (diyapoz) girer.
Dişiler yumurtalarını paketler hâlinde (12-18’Iİk paketler) başaklara, saplara, yaprak yüzlerine, toprak üstüne ve yabani otlara bırakır. Bir dişi yaklaşık 150-180 adet yumurta bırakır.
Kımıl, kışı meşe, çam, kirpi otu ve ayıkulağı gibi bitkilerinin yaprakları altındaki toprağın yaklaşık4—8 cm derinliğinde geçirir. İlkbaharda hava sıcaklığı yaklaşık 19-22 °C olduğunda toplu olarak kışladıkları yerlerden ovaya doğru uçmaya başlar. Hava sıcaklığının en az 20 °C’nin üstünde birkaç gün devam etmesi durumunda kışladıkları yerleri 3-5 günde terk eder. Kışlaktan ovaya inen kımıllar başaklı ve gelişmiş ekinlerle 10-15 gün kadar beslenir ve çiftleşir. Daha sonra yumurta bırakır.
Yumurtadan çıkan yavrular (nimfler) beş gömlek değiştirdikten sonra ergin olur. Nimf dönemi ortalama 20-30 gün sürer. Bu yeni nesil erginler havaların ısınması ve hasat sonrası tekrar kışlaklara çıkar.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Kımıl, buğday öncelikli olarak buğdaygillerde zararlı olmaktadır. Kımıl zararı ülkemizde daha çok iç Anadolu Bölgesi’ndeki tahıl ekili alanlarda etkili olmaktadır.
Kışlamış kımıl erginleri, hububatı kök boğazı üstünden emerek kurtboğazı veya göbek kurusu adı verilen zararı oluşturur. Bu şekilde zarar görmüş bitki başak bağlamaz. Bu erginler hububatın başaklanma döneminde de başak sapını sokup emerek bitkinin tane bağlamasına engel olur. Bu duruma ise akbaşak zararı adı verilir.
Yumurtadan çıkan nimflerve bu nimflerin büyümesiyle meydana gelen yeni nesil erginler tanelerde beslenerek zarar meydana getirir.
Mücadelesi
Kımıl zararlısı ile mücadelede kültürel Önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Kımıl zararlısı ile mücadelede kültürel önlem olarak erkenci hububat çeşitleri tercih edilerek bunların erken ekimleri sağlanmalı, toprak hazırlığı iyi yapılmalı, uygun bir şekilde nadas gerçekleştirilmeli, yabancı otlarla mücadele yapılmalı, hasat geciktirilmemeli ve polikültür tarım tercih edilmelidir.
Kimyasal mücadele
Kımılda kimyasal mücadele kışlamış erginlere karşı yapılır. Bu mücadele zamanının tespiti için kışlaklardan ovaya göçlerin çok iyi takip edilmesi gerekir. Bu amaçla nisan ayının ikinci haftasından itibaren kışlaklardaki kımıl harekeleri takip edilir, ilk kımıl uçuşları görüldükten sonra kışlaklar çevresindeki hububat ekiliş alanları kontrol edilir. 1 m2 alanda 2 adet kışlamış ergine rastlanırsa zararlının dağılmasına ve yumurta bırakmasına fırsat verilmeden toplu iniş alanlarında hemen İlaçlamalara başlanır. Nimf ve yeni nesil erginler için ise 1 m2 alanda ikinci ve beşinci dönem nimf ile yeni nesil erginlerden 10 adet görülürse ilaçlamalara başlanmalıdır.
3) Ekin Kambur Böceği (Zabrus spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Ekin kambur böceği 10-22 mm boyunda ve 6-8 mm enindedir. Vücutlarının dış yüzeyi kısımları dış bükey yapıda ve parlak siyah renktedir. Sırt kısmında uzunlamasına nokta ve çizgiler bulunmaktadır.
Ekin kambur böceğinin yumurtaları yuvarlak ve beyaz renktedir. Yumurtalar yaklaşık 2,5 mm boyunda ve 1,5 mm enindedir. Bir dişi birey ortalama 40-80 yumurta bırakmaktadır. Yumurtalarını tek tek toprakta oluşturdukları küçük yuvalara bırakır. Yumurtalar hava sıcaklığına bağlı olarak 10-20 gün içinde açılır. Yumurtadan çıkan larvalar çok hareketli durumdadır ve toplu olarak bir arada bulunur.
Zabrus larvalarının baş ve göğüs kısmı kahverengidir. Karınlarının üst kısmı kestane renginde olup alt kenarları ise kirli beyaz renktedir. Larvalar başlangıçta yaklaşık 0,5 mm uzunluğundadır. Olgun larvanın boyu ise 20-30 mm arasında değişir. Larvalar üç çift bacağa sahiptir.
Ekin kambur böceğinin pupaları, serbest pupa tipinde olup beyaz renklidir.
Ekin kambur böceği kışı toprak içinde hem larva hem de ergin dönemde geçirebilir. Larvalar soğuk havalarda hareketsiz durumdadır. Toprak sıcaklığının 10 °C’nin üzerine çıkması ile birlikte hareketlenir. Olgun hâle gelen larvalar iklim koşullarına bağlı olarak genellikle nisan ayı sonlarında pupa olur ve mayıs ayı başından itibaren erginler ortaya çıkar.
Ergin böcekler çok sıcak günlerde toprak içinde çekilir ve yazlama denilen döneme girer. Sonbahar yağışları ile topraktan çıkan erginler hasat sonu kalan anızlarda sürülmemiş toprak bölümlerinde çiftleşmeye başlar ve yumurtalarını bırakır.
Ekin kambur böceği yılda bir döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Ekin kambur böceğinin ergin ve larvaları başta buğday, arpa, yulaf ve çavdar olmak üzere yabani ve kültür formundaki buğdaygillerde zarar yapar. Bazen çimlenmekte olan mısır tohumlarıyla da beslenip Önemli zararlara neden olmaktadır. Ekin kambur böceği ülkemizde tahıl ekimi yapılan bütün bölgelerde bulunmaktadır.
Ekin kambur böceğinin zararı genç larva, olgun larva ve ergin dönemi olarak üç kısımda incelenebilir.
Genç larvalar sonbaharda uygun koşullarda hububat yapraklarını toprak içine çekip yiyerek zarar meydana getirir.
Olgun larvalar ilkbaharda yaprak ve sürgünleri yiyerek zarar meydana getirir. Olgun larva zararı tarlalarda yer yer yenilmiş bölümler, açık hububat sıraları ve boşluklar ile anlaşılır. Ekin kambur böceğinin m2de bulunan 3-4 adet larvası bu zarara neden olur.
Ergin böcekler ekim sonrası toprak altındaki taneleri kemirerek hasat dönemine yakın günlerde başak tanelerini yiyerek zarara sebep olur.
Mücadelesi
Ekin kambur böceği ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel önlemler
Ekin kambur böceği ile mücadelede kültürel önlem olarak ekim nöbeti uygulanmalı, nadasa bırakılan tarlalarda derin sürüm yapılmalı, yabancı otlarla mücadele edilmeli ve tahıllar olgunlaşınca hasat edilmelidir.
Kimyasal mücadele
Ekin kambur böceği ile en etkili kimyasal mücadele şekli tohum ilaçlamasıdır. Bu sebeple zararlının bulaşmış olduğu alanlarda tohumlar mutlaka tekniğine uygun olarak ilaçlandıktan sonra ekilmelidir. Yeşil aksam ilaçlaması zorunlu durumlarda zararı kısmen önleyebilmek amacıyla yapılmalıdır. Ekin kambur böceğine karşı tohum ilaçlaması bir yıl önce zararlının var olduğu bilinen alanlarda yeşil aksam İlaçlaması ise larva zararının bölgelere göre belirgin bir şekilde görüldüğü geç sonbahar veya erken ilkbaharda yapılmalıdır. Sonbaharda yeşil aksam ilaçlamasına karar verebilmek için tarlada kontroller yapılmalıdır. Zararlı sayımları 1/4 m2lik çerçevelerle tarlayı temsil edecek şekilde farklı noktalarda yapılır. Bu çerçeve içine giren toprak 15 cm derinliğinde kazılarak canlı larva ve yenilmiş bitki sayımı yapılır. Bu sayımlar neticesinde larva yoğunluğu m2de I adet veya daha fazla, yenilmiş bitki adedi m2de 5 ve daha fazla olan tarlalarda ilaçlama yapılmalıdır. Yeşil aksam ilaçlaması yapılmış alanlarda sonraki yıl tohum ilaçlaması yapılmalıdır. Erken ilkbaharda ise gerek tarla kenarında gerekse tarlanın belirli yerlerinde yapılan sayımlar sonucu m2de ortalama 3 ve daha fazla canlı larva veya 15 ve daha fazla yenilmiş bitki bulunan tarlalarda ilaçlama yapılmalıdır.
4) Ekin Bambul Böceği (Anisoplia spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Ekin bambul böceğinin erginleri 10-15 mm boyunda, 7-8 mm enindedir. Baş kısmı öne doğru daralarak kıvrılır. Renkleri parlak madensel yeşilden siyaha kadar değişmektedir. Üst kanatlar genellikle vücutlarının arka bölümünü örtmez.
Dişiler yumurtalarını kumsal, hafif topraklara 10-25 cm derinliğinde açtıkları çukurlara bırakır.
Ekin bambul böceğinin larvaları manas tipindedir. Larvaların baş kısmı kahverengi olup vücutları yumuşak yapıdadır.
Ekin bambul böceğinin erginleri tahılların süt olum döneminde başaklar üzerinde görülür. Bir süre beslendikten sonra çiftleşmeye başlar. Larvala rtoprakta genellikle 2 yıl kalır. Son larva döneminden sonra pupa olur. Pupa dönemi yaklaşık 15 gün sürmektedir. Bu dönemden sonra erginler çıkar. Erginler günün sıcak saatlerinde oldukça aktif durumdadır. Erginlerin yaşam süresi 1-1,5 aydır. Ekin bambul böceği genellikle iki yılda bir döl verir fakat uygun iklim koşullarında yılda bir döl verdiği de olur.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Ekin bambul böceği başta buğday, arpa, yulaf ve çavdar olmak üzere küçük taneli pek çok tabı I grubu bitki ile birçok yabani buğdaygil bitkisinde zarara sebep olur. Ülkemizde tahıl ekimi yapılan tüm alanlarda yaygın olarak bulunan bir zararlıdır.
Larvalar gelişmekte olan tahılların kökünü yiyerek zararlı olur fakat asıl zararı erginler yapar. Ergin böcekler süt olum döneminde bulunan başaklardaki taneleri yiyerek zarara neden olur. Bambul erginleri tarafından yenilmiş taneler tohumluk ve unluk değerini kaybeder. Tarlalarda m2de bulunan 3-4 adet ergin olduğunda ekonomik zarara neden olmaktadır.
Mücadelesi
Ekin bambul böceğinin zararlarına karşı kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Ekin bambul böceği ile mücadelede kültürel önlem olarak ekim nöbeti uygulanmalıdır. Özellikle baklagil bitkilerine yer verilmeli, yetiştiricilikte erkenci çeşitler tercih edilmeli ve erken ekim uygulanmalıdır. Hasat sonrası anız erken ve derin şekilde sürülmeli, larvaları yok etmek amacıyla tarla kenarlarında işlenmemiş toprak bırakılmamalı, kültürel işlemler ve toprak hazırlığına önem verilmelidir.
Kimyasal mücadele
Ekin bambul böceğine karşı kimyasal mücadele, erginlere karşı yüzey ilaçlaması şeklinde uygulanır. İlaçlamaya başlanabilmesi için ilk ergin çıkışlarının belirlenmesi gerekir. Bu tarihten bir hafta sonra tarla büyüklüğü dikkate alınarak tarlanın köşegenleri istikametinde zikzak çizilerek her 20 adımda bir 1/4 m2lik sayım çerçevesi atılarak ergin sayımları yapılır. Sayım sonucu m2de ortalama 3-4 ergin veya sonbaharda yapılan sayımlarda da 3-4 larva görülüşse İlaçlamalara başlanır.
5) Ekin Sap Arıları (Cephus pygmaeus)
Tanımı ve Yaşayışı
Ergin ekin sap arıları yaklaşık 1 cm boyundadır. Böcek, parlak siyah renkli olup vücudu üzerinde sarı nokta ve şeritler bulunur.
Ekin sap arılarının larvalarının başı kahverengidir. Larvalar açık sarıdan süt beyaza kadar değişen renklerdedir ve boyu yaklaşık 0,8 cm’dir. Olgunlaşan larvalar S harfi şeklinde kıvrık bir yapıya sahiptir.
Ekin sap arıları kışı anız saplarında larva döneminde geçirir. Erginler genellikle hububatın sapa kalkma ve başaklanma dönemlerinde çıkış yapar. Dişi bireyler çıkıştan bir süre sonra hububat sapının içine yumurta bırakır.
Ekin sap arısı yılda bir döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Ekin sap arıları Ege, İç Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki hububat alanlarında yaygın olarak bulunmaktadır.
Bitkilerde asıl zararı sap içinde beslenen larvalar meydana getirir. Larvaların beslenmesi sonucu bitkinin iletim dokuları tahrip olur. Bu nedenle bitkinin karbonhidrat ve su iletimi sisteminde dengesizlikler görülür. Ekin sap arılarının bitkilerde beslenmesi sonucu tane gelişimi zayıflamakta ve tane kaybı oluşmaktadır. Zarar görmüş başaklardan elde edilen taneler, sağlamlara göre daha hafiftir. Ayrıca larvalar tarafından kesilen saplar, hasat öncesi kırılarak düşmekte ve ürün kayıpları meydana gelmektedir.
Mücadelesi
Ekin sap arılarını mücadelesinde kültürel önlemler ve biyolojik mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu zararlı ile mücadelede kimyasal önlemler kullanılmamaktadır.
Kültürel önlemler
Ekin sap arıları ile mücadelede kültürel önlem olarak toprak derin sürülmeli, toprak işlemesi saplar yüzeyde olacak şekilde yapılmalıdır. Zararlıya dayanıklı çeşitler seçilmelidir. Sulama, ekin sap arılarının popülasyonunu artırdığından kritik durumlarda yapılmamalı ve ekim geç yapılmalıdır.
Biyolojik mücadele
Ekin sap arılarına karşı mücadelede, zararlıya karşı bazı parazitoitlerin kullanılması gereklidir. Burada dikkat edilmesi gereken konu diğer hububat zararlılarına karşı uygulanacak ilaçlamalardan bu canlıların etkilenmemesidir.
6) Mısır Sap Kurdu
Tanımı ve Yaşayışı
Mısır sap kurdunun kelebekleri krem sarı renkte olup dişinin başı krem, erkeğinki ise kahverengidir. Kelebeklerin kanat açıklığı yaklaşık20—30 mm’dir. Dişi kelebeklerin üst kısmı soluk sarı veya devetüyü renginde uzun tüylerle kaplıdır. Dişi ve erkeklerin ayrımında kanat renkleri Önemli bir ölçüt olmaktadır.
Yumurtalar genellikle gruplar hâlinde (25’lik gruplar) yaprakların ait yüzüne yapıştırılmıştır. Bir dişi genellikle 200 civarında yumurta bırakmaktadır. Yumurtalara üstten bakıldığında balık pulu şeklinde dizilmiş olduğu görülür. İlk bırakıldıklarında parlak beyaz renkte olan yumurtalar daha sonra sarımsı krem rengini alır.
Larvalar yumurtadan yeni çıktıklarında soluk krem rengindedir ve baş kısmı siyahtır. Larvalar geliştikçe soluk kırmızı veya pembe renk alır. Gelişimini tamamlamış larvaların boyu ortalama 20-24 mm civarındadır.
Mısır sap kurdunun pupaları kızıl kahverenginde olup 12-15 mm boyundadır. Pupalar genellikle mısır sapları içerisinde bulunur. Pupa süresi sıcaklığa bağlı olarak 8-10 gün arasındadır. Mısır sap kurdu, kışı genellikle tarlada kalan veya hasat edilen saplar içerisinde olgun larva döneminde geçirmektedir. Larvalar ilkbahar sonlarına doğru bulundukları yerde pupa olurlar. İlk kelebek çıkışları genellikle nisan ayı başında görülür.
Mısır sap kurdu bölgelere göre değişmekle beraber 2-4 döl vermektedir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Mısır sap kurdu başta mısır olmak üzere biber, patlıcan, fasulye, patates, buğday, kenevir, ayçiçeği, krizantem, yıldızçiçeği gibi 200’den fazla bitkide zarar meydana getirmektedir. Mısır sap kurdu Karadeniz, Marmara, Ege ve Güney Anadolu Bölgelerimizde yaygın olarak bulunmaktadır.
Mısırda asıl zararı larvalar yapmaktadır. Larvalar, mısırın kök hariç tüm kısımlarında zarar yapmaktadır. Mısırda ilk zarar, genç larvaların birbiri üzerine sarılı uç yaprakları delip içeri girmesiyle başlar.
Daha sonra gövde; koçan ve erkek organda galeriler açar. Açılan galeriler sonucu bitki zayıflar, gövde ve koçanda kırılmalar görülür. Dolayısıyla üründe kayıplara neden olur. Ayrıca açılan galerilerde bazı mantar hastalıkları oluşmaktadır.
Mücadelesi
Mısır sap kurdu mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmaktadır.
Kültürel önlemler
Mısır sap kurdu ile mücadelede kültürel önlem olarak zamanında hasat yapılmalı, kelebek çıkışı başlamadan tarlada kalan saplar toplanıp yakılmak veya derin sürüm yapılarak toprağa gömülmeli ve hasat edilen mısır sapları kış aylarında hayvanlara yedirilmelidir.
Kimyasal mücadele
Mısır sap kurdu ile kimyasal mücadelede ilaçlamalara ilk yumurtalar görüldükten bir hafta sonra başlanmalıdır. Kullanılan ilaçların etki süreleri dikkate alınarak 10-15 gün aralarla 2 veya 3 ilaçlama yapılmalıdır. Kimyasal mücadelede toz ilaçlar kullanılıyorsa ilacın bitkiye iyi bir biçimde yapışmasını sağlamak için ilaçlama İşlemi sabah veya akşam serin zamanlarda yapılmalıdır. Sıvı ilaçlarla ilaçlama yapılacaksa mısırın bütün kısımlarının ıslatmasına dikkat edilmelidir.
7) Mısır Koçan Kurdu (Sesamia nonagrioides)
Tanımı ve Yaşayışı
Mısır koçan kurdu kelebeklerin kanat açıklığı 29-33 mm arasında değişmektedir. Zararlının vücut uzunluğu ortalama 15 mm kadardır. Ön kanatlar açık sütlü veya kahverengi gri renkte, arka kanatlar ise gümüşi beyaz renktedir. Zararlının vücudu pembe-sarı tonda tüylerle kaplıdır. Mısır koçan kurdu çok küçük yumurtalara sahiptir (çapı 10 mikron). Yumurtalar yassı silindir şeklindedir. Dişiler yumurtalarını genellikle gruplar hâlinde yaparak kınının gövdeye bakan iç kısmına bırakmaktadır. Yumurtalar ilk bırakıldıklarında krem renginde olup daha sonra renkleri koyulaşır. Bir dişi 200 adetten fazla yumurta bırakır.
Mısır koçan kurdunun gelişimini tamamlamış larvalarının boyu ortalama 33 mm’dir. Bu olgun larvaların üst kısmı pembe renkte ve tüysüzdür. Alt kısmı ise donuksan renktedir. Larvanın başı ise koyu kahverengidir. Pupaların boyları ortalama 21 mm olup pupa rengi kızılımsı kahvedir.
Mısır koçan kurdu kışı genellikle olgun larva hâlinde mısır gövdesi veya koçanlar içinde geçirir. İlk kelebekler mart ayı sonundan itibaren görülür. Dişi kelebekler yumurtalarını gruplar hâlinde yaparak kınının gövdeye bakan iç kısmına bırakır. Bu dönemde mısır ekimi yapılmadığından yumurtalarını yabani buğdaygillere, buğdaya veya su kamışlarına bırakır. Kelebekler yaklaşık 6-7 yıl yaşar. Yumurtadan çıkan larvalar bir iki gün toplu hâlde bulundukları ortam üzerinde beslendikten sonra yine bulundukları ortam üzerinden gövde veya koçan içine geçer. Larvalar 6-7 gömlek değiştirerek olgun larva olur. Daha sonra bulundukları sap ve koçan içinde yaptıkları odacıklarda pupa olur.
Mısır koçan kurdu genellikle yılda 3-4 döl vermektedir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Mısır koçan kurdu başta mısır olmak üzere su kamışı, kamış, çeltik, buğday, arpa, yulaf kanyaş, hasır otu ve glayöl gibi pek çok kültür bitkisi, süs bitkisi ve yabancı otta zarar meydana getirmektedir. Bu zararlı ülkemizde Ege, Marmara, Karadeniz, Güneydoğu ve Güney Anadolu’da bulunmaktadır.
Mısırda zararı larvalar meydana getirir. Larvalar mısırın yaprak, sap ve koçanlarında zarar yapar. Mısır bitkilerinin genç dönemlerinde gövde içinde beslenen larvalar, ileride gelişme konisinden çıkacak yapraklara da zarar verir. Bu genç mısır bitkilerinde gelişme konisinden yeni çıkan yapraklarda, birbirine simetrik açılmış olan deliklerini görmek mümkündür. Bu zarar şekli mısır koçan kurdunun çok tipik bir özelliği olup diğer zararlıların zarar şeklinden kolaylıkla ayrılabilir. Yaprak kınının iç yüzeyinde yaklaşık 2 gün beslenen larvalar daha sonra gövdeye geçer. Sap içine giren larvalar buralarda galeriler açarak beslenir ve çıkarmış oldukları pislikleri giriş deliklerinden dışarı atar.
Yumurtadan çıkan larvalar koçan içine girer ve burada süt olum dönemindeki taneleri yiyerek beslenir. Bu beslenme sırasında da galeriler açar. Larvaların çıkardıkları pislikler bakteri faaliyetini artırarak koçan içindeki tanelerin tümünün zarar görmesine sebep olur.
Mücadelesi
Mısır koçan kurdu mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmaktadır.
Kültürel önlemler
Mısır koçan kurdu ile mücadelede kültürel Önlem olarak hasattan sonra tarlada kalan artıklar imha edilerek işe başlanılmalıdır. Tarla derin sürülmek, kanal boylarında bulunan sazlıklar ilkbaharda yabancı ot ilaçları kullanılarak yok edilmelidir ikinci ürün olarak ekilen mısırın mümkün olduğunca erken ekilmesi gerekmektedir.
Kimyasal mücadele
Mısır koçan kurduna karşı uygulanacak kimyasal mücadele koruyucu amaçlıdır. Bu sebeple mücadele zamanının tespiti çok önemlidir. Mısır ekim alanlarında bitki boyu 20-30 cm olduğunda tarlalar haftada en az iki kez kontrol edilerek ilk yumurtaların tespit edilmesi gereklidir, ilk yumurtaların görülmesiyle ilaçlamaya başlanmalıdır. İlaçların özellikleri göz önüne alınarak 10-15 gün aralıklarla ile 2-3 ilaçlama yapılmalıdır.
2- ENDÜSTRİ BİTKİLERİ ZARARLILARI
1) Pancar Sineği (Pegomya hyoscyami)
Tanımı ve Yaşayışı
Pancar sineği erginleri karasineklere benzer. Ergin sinekler 6-7 mm uzunluğunda olup üzerleri tüylerle kaplıdır. Renkleri gri-kahverengidir ve şeffaf iki adet kanata sahiptir. Pancar sineği yumurtaları 1 mm uzunluktadır. Zararlı yumurtalarını gruplar hâlinde (3-10 adet) yaprakların alt yüzeyine bırakır.
Pancar sineği larvaları 6-8 mm uzunlukta, beyaz renkte ve kısmen şeffaf bir vücuda sahiptir. Larvaların içindeki yedikleri yapraklar dıştan gözle görülebilir. Pancar sineği pupaları 5 mm uzunluğunda, oval yapıda kahverengi renktedir.
Pancar sineği kışı toprak içerisinde pupa döneminde geçirir. Erginler nisan ayında görülür ve popülâsyonları mayıs başında artar. Yaşam döneminin sonunda larvalar toprağa girer ve pupa olur.
Pancar sineği yılda 2~3 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Pancar sineği, pancar ve ıspanakta zarar meydana getirmektedir.
Pancarda asıl zarar ilk dönem larvalar tarafından meydana getirilir. İlk belirtiler pancar fideleri 2-3 yapraklı devredeyken görülebilir. Yapraklarda ince iplik görünümünde, beyaz renkli ve düzensiz galeriler açar. Bu galeriler yakından incelendiğinde galerilerin yaprağın alt ve üst yüzeyi arasında olduğu ve larvanın beslendiği görülebilir. Galerilerde beslenen larva geliştikçe yapraklarda kabarcıklar oluşmaya başlar.
Zarar gören yapraklar kurur ve dökülür. Gelişimi zayıf genç sürgünlerinde Ölmesine neden olabilir.
Mücadelesi
Pancar sineği mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmaktadır.
Kültürel önlemler
Pancar sineğine karşı kültürel önlem olarak diğer konukçusu olan ıspanak bitkisi şekerpancarı tarlaları civarında yetiştirilmemeli ve çapalama yapılmalıdır.
Kimyasal mücadele
Pancar sineği ile kimyasal mücadeleye başlamak için ilkbaharda tarla kontrolleri yapılarak ilk larvaların tespit edilmesi gereklidir. Şekerpancarında asıl zarar ilk larvalar tarafından meydana getirilir. Bu sebeple ilk larvalar görülür görülmez ilaçlama yapılmalıdır. Larva popülâsyonu yüksek ise bitkiler tamamen yok edilebilir.
2) Patates Böceği (Leptinotarsa decemlineata)
Tanımı ve Yaşayışı
Patates böceği erginleri 1 cm boyundadır. Zararlı sarımsı-turuncu renkte olup sırt kısmı bombeli yapıdadır. Kanatlarının üst kısmında beş adet uzun siyah bant bulunur. Bu görünümden dolayı patates böceğine bazı bölgelerde pijamalı böcek adı da verilmektedir. Patates böceğinin yumurtalar oval, koyu sarı renkte ve yaklaşık 1 mm boyundadır. Yumurtalarını yaprağın alt yüzüne gruplar hâlinde bırakır. Bir dişi 500-3000 arasında yumurta bırakabilir.
Patates böceğinin larvaları kambur görünümlü, turuncu renkli olup başı kısmı koyu kahverengi renktedir. Gelişimini tamamlamış olgun larvanın boyu 10-13 mm’dir. Patates böceğinin pupaları havuç kırmızısı renginde ve yaklaşık 1 cm boyundadır. Zararlı pupa oluncaya kadar dört larva dönemi geçirir.
Patates böceği kışı toprağın 1-30 cm derinliğinde ergin olarak geçirir. Erginler ilkbaharda hava sıcaklığı 14-15 °C olduğunda topraktan çıkar. Topraktan çıkan erginler bulundukları alanda varsa patates ile beslenir. Patates yoksa beslenmek amacıyla başka alanlara uçar. Zararlının asıl bulaşması bu şekilde olur. Daha sonra dişiler yumurta bırakır.
Yumurtadan çıkan larvalar ilk dönemde önce yumurta kabuklarını yer sonra yaprakların alt yüzünde beslenir. Birinci dönemden sonra larvalar bitkinin her tarafına dağılır ve beslenmeye devam eder. Gelişmesini tamamlayan larva toprakta pupa dönemine girer.
Patates böceği İç Anadoluda 1-5 döl, Marmara’da ise 3-4 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Patates böceği ülkemizde patatesin önemli zararlılarından biridir. Ülkemizde İç Anadolu, Ege, Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu’da zarara sebep olmaktadır. Patates böceğinin hem erginleri hem de larvaları patatese zarar vermektedir. Patates bitkisinin yapraklarını dıştan başlayarak içe doğru yiyerek zarara sebep olur. Bazı durumlarda yaprak ayasında bir delik açıp bu deliği genişletmek suretiyle zararlı olmaktadır. Patates böceği, doğrudan zararının yanında patates X virüsü, patates iğ yumru virüsü ve patates halka çürüklüğü hastalıklarının etmenlerini de taşıyarak bitkilere bulaştırmaktadır.
Mücadelesi
Patates böceği ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemler:
Kültürel önlemler
Patates böceği ile mücadelede kültürel önlem olarak patates hasadının tamamen yapılmasına dikkat edilmeli, ilkbaharda bir önceki yıl patates dikili alanlar gezilerek zararlı bulunan bitkiler, küçük alanlarda larva ve ergin böcekler toplanarak yok edilmelidir.
Kimyasal mücadele
Mücadele zamanının tespiti amacıyla erginlerin çıkış dönemi olan nisan ayı içerisinde tarla kontrolleri yapılır. Tarlada patates böceğinin yumurta, larva ve erginleri aranır. Bu dönemlerden herhangi bir tanesinin görülmesi o tarlanın bulaşık olduğunu gösterir. Patates böceği ile kimyasal mücadelede belirlenmiş bir mücadele eşiği yoktur fakat zararlının yapraklarında neden olduğu %20 oranındaki zarar, bitki tarafından tolere edilebilmektedir. Patates böceği kimyasal mücadeleye karar verirken bu durumun dikkate alınması gereklidir. Birinci döle karşı kimyasal mücadele yapılacaksa bitkilerde ilk olgun larvalar görüldüğünde ilaçlamaya başlanmalıdır. İkinci döle karşı ilaçlama yapılacaksa tüm yumurtalar açıldıktan sonra ilaçlamalar yapılmalıdır. İlaçlamalarda yaprakların alt yüzeyinin iyice ilaçlanması gereklidir.
3) Beyaz Sinek
Tanımı ve Yaşayışı
Beyazsinek erginleri yaklaşık 1 mm boyundadır. Vücutları açık sarı renkte olmasına rağmen kanat ve vücut üzeri beyaz renkli bir mum tabakası ile kaplı olduğundan zararlı beyaz görünür. Gözleri kırmızı renktedir.
Beyazsinek yumurtaları 0,25 mm boyunda olup ilk bırakıldıklarında beyaz renktedir. Yumurtalar olgunlaştıkça renk koyulaşarak kahverengine döner. Yumurtalar bir sap ile yaprak alt yüzeyine dik olarak tutturulmuş şekildedir. Bir dişi 300 kadar yumurta bırakabilir.
Yumurtadan çıkan beyazsinek larvaları oval yapıda ve hareketlidir. Larvalar soluk san renktedir. Larvalar hortumlarını yaprak dokusuna sokarak yaklaşık 8 saatte kendisini sabitleştirir, hareketsiz duruma geçer ve üzerini mum tabakası kaplar. Bu arada bacak ve antenleri kaybolarak şekil olarak kabuklu bit görünüşünü alır. Son dönem larva yaklaşık0,7 mm boyunda, yeşil-sarı renkli olup şişkinleşir ve çıplak gözle görülebilir.
Beyazsinek pupaları larvalara benzer. Bazen bu durumdan dolayı beyazsineklerde pupa dönemi olmadığı kabul edilir. Pupa yaklaşık0,65 mm boyundadır.
Beyazsinek kışı larva, yumurta veya pupa hâlinde genellikle yabancı otlar üzerinde geçirir. Sütleğen ve fesleğen bitkileri en önemli kış konukçularıdır. Erginler pupadan çıktıktan 1-8 saat sonra çiftleşir ve çiftleşmeden 2-4 gün sonra yumurtalarını tek tek veya gruplar hâlinde yaprağın alt yüzeyine koyar. Yumurtalar yaklaşık 4-6 günde açılır.
Yumurtadan yeni çıkan birinci dönem larva çok hareketlidir. Bu larva 8 saat kadar süren hareketlilikten sonra beslenmeye başlar. Larva sabitleştikten bir süre sonra gömlek değiştirerek ikinci döneme girer. Bu devrede bacak ve antenleri kaybolur. Üzeri beyaz renkli ve şeffaf bir mum tabakası ile kaplanır. Pupa dönemini tamamladıktan sonra pupanın üzeri T çiminde yarılarak ergin çıkar.
Beyazsinekler yılda ortalama 9-10 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Beyazsinekler polifag zararlılardır. Pamuk, patates, kabak, kavun, karpuz, domates, biber, patlıcan, soya, yerfıstığı, gül, yonca, maydanoz, yabancı otlar ve tütün gibi pek çok bitkide zarar meydana getirir. Beyazsineklerin hem larva hem de ergin dönemleri zararlıdır. Her iki dönemde de bitki öz suyu ile beslenir. Beyazsineklerin doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki zarar şekli bulunur.
Doğrudan zararında bitki öz suyunu emerek beslenmesi sonucu bitkide genel bir zayıflama görülür. Aşırı miktarda zararlı olması durumunda gelişme durabilir. Beyazsineğin -bitki öz suyunu emdiği yerlerde yaprağın kendine has rengi kaybolur ve kurumalar görülür. Bu durum ise kalite kaybını meydana getirir. Ergin ve larvaları tatlı bir madde salgılayarak fumajine neden olur. Bunun sonucu stomalar kapanır, bitkinin solunum ve fizyolojisi olumsuz etkilenir ve fotosentez düzeni bozulur.
Dolaylı zarar olarak beyazsinekler bazı virüs hastalıklarına vektörlük (taşıyıcı) yapar. Virüs hastalıklarını bir bitkiden diğer bir bitkiye taşıyarak dolaylı olarak zarar verir.
Mücadelesi
Beyaz sinek mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Beyazsineklerle kültürel mücadelede hasat sonrası tarla ve çevresindeki yabancı otlarla mücadele edilmelidir. Aşırı sulama sonucu oluşan nem artışından dolayı beyazsinek popülasyonu da artacağından fazla sulama yapılmamalı, gereğinden fazla azotlu gübre verilmemeli ve zararlı ile bulaşık fideler tarlaya dikilmemelidir.
Kimyasal mücadele
Kimyasal mücadelede beyaz sinek zararı görülen alanlarda tarla kontrolleri yapılmalıdır. Yapılan kontroller sonucu tütünde yaprak başına 1-2 ergin veya 10 adet larva görüldüğünde, pamukta ise yaprak başına 10 adet larva görüldüğünde ilaçlamalara başlanmalıdır. İlaçlama bitkinin özellikle yapraklarının alt yüzleri iyice ıslanacak şekilde yapılmalıdır.
4) Pembekurt (Pectinophora gossypiella)
Tanımı ve Yaşayışı
Pembekurt erginlerinin kanat açıklığı yaklaşık 12-20 mm, vücut uzunluğu 7 mm’dir. Kanatlar ve vücudu gri-kahverengidir. Ön kanatlarının üzerinde koyu renkte enine çizgiler ve lekeler yer alır. Arka kanatlar kirli beyaz renktedir ve ön kanatlardan daha geniştir. Arka kanatların kenarları saçaklı görünümdedir. Ergin kelebekler geceleri aktiftir ve en fazla 4 hafta yaşayabilir. Pembekurt yumurtaları oval yapıda olup yaklaşık 0,5 mm çapındadır. Dişiler yumurtalarını pamuk bitkisinin tarak, çiçek ve kozalarına bırakır. Bir dişi ortalama 800 kadar yumurta bırakabilir.
Pembekurt larvaları yumurtadan ilk çıktıklarında parlak beyaz renktedir. Daha sonra rengi pembe hâle gelir. Larvanın baş kısmı kahverengidir. Larvanın üzerinde pembe lekeler ve kısa kıllar bulunur.
Pembekurt pupaları başlangıçta beyaz renkte olup daha sonra kahverengi olur. Pupa boyu yaklaşık olarak 8 mm’dir. Pupanın üzeri ince ve kadife gibi yumuşak tüylerle kaplıdır.
Pembekurt kışı, kör pamuk kozalarının (tarlada kalan ve yakılmak için toplanmış saplarda bulunan kozalar) veya çiğit içerisinde diyapoz (uyku) hâlinde larva olarak geçirir. Erginler mart ayı sonunda çıkar. Dişi bireyler pamuk bitkileri çıktıktan sonra yumurta bırakır. Bırakılan yumurtalar iklim şartlarına bağlı olarak4-12 günde açılır. Yumurtadan çıkan larvalar hemen tarak, çiçek ve kozaların içine girer ve beslenir. Larva dönemi yazın iki hafta kadar sürer. Olgunlaşan larva kozada bir delik açarak dışarı çıkar. Toprak içinde veya bitki artıkları arasında pupa olur. Sonbaharda ekim ve kasım aylarında larvalar diyapoza girer.
Pembekurt yılda 4-5 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Pembe kurt başta pamuk olmak üzere ebegümecigiller familyasına ait bitkilerde, özellikle bamyada zarar yapar. Bu zararlı ülkemizde Akdeniz ve Ege’de pamuk ekim alanlarında bulunmaktadır.
Pembekurt larvaları pamukta tarak, çiçek ve kozanın içine girerek beslenir. Özellikle koza içerisinde meydana gelen çiğitlerle beslenir. Yenilmiş çiğitlerin çimlenme gücü düşer ve bu çiğitlerden elde edilen yağın kalitesi düşük olur. Ayrıca pembekurt zararı lif kalitesini de düşürür. Çiçekte bulunan larva, rozet çiçek adı verilen ve istenmeyen kapalı çiçek oluşumuna neden olur. Kozada birden fazla larva bulunması hâlinde kozanın tümü zarar görebilir.
Mücadelesi
Pembekurt mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Pembekurt mücadelesinde kültürel önlem olarak pamuk hasadından sonra tarlada kalan saplar kesilerek derin sürüm yapılmalıdır. Tohum temizliği içinde tohumlar özel makinelerden geçirilmelidir. Ekim nöbeti uygulanmalı, erken ekim ve erkenci çeşitlerin ekimi ile erken hasat yapılmalıdır. Mevsim içinde tarlada görülen rozet çiçekler toplanıp yok edilmelidir.
Kimyasal mücadele
Pembekurt ile kimyasal mücadeleye başlamak için tarla kontrolleri yapılmalıdır. Kontroller sonucu çiçek döneminde dekara 90 adet rozet çiçek bulunuyorsa yeşil koza döneminde bulaşık koza oranı % 15 ise ilaçlamalara başlanmalıdır. Pembekurt zararlısına karşı bir hafta ara ile 2-3 ilaçlama yapılması gereklidir fakat zararlının biyolojisi gereği kimyasal mücadele ile başarıya ulaşma şansı çok düşüktür. Bu nedenle asıl mücadelede kültürel önlemlerve karantina tedbirleri daha etkilidir.
5) Tütün Tripsi (Thrips tabaci)
Tanımı ve Yaşayışı
Ergin tütün tripsleri yaklaşık 0,8-0,9 mm boyda, açık sarı veya esmer renktedir. Vücutları silindir şeklindedir ve kanat kenarlarında kirpik şeklinde saçaklar bulunur. Yumurtaları beyaz renkte, oval şekilli ve 0,3 mm boyundadır. Yumurtalarını yaprakların alt yüzüne veya iç kısmına paketler hâlinde bırakır.
Yumurtadan çıkan yavrular (nimfler) 0,9 mm boyundadır. Birinci dönem nimfler beyaz renkte, ikinci dönem nimfler ise açık sarı renktedir.
Tütün tripsi kışı bitkiler üzerinde ergin dönemde geçirir. İlkbaharda ortaya çıkan erginler yumurtalarını yaprakların alt yüzüne veya içine paketler hâlinde bırakılır. Genel olarak 4-5 gün içinde açılan yumurtalardan çıkan nimfler dört dönem geçirdikten sonra erginhâle gelir.
Tütün tripsi yılda 4-6 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Tütün tripsi polifag beslenen bir zararlıdır. Başta tütün ve pamuk olmak üzere yonca, soğan, sarımsak, domates, patlıcan, patates, bezelye, kabak, salatalık ve pancar pek çok bitkide zarar meydana getirir. Zararlı, Ege, Marmara ve Karadeniz’de tütün alanlarında yaygın olarak görülmektedir. Tütün tripsinin hem ergini hem de nimfi zarar meydana getirir. Bitkinin yaprak, tomurcuk ve çiçek bölümleri üzerinde bulunur. Ergin ve nimfler bitki öz suyu ile beslenir. Beslendikleri yerlerdeki dokular, boşalan bitki öz suyu nedeniyle saydam birgörünüm alır.
Zararlı tütün yapraklarını özellikle damarlara yakın yerlerden emer ve damarlar boyunca çok sayıda beyaz lekecik oluşur. Bu zarar şekline halk arasında akdamar hastalığı ismi de verilir.Tütün tripsi bitkinin genç dönemlerinde daha zararlı olmaktadır.Tütün tripsinin diğer bir zarar şeklide yaprak dokuları içine yumurta koymaları ve bu nedenle dokuyu parçalamalarıdır.
Mücadelesi
Tütün tripsi mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Tütün tripsi ile mücadelede kültürel önlem olarak fidelik ve tarladaki tütün artıkları toplanarak yok edilmeli, daha önce zararlı görülen yerlerde yetiştiricilik yapılmamalıdır. Zararlı olan fideler tarlaya şaşırtılmamak, dip yapraklar erken toplanmalı, çapa yapılmalı ve yabancı otlarla mücadele edilmelidir.
Kimyasal mücadele
Tütün tripsi ile kimyasal mücadeleye yapılacak tarla kontrolleri sonucu karar verilmelidir. Yapılan kontrollerde yaprak başına ortalama 5 adet tütün tripsi görüldüğünde ilaçlamalara başlanmalıdır. İlaçlamalar sabah ve akşam serin zamanlarda yapılmalıdır. İlaçlamada bitkinin her tarafı ilaçla kaplanmalıdır.
6) Yeşilkurt (Helicoverpa armigera)
Tanımı ve Yaşayışı
Yeşilkurt erginlerinin kanat açıklığı 3,5-4 emdir. Erkek kelebeklerin ön kanatları grimsi-yeşil, devetüyü veya zeytin yeşili renklerdedir. Dişi kelebeklerin ön kanatları ise turuncu-kahverengi, kırmızımsı-kahverengi veya tuğla kırmızısı renktedir.
Yeşilkurt kelebeklerinin ön kanatları üzerinde biri böbrek diğeri daire şeklinde iki adet leke yer alır.
Yeşilkurt yumurtaları küre şeklinde, 0,5-0,6 mm çapında ve krem rengindedir. Yumurtalarda üst kısımdan başlayıp alta doğru giden ve meridyene benzeyen sırt şeklinde çıkıntılar bulunmaktadır. Dişiler yumurtalarını bitkilerin yaprak, meyve ve taze sürgünleri üzerine tek tek koyar. Bir dişi yaklaşık 700-1500 arasında yumurta bırakabilir.
Yeşilkurt larvaları 1,5-2 mm uzunluğunda, kirli beyaz renkte ve üzeri siyah renkte kıllarla kaplıdır. Gelişimini tamamlamış olgun larvanın boyu 40-45 mm’dir. Sırt kısmında yeşil, kahverengi ve sarı renkte bantlar, yan taraflarda da sarı birer bant bulunmaktadır. Yeşilkurt pupaları 20-25 mm uzunluğunda, başlangıçta yeşil renkli olup daha sonra kızıl kahverengine dönmektedir.
Yeşilkurt kışı toprakta 3-8 cm derinlikte pupa döneminde geçirmektedir, ilkbaharda mayıs ayı başından itibaren ilk kelebek uçuşları görülür. Kelebekler genellikle akşamüzeri uçuşur. Yumurtalar bırakıldıktan yaklaşık 2-10 gün sonra açılır. Yumurtadan çıkan larvalar gelişimlerini 10-30 günde tamamamlar ve toprak içerisinde 3-8 cm derinlikte hazırladıkları odacıklar içinde pupa olur. Yeşil kurtlarda pupa süresi 20 gündür.
Yeşilkurt yılda 3-5 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Yeşilkurt polifag bir zararlıdır. Pamuk, tütün, mısır, domates, biber, patlıcan, bamya, baklagiller ve süs bitkilerinde zarar meydana getirmektedir.
Bitkilerde zararı yeşilkurt larvaları yapar. Birinci ve ikinci dönemde larvalar yapraklarla beslenmektedir. Daha sonra meyveleri delerek içine girer ve orada beslenmeye devam eder.
Mücadelesi
Yeşilkurt mücadelesinde kültürel önlemler, biyolojik mücadele ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Yeşilkurt ile mücadelede kültürel önlem olarak yabancı otlarla mücadele edilmeli, bitki artıkları temizlenmeli ve yaz aylarında derin sürüm yapılmalıdır.
Biyolojik mücadele
Yeşilkurt ile mücadelede biyolojik yöntem olarak bir larva parazitoiti olan Badltusthuringîensis isimli bakteri ile hazırlanmış preparatlar kullanılmaktadır.
Kimyasal mücadele
Yeşilkurt ile kimyasal mücadelede asıl amaç koruyucu mücadele yapmaktır. Larvalar meyvelere giriş yapmadan önce, ilaçlamaya başlamak gerekir. Bu amaçla tarla kontrolleri yapılmalıdır. Tarla kontrollerinde % 5 oranında zararlı varsa ilaçlamaya başlamak gerekir.
3- YEM BİTKİLERİ ZARARLILARI
1) Yonca Hortumlu Böceği (Hypera variabilis)
Tanımı ve Yaşayışı
Yonca hortumlu böceğinin erginleri 5-6 mm uzunluğundadır. Vücut renkleri kahverenginden griye kadar değişen tonlardadır. Kanatlar bitişik dururken üzerinde koyu renkli bir bant bulunmaktadır.
Yonca hortumlu böceğinin baş kısmı hortum şekline benzetildiği için bu isim verilmiştir.
Yumurtalar oval şekilli, ilk bırakıldıklarında saydam ve açık sarı renklidir. Açılmaya yakın dönemde koyu bir renk alır. Yumurtalar 0,4- 0,6 mm boyundadır. Yumurtalarını kuru saplar içine, yeşil gövdelere, yaprak sapının bitki gövdesi ile birleştiği yerlere, yaprak saplarına ve sürgün uçlarına açtıkları delikten içeriye koyar. Yumurtalar 1- 29 adet olarak bırakılır. Bir dişi ortalama 1100 yumurta bırakır.
Yonca hortumlu böceğinin larvaları yeşil renkli olup baş kısmı siyahtır. Larvalarda bacak bulunmaz ve sırt kısımlarında uzun beyaz bir çizgi bulunur. Gelişimini tamamlamış olgun larvalar 7-10 mm boyundadır.
Pupaları serbest pupa tipinde olup yaklaşık 5 mm boyundadır. Toprak yüzeyindeki bitki artıkları, yapraklar ve yabancı otlar üzerinde ördüğü kokonlar içinde pupa olur. Yonca hortumlu böceği kışı yonca tarlaları veya tarla kenarlarındaki bitki artıkları, bitki kökleri, topraktaki yarık ve çatlaklarında ergin hâlde geçirir. Hava sıcaklığına bağlı olarak mart ayının ikinci yarısından itibaren erginler görülür. Erginler yumurta bırakır ve bırakılan yumurtalar 14-21 günde açılır. Yumurtadan çıkan larvalar 2-3 gün sap içinde beslendikten sonra yaprak ve tepe tomurcuklarına dağılır. İlk 2 larva döneminde tomurcuk içlerinde beslenen larvalar, üçüncü ve dördüncü dönemlerde bitki üzerinde beslenir. Mayıs ayının ortalarında pupa olmaya başlar. Yeni dönem erginler yaz sıcaklıkları başlayıncaya kadar beslenmelerine devam eder. Bu erginler daha sonra yazlamaya çekilir. Havaların soğumaya başlaması ile kışı geçirmek üzere toprağa girer.
Yonca hortumlu böceği yılda 1 döl verir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Yonca hortumlu böceği başta yonca olmak üzere fiğ, tirfil, burçak ve üçgül gibi yem bitkilerinde zarar meydana getirir. Ülkemizin tamamında görülen bir zararlıdır. Bitkilerde asıl zararı larvalar yapar. Ergin serin zararı larva zararına göre daha azdır. Ergin böcekler genellikle yaprağın orta damarı hariç yan damarları, yaprak ayası ve sürgün uçlarını yerler. Asıl zararı yapan larvalar ilk iki dönemi, sürgün uçları ve yaprak koltukları arasında beslenerek geçirir. Tomurcukları ve sürgün uçlarını yediklerinden bitki gelişiminde gerileme görülür. Son iki dönem larvalar ise yaprakları dıştan kemirerek yerve geriye sadece orta damarlar kalır. Yoncada asıl larva zararı ilk biçime kadar olan zamanda görülür. Larva zararı daima bitkinin üst kısımlarından başlar ve aşağıya doğru devam eder. Tarlada larva yoğunluğu fazla ise zarar gören yaprakların kuruması sonucu tarla boz, gümüşi bir görünüm kazanır,
Mücadelesi
Yonca hortumlu böceğinin mücadelesinde kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Yonca hortumlu böceği ile mücadelede kültürel önlem olarak sık ve kuvvetli yonca yetiştirilmeli, biçim öncesi sulama yapılmalı, ilk biçim i0-15 gün erken yapılmalı ve hasat edilen yoncalar başka yerde kurutulmaya bırakılmalıdır.
Kimyasal mücadele
Yonca hortumlu böceği ile kimyasal mücadeleye yapılacak tarla kontrolleri sonucu başlanmalıdır. Tarlada ilk biçimden 15-20 gün Önce m2de 25 larva veya ergin tespit edildiğinde ilaçlamaya başlanmalıdır. Yapılan ilaçlamadan üç gün sonra tarlada yapılan kontrollerde m2de 25 larva veya erginden az zararlı olduğu görülürse ilaçlamanın başarılı olduğu anlaşılır.
2) Pis Kokulu Yeşil Böcek (Nezara viridula)
Tanımı ve Yaşayışı
Pis kokulu yeşil böceğin vücudu genel olarak yeşil renklidir. Vücut ve baş kısmı çukurcuklarla kaplıdır. Kışlayan erginlerde renk yeşilden kahverengiye dönüşür. Vücut uzunca oval ve geniştir. Dişi ortalama 15 mm, erkek ise 14 mm boyundadır.
Yumurtaları ilk bırakıldıklarında krem renginde olup açılmalarına yakın dönemde kırmızı renkte görünür. Pis kokulu yeşil böcek yumurtalarını gruplar hâlinde (20-120 adet) yaprakların alt yüzeyine bırakır. Yumurtalar küçük ve silindir şeklindedir. Yumurtaların boyu ortalama 1,2 mm ve eni 0,8 mm’dir.
Pis kokulu yeşil böceğin nimfleri genel olarak erginlere benzer. Bu zararlı beş nimf dönemi geçirir.
Pis kokulu yeşil böceğin erginleri kışı, bitki kabukları altında, binaların yarık ve çatlakları arasında ve gübre yığınları içerisinde uyku (diyapoz) hâlinde geçirir. Kışın sıcaklığın 13 °C’nin üzerinde olduğu zamanlarda hareketli hâle geçer. İlkbaharda mart ayı başından itibaren toprak sıcaklığının 13 °C’nin üzerinde, günlük sıcaklığın ise 12 °C’nin üzerine çıktığı zaman kışladıkları yerleri terk ederek yabancı otlarda beslenmeye başlar. Daha sonra yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan nimfler beş gömlek değiştirdikten sonra ergin hâle gelir.
Pis kokulu yeşil böcek yılda 3 döl vermektedir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Pis kokulu yeşil böcek başta soya fasulyesi ve mısır olmak üzere pek çok kültür bitkisinde zarar meydana getirmektedir. Bu zararlı ülkemizin tamamında görülmektedir. Pis kokulu yeşil böceğin ergin ve nimfleri bitki öz suyunu emerek beslenir. Bitkilerin yaprak, çiçek, sürgün ve tomurcuklarıyla beslenir. Zararlı oldukları bitkilerde meyve oluşumunu engeller, meyve ve çiçek dökümüne neden olur ve meyvelerde şekil bozukluklarına yol açar.
Mücadelesi
Pis kokulu yeşil böceği mücadelesinde kültürel önlemler, biyolojik mücadele ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Pis kokulu yeşil böcek ile mücadelede kültürel önlem olarakya- bancı otlarla mücadele yapılmalıdır.
Biyolojik mücadele
Pis kokulu yeşil böcek ile biyolojik mücadelede yumurta paraz- itoidi, erginlerin ölümüne neden olan parazitoitve predatör böcekler kullanılmaktadır.
Kimyasal mücadele
Pis kokulu yeşil böcek ile mücadelede yapılan kontrollerde bitki başına ortalama 5 ergin veya nimf görüldüğünde ilaçlamalara başlanmalıdır, ilaçlamalar sabah erken saatlerinde veya akşamüzeri sıcaklığın düştüğü zamanlarda yapılmalıdır. Yapraklarının alt ve üst yüzlerinin iyice ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.
3) Yaprak Pireleri (Empoasca spp.)
Tanımı ve Yaşayışı
Ergin yaprak pireleri 3 mm boyunda, yeşiIimsi-sarı ve gri renklidir. Zararlının ön kanatları açık yeşil renkli, arka kanatlar ise renksizdir. Yaprak pirelerinin yumurtalarının eni 0,6 mm, boyu İse 1 mm’dir. Yumurtalar kirli beyaz renkte ve oval şekildedir. Bu zararlı yumurtalarını yaprak, sap ve damar epiderm isleri altına bıraktığından gözle görülmesi mümkün değildir.
Larva erginlere benzer şekilde sarımtırak yeşil renktedir. Larva boyu 2,5 mm ve eni ise 0,6 mm’dir. Yumurtadan çıkan larvalar kanatsız olup oldukça hareketlidir. Larvalar yaprağın alt yüzünde hızlı ve yan yan yürüyüşleri ile kolaylıkla tanınabilir.
Yaprak pireleri kışı ergin dönemde geçirir. Yaprak pirelerinin larvaları ergin oluncaya kadar beş gömlek değiştirir.
Yaprak pireleri yılda 8 döl verebilmektedir.
Zarar Şekli ve Ekonomik Önemi
Yaprak pireleri polifag (birden fazla bitki ile beslenen) zararlılardır. Başta yonca olmak üzere pamuk, bağ, tütün, patates, ayçiçeği, susam, pancar, patlıcan, biber, bamya, kabak, nane, kavun ve karpuz gibi pek çok bitkide zarar meydana getirir.
Yaprak pireleri genel olarak yaprakların alt yüzünde beslenir. İğneleri ile yaprakları sokup emer. Bu şekilde zarar görmüş yapraklarda siyahlaşmış noktalar meydana gelir. Emilmiş yapraklar sararır, beyazlaşır ve aşağı doğru kıvrılır. Bitki gelişiminde genel bir durgunluk göze çarpar. Ayrıca yaprak pireleri beslenirken bitki bünyesine zehirli salgılarda verir. Bu sebeple bitki iletim demetlerinde tıkanıklıklar meydana gelir.
Mücadelesi
Yaprak pireleri ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır.
Kültürel önlemler
Yaprak pireleri ile mücadelede kültürel önlem olarak ara konukçular yok edilmeli, uygun bir sulama ve dengeli gübreleme yapılmalıdır.
Kimyasal mücadele
Yaprak pireleri ile kimyasal mücadeleye başlamak için tarla kontrolleri yapılmalıdır. Kontrollerde tarlanın büyük bir kısmı gezilerek tarladaki farklı bitkilerin alt, orta ve üst kısımlarından 100 adet yaprak alınır. Bu yapraklardaki zararlıların sayımı yapılır ve yaprak başına ortalama zararlı sayısı bulunur. Ege Bölgesi için 25, Güney Anadolu Bölgesi İçin ise 10 adet zararlı tespit edilirse ilaçlamalara başlanır.















