BITKI KORUMA ÜRÜNLERİNİN YAPISI
Bitki koruma ürünleri iki ana unsurdan oluşur:
Etkili madde,
Yardımcı maddeler.
1) Etkili madde (=aktif madde): Öldürücü olan ana unsurdur. Tarım ilaçları içerisinde değişik oranlarda bulunur. Kimyasal ya da biyolojik kökenli olabilir.
2) Yardımcı maddeler: Bir pestisit içerisinde, etkili madde dışında kalan bütün maddelerdir, Bunlar;
Etkili madde oranını düşürmeye yarar,
Pestisitin etkililiğini ve dayanıklılığını arttırır,
Uygulama kolaylığı sağlar,
Bitkilere olumsuz etkiyi azaltır.
Kullanıcıları uyarır.
FORMÜLASYON: Etkili maddenin yardımcı maddelerle yapılan fiziksel karışımına formülasyon denir.
Formülasyon Tipleri:a) Doğrudan Kullanılan Katı Formülasyonlar:
Toz preparatlar (DP)
Kuru olarak tohuma uygulanan tozlar (DS)
Granüller (GR)
Doğrudan kullanılan tabletler (DT)
b) Disperse Olabilen Katı Formülasyonlar:
Islanabilir Tozlar (WP)
Tohum ilacı Olarak Kullanılan Disperse Edilebilir Tozlar (WS)
Suda Dağılan Granüller (WG)
Suda Dağılan Tabletler (WT)
Emülsiye Olabilen Granüller (EG)
Emülsiye Olabilen Tozlar (EP)
c) Suda Eritilerek Kullanılan Katı Formülasyonlar
Suda Çözünen Tozlar (SP)
Tohum ilacı olarak Kullanılan Suda Çözünen Tozlar (WS)
Suda Çözünen Granüller (SG)
Suda Çözünen Tabletler (ST)
d) Basit Solüsyonlar
Suda Çözünen Konsantreler (EL)
Tohum Ilacı Olarak Kullanılan Solüsyonlar (LE)
Yağda Çözünmüş Sıvı Formülasyonlar (OL)
Ultra Low Volume Sıvılar (UL)
e) Disperse Olabilen Solüsyonlar
Emülsiye Olabilen Konsantreler (EC)
Disperse Olabilen Konsantreler (DC)
f) Emülsiyonlar
Emülsiyonlar (oil in water) (EW)
Tohum llaçlamasında Kullanılan Emülsiyonlar (ES)
Mikro-emülsiyonlar (ME)
g) Süspansiyonlar
Sulu Süspansiyon Konsantreler (SC)
Mikrokapsül süspansiyon konsantre (ZC)
Tohuma Uygulanan Süspansiyon Konsantreler (ES)
Sulu Kapsül Süspansiyonlar (CS)
Yağ Orijinli Süspansiyon Konsantreler (OD)
Sulu Süspansiyon-emülsiyonlar (SE)
BİTKİ KORUMA ÜRÜNÜ GRUPLARINA GÖRE ETİKETLERİN ZEMİN RENKLERİBeyaz Etiket: İnsektisit, akarisit ve fumigant
Sarı Etiket: Herbisitler
Açık Yeşil Etiket: Fungusitler
Cam Göbeği Etiket: Bitki Gelişim Düzenleyicileri
Pembe Etiket: Diğer (Rodentisit, Mollussisit, Nematisit, Repellenti Atractant vb.)
BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN KONTROL ETTİĞİ ETMENE GÖRE SINIFLANDIRILMASI
İnsektisit: Böcek ilacı > Beyaz Etiket
Fungusit: Mantar ilacı > Açık Yeşik Etiket
Herbisit: Yabancı ot ilacı > Sarı Etiket
Akarisit: Kırmızı örümcek ilacı > Beyaz Etiket
Rodenisit: Fare ilacı > Pembe Etiket
Mollussisit: Salyangoz ve sümüklüböcek ilacı > Pembe Etiket
Fumigant: Gaz halinde etkili ilaç > Beyaz Etiket
Nematisit: Nematod ilacı > Pembe Etiket
Repellent: Böcek kovucuları > Pembe Etiket
Atractantlar: Böcek cezbediciler > Pembe Etiket
Bitki aktivatörü
Biyolojik preparat
Bitki gelişim düzenleyicisi (BGD)
Böcek gelişim düzenleyicisi (IGR)
Beslenme engelleyiciler
Fizyolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan maddeler
Tuzak ve feromonlar
Biyolojik mücadele etmeni
BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN KARIŞABİLİRLİKLERİ
Bitki üzerinde zararlı olan iki ayrı canlı etmenin bulunması halinde, bunlara karşı ayrı ayrı ilaçlama yapmak yerine bunlara karşı etkili olan ilaçları birbirine karıştırarak kullanmak hem zamandan tasarruf sağlar, hem de ilaçlama maliyetini düşürebilir.
Ancak, ilaçları birbirleri ile karıştırmaya karar vermeden önce gerekli olup olmadığı, her ilacın kontrol edeceği zararlının biyolojik döneminin uygun olup olmadığının her ilacın kontrol edeceği zararlının biyolojik döneminin uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Zorunluluk olmadıkça ilaçların karıştırılmasının maliyeti arttırması, fitotoksite veya kalıntı oluşturması, atım ve kalibrasyon güçlüğü yaratması gibi sakıncaları vardır.
Birden fazla bitki koruma ürününün karıştırılmasına karar verdiğinizde dikkat etmeniz gereken hususlar şunlardır:
Toz ilaçlar genellikle birbirleri ile ve diğer formülasyonlarla karıştırılmaz.
Islanabilir toz ilaçlar kendi arasında, emülsiyon ilaçlar kendi arasında karıştırılmalıdır, farklı formülasyonların karıştırılmasından kaçınılmalıdır.
KARIŞIM TESTİ (KAVANOZ TESTİ)İlaçların karışabilirliği konusunda bilgi yoksa test yapılmalıdır. Bu amaçla 1 Ltlik cam kavanoz kullanılır, 0,5 L su konularak karıştırılarak ilaçlar teker teker suya katılır ve her defasında çalkalanır. Tüm maddeler katıldıktan sonra alt-üst edilerek 1 saat bekletilir. Sonuçta hazırlanan karışımda katı parçacıklar oluşması, yağ tabakası oluşması gibi normalin dışında görünüm karışımın uygun olmadığını gösterir. Bozulma olmaması durumunda aynı şekilde gerekli ilaç karışımı depoda yapılarak karıştırmaya ara vermeden ilaçlama tamamlanır.
https://www.youtube.com/watch?v=CEXYK7drn3A
BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN UYGULANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Bitki koruma ürününün etiketi iyi okunmalıdır,
İlaçlama yapmadan önce ilaçlama yapacağımız aletin kalibrasyonu yani birim alana atabileceği su miktarı bulunmalıdır. Bunun için aletin memelerinin sabit ayarları yapılır. Aletin deposu su ile doldurulur. İlaçlama yapıyormuş gibi normal çalışma yürüyüşü ile bir depo ile ilaçlayacağınız alan ölçülür. Önerilen ilaç depolara ona göre uygulanır.Örnek 20 litre kapasiteli bir atomizör ile bir dönüm alanı iki depo su ile ilaçlayabiliyorsak dönüme (dekara) önerilen ilaç dozunu yarıya bölecek depoya uygulamalıyız. Yani dekara 40 ml diyorsa aletin deposuna 20 ml ilaç katmalıyız.
İlaç hazırlama işi; bahçelerde veya köylerin belirli yerlerinde bulunan ilaç hazırlama yerlerinde yapılmalı, kesinlikle kanal, dere, göl kenarı gibi yerlerde yapılamamalıdır.
Haçlı sıvı etikette önerilen dozda hazırlanmalı, ilaçlama sırasında özel giysiler giyilmeli ve ilaçlama bitiminde çıkarılmalıdır,
Bir şey yenmemeli ve içilmemelidir,
Rüzgârlı havada ilaçlamadan kaçınılmalı, rüzgâr ilaçlamayı etkilemeyecek kadar az ise rüzgâr arkaya alınmalıdır,
Çok sıcak havalarda (30 °C hava sıcaklığında) uygulama yapılmamalıdır,
Eldiven ve maske kullanılmalıdır,
Ilaçlama başlamadan hayvanlar uygulama ortamından uzaklaştınimalı, çevrede bulunan ancılar ve hayvan sahipleri uyanlarak önlem almaları sağlanmalıdır,
lladama bitkiye ve zararlıya uygun şekilde yapılmalı ilacın istenen bölgenin tümüne (Yaprak, dallar vb.) ulaşması sağlanmalıdır,
Hazırlanan ilaç depoda uzun süre bekletilmemelidir,
Tekrarlanan ilaçlamalar, ilacın etki süresi kadar aralıklarla yapılmalıdır,
İlaçlama bitiminde eller, yüz sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Boşalan kaplar başka amaçla kullanılmamalı ve imha edilmelidir,
İlaçlama aleti temizlenmelidir.
BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Bitkiye toksik olmamalı,
İnsan ve çevreye en az düzeyde riskli olmalı,
Kullanılacak hastalık veya zararlıya karşı etkili olmalı (Bitki koruma ürününün gösterdiği etkiye biyolojik etki adı verilir.)
İLAÇLARIN DEPOLANMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Tüm ilaçlar daima iyi okunaklı etiketi bulunan orijinal ambalaj içinde depolanmalıdır,
İlaçlar gıda ve yemlerle birlikte depolanmamalıdır,
Depolandıkları yerin tabanı beton olmalıdır,
Depo içi kuru olmalı ve iyi havalanmalıdır,
Depo veya dolap, ilgisi olmayanlar için kilitli tutulmalıdır,
İlaçlar, akıntı ve sızıntı veya bozulma belirtileri için belirli aralıklarla kontrol edilmelidir, bu gibi belirtiler varsa derhal temizlenmelidir, bazı ilaçlar koku yayarlar, kokunun varlığı akıntı veya sızıntının olabileceğine işarettir,
Depoların temizlenmesinden meydana gelen kirli suların, insanların oturduğu alan, hayvanların beslendiği alan veya su ihtiyacının karşılandığı kaynaklara gitmesi önlenmeli, depo alanı hendek veya benzeri kanallarla çevrilerek kirli su uygun bir havuz veya kuyuda toplanmalıdır,
İlaçlar yangınlarda büyük tehlike doğuracağından yangından korunmalı, bunun için yangın ikaz sistemleri, kıvılcım geçirmez kablo tesisat’ ve benzeri emniyet tertibatı alınmalıdır,
İlaçlar ısı kaynaklarından uzak tutulmalıdır. Depolarda yangın söndürme ve emniyet araçları bulundurma”, bunları kullanmayı da iyi bir şekilde öğrenmelidir. Bunlar hemen kolay bulunur bir yere konulmalıdır.
PESTİSİTLERDE DOZ
Birim alan veya birim hacimde, hedef organizmaya etkili olan etkili madde miktarına doz adı verilir. Bu uygulamaya yönelik bir kavramdır. Doz etkili maddeye veya preparata göre verilebilir. Tarla bitkilerinde ve tek yıllık bitkilerde doz birim alana göre verilir. Çünkü yapılan ilaçlama bir tür yüzey ilaçlamasıdır. Örnek: 200 g/da, 50 ml/da.
Meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerde doz 100 litre suya karıştırılacak miktar olarak verilir. Örnek: 200 g/100 litre su, 50 m1/100 litre su. Depo, ambar gibi kapalı alanlarda doz birim hacme göre verilir. Örnek: 5 g/m3, 5 ml/m3.
Pestisitlerde doz genelde etkili maddeye göre verilir. Preparatlarda ise etkili madde oranları farklıdır. Bu durumda gerekli olan preparat miktarı aşağıdaki eşitlik yardımıyla hesaplanır:
A= (Bx100) / C
A: Dekara veya 100 litre suya kullanılacak preparat miktarı (g veya ml)
B: Dekara veya 100 litre suya konacak (önerilen doz) etkili madde miktarı (g veya ml)
C: Preparattaki etkili madde oranı (°/0)
Örnek 1: Dekara 200 g etkili madde dozunda bir ilaçlama yapılabilmesi için, %35 etkili madde içeren bir preparattan ne kadar gereklidir?
A: ?
B: 200g
C: 35
A= (Bx100) / C = (200×100) / 35 = 571,4g gereklidir.
PESTİSİTLERDE LETAL DOZ
Letal doz, öldürücü doz anlamına gelir. Pestisitlerin zehirliliğini belirler. Toksikolojik açıdan önem taşır. Genellikle zararlı populasyonunun %50’sini öldüren doz seviyesi kullanılır. Buna LD50 adı verilir.
LD50, zararlı populasyonunda %50 oranında ölüm meydana getirebilmek için hedef organizmanın beher kilogram canlı ağırlığına miligram cinsinden verilmesi gereken pestisit miktarıdır. Birimi; mg/kg, ppm (milyonda kısım), ppb (milyarda kısım) olarak verilir.
Pestisitlerde LD50 değeri, pestisitlerin geliştirilmesi sırasında, uygulamaya verilmeden önce fare, kobay, tavşan, köpek gibi test hayvanlarına uygulanarak saptanır. Bu test hayvanlarına ağızdan verilerek ağızdan (oral), deriye sürülerek deriden (dermal), solunum yoluyla olmak üzere uygulanır. Bu uygulamalarda canlı ağırlık başına verilecek pestisit miktarı karşısında elde edilen ölüm oranları saptanır. Sonra temeli regresyon-korelasyon analizine dayanan probit analizi adı verilen hesaplama yöntemiyle LD50 değeri belirlenir.
Pestisitlerin LD50 değerleri onların zehirliliği hakkında fikir verir. LD50 değeri küçük olan pestisit zehirli bir pestisittir. Buna göre LD50 değeri küçük olan bir pestisitin kullanımı sırasında daha dikkatli olmak gerekir.
PESTİSİTLERİN ETKİ SPEKTRUMU
Bir bitki koruma ürününe karşı duyarlı türlerin sayısına etki spektrumu adı verilir.
PESTİSİTLERDE FITOTOKSİSİTE
Pestisitlerin bitkiler üzerinde meydana getirdiği zehirli etkiye fitotoksisite adı verilir.
Bitkilerde fitotoksisitenin belirtileri şunlardır:
Zayıf çimlenme,
Fidelerin ölümü,
Hızlı gelişen sulu dokuların ölümü,
Bodur kalma veya bitki gelişmesinin gecikmesi,
Şekilsiz bitkiler, meyveler veya yapraklar,
Yaprakların veya meyvelerin bronzlaşması,
Yapraklarda sararma, ölü lekeler veya benekler,
Yaprak uçlarının veya yaprak kenarlarının sararması veya ölmesi,
Yaprakların damarları arasındaki alanların sararması veya ölmesi.
Bir pestisitin önerildiği kültür bitkilerinde fitotoksik olmaması istenir. Ancak, başta herbisitler olmak üzere insektisit ve bazı fungisitlerin bazı kültür bitkilerinde kullanım riskleri vardır.
Herbisitlerde fitotoksisitenin nedenleri:
Selektif olmadıkları kültür bitkilerine uygulanması veya sürüklenmesi,
Topraktaki kalıntıların sonraki kültür bitkilerine yansıması.
İnseksitler, fungusitler veya akarisitlerde fitotoksisitenin nedenleri:
Aşırı doz uygulanması,
Uygulamanın aşırı sıcak koşullarda yapılması,
Sakıncalı karışımlar.
Fitotoksisiteyi etkileyen faktörler:
a) Pestisitin kimyasal özelliği; Belirli bitkiler, belirli pestisitlere çok duyarlıdır. Bu nedenle pestisitin etiketinde, pestisitin uygulanacağı bitkinin adının bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Bazı pestisitler kalıcıdır. Tekrarlanan uygulamalar, pestisitin birikimine yol açar. Bu birikim bitkide toksik etki yapar.
b) Pestisitin formülasyonu; Emülsiyon konsantre formülasyonlar (EC), içerdikleri çözücüler ve diğer yardımcı maddeler nedeniyle fitotoksisiteye yol açabilirler. Bu yüzden fitotoksisite bakımından yeterli bilginin bulunmadığı bitkilerde ve özellikle bitkilerin genç dönemlerinde ilaçların süspansiyon veya diğer formülasyonlannın kullanılması gerekir. Çünkü TC, WG gibi formülasyonlar çözücü içermediklerinden genelde düşük fitotoksisiteye sahiptir. Farklı formülasyonda olanların karışım sırası ise; WP + EC, SC + EC, WP+SL, SL + EC şeklinde olmalıdır
c) Pestisitin dozu; Genel olarak doz arttıkça fitotoksisite de artar. Bu nedenle pestisitler önerilen dozların üzerindeki dozlarda kullanılmamalıdır.
ç) Uygulama yöntemi; Pestisit etiketinde önerilen yöntemle kullanılmalıdır. Uygulama tüm bitkilere eşit yapılmalıdır. Yüksek basınçla kimyasalın püskürtülmesi duyarlı dokulara zarar verebilir.
d) Bitkinin çeşidi ve yaşı; Pestisitler farklı bitki çeşitlerinde fitotoksisiteye neden olabilirler. Bitkiler genç dönemlerinde ilaçlara daha duyarlıdır. Dolayısıyla pestisitler bitkilerin genç dönemlerinde daha fitotoksiktirler.
e) Çevre koşulları; Özellikle sıcaklık ve dik gelen güneş ışığı fıtotoksisiteyi arttırır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında ilaçlamalar gün boyu değil, sadece sabah ve akşam saatlerinde yapılmalıdır.
PESTİSİTLERDE ZEHİRLİLİK SINIFLARI
Pestisitler, insanlara ve çevredeki diğer canlılara olan zehirliliğini belirlemek amacıyla sınıflandırılır. Bu sınıflandırılmada özellikle akut (ani) zehirlilikleri göz önünde tutulur, Pestisitlerin bu zehirlilik sınıfları Dünya Sağlık Örgütünce belirlenir.
Pestisitler zehirlilik sınıfları açısından dört sınıfa ayrılır:
Sınıf: Çok Zehirli Olanlar,
Sınıf: Zehirli Olanlar,
Sınıf: Orta Derecede Zehirli Olanlar,
Sınıf: Az Zehirli Olanlar
Gerek Dünya Sağlık Örgütü’nün, gerekse Pestisitlerin Toksikolojik Sınıflandırma Yönergesi’ne göre bu sınıflar ve LD50 değerleri şöyledir:
İLAÇLARIN TOKSİKOLOJİK SINIF İŞARETLERİ1. Sınıfa giren zirai mücadele ilaçlarının, etiket veya ambalajlarında, kırmızı renkte, kuru kafa ve birbirine çapraz iki kemik işareti ve hemen altına, çerçevenin içine siyah haftalerle “Çok zehirli” ibaresi konulur.
2. Sınıfa giren zirai mücadele ilaçlarının, etiket veya ambalajlarında, kırmızı renkte, kuru kafa ve birbirine çapraz iki kemik işareti ve hemen altına, çerçevenin içine siyah haftalerle “Çok zehirli” ibaresi konulur.
3. Sınıfa giren zirai mücadele ilaçlarının, etiket veya ambalajlarında, kırmızı bir diktörtgen çerçeveye alınmış beyaz zemin üzerine siyah harflerle “Zehirli” ibaresi konur.
4. Sınıfa giren zirai mücadele ilaçlarının, etiket veya ambalajlarında, kırmızı bir dikdörtgen çerçeveye alınmış, beyaz zemin üzerine siyah harflerle “Zehirli” ibaresi konur.
ETKİ MEKANİZMALARINA GÖRE FUNGİSİTLER
İki sınıfa ayrılır:
1. Etki yeri özelleşmemiş fungusitler (Çok yer engelleyici fungusitler)
Sistemik özellikte değillerdir,
Birden fazla etki yerleri vardır. Fungal organizmada birden fazla metabolik olayı engeller,
Bitki kütikulasını geçtiklerinde fitotoksik olurlar,
Eriyicikleri arttıkça, bitki kütikulasını geçebilme yetenekleri artar,
Dayanıklılık riskleri yoktur ya da çok düşük düzeydedir.
2. Etki yeri özelleşmiş fungusitler (Tek yer engelleyici fungusitler)
Fungal hücrede tek yerde etkilidir,
Fungal hücrede özel bir yere bağlanırlar ya da engellerler,
Daynıklılık riskleri vardır.
Üç grupta toplanırlar.
1. Sistemik olanlar
Bitki tarafından alınırlar,
Bitki içinde taşınırlar,
Alındıkları, taşıdıkları her yerde etkilidirler.
2. Sistemik olmayanlar:
Translaminar (lokosistemik) özelliktedir,
Bitki tarafından alınırlar, bitki içinde kısıtlı hareket ederler.
3. Mezosistemik olanlar:
Yüzeysel buhar hareketi ile yayılırlar.
Bitkilerin iletim sisteminde taşınabilme özellikleri azdır ya da yoktur.
FUNGİSİTLERE DAYANIKLILIK
Etki yeri özelleşmiş fungisitler, fungal hücrede tek etki yerine sahiptirler. Bu fungisitlerin hücrede özel bir bağlanma ya da engellenme yeri vardır. Fungisitlerin dayanıklılık riskleri yüksek, orta ya da düşük olarak nitelendirilir. Bir fungisitin fungal hücredeki etki yeri ne kadar özelleşmiş ise, dayanıklılık riski de o derece yüksektir. Dayanıklılıkta, fungisit kadar patojenin özellikleri de önemlidir. Bazı patojenler (Ör: Botrytis cinereo) etki yeri özelleşmiş fungisitlere çok hızlı dayanıklılık kazanabilme yeteneğindedirler.
Dayanıklılık bir mutasyondur. Fungisitin etki yerinde ortaya çıkan mutasyon, fungisitin organizmada etki yerine ulaşamamasına ya da etki yerine bağlanamamasına yol açar. Organizma fungisitten etkilenmemeye başlar. Bazı durumlarda ortaya çıkan mutasyon bir yandan fungisite dayanıklılığa neden olurken, organizmadaki kimi hayatsal olayları da etkileyerek, dayanıklılık kazanan organizmanın doğaya uyumunu azaltabilir.
DAYANIKLILIK MEKANİZMASI
Bilinen belli başlı dayanıklılık mekanizmaları şunlardır:
En yaygın fungisitin patojende biyokimyasal olarak etkin olduğu yerin patojen tarafından değiştirilmesidir. Bu durum fungus hücresine giren ve genel olarak enzim inhibitörü olan ve birçok yerde etki eden eski fungisitlere karşı neden dayanıklılık açıklamaktadır. Patojenin birçok yerinde aynı anda genetik değişikliklerin olma şansı yok denecek kadar azdır. Buna karşın birçok modern fungisit tek bir hedefte etkilidir (tek yer engelleyici fungisitler). Böylece tek bir gen mutasyonu hedef etki yerinin değişmesine ve patojenin daha az duyarlı hale gelmesine neden olabilir.
Hedef etki yerine alternatif bir metabolik yol geliştirme.
Fungisitin metabolize edilerek toksik olmayan hale dönüştürülmesi (detoksifikasyon).
Fungisitin dışarıda tutulması ve dışarı atılması.
Fungisitlerin Dayanıklılık Mekanizmaları
Fungisit veya Fungisit Grubu
Dayanıklılık mekanizması
Aromatik hidrokarbonlar
Bilinmiyor, dicarboximidler ile çapraz dayanıklılık
Dışarı atmada artış (increased efflux), hedef yeri değişikliği, spesifik etkili ilaca karşı talep değişikliği, hedef yerinin aşırı üretimi.
Çapraz dayanıklılık (Pozitif ilişkili çapraz dayanıklılık): Etki mekanizması ayni olan fungisitler arasında görülür. Bir organizmanın bir fungisite dayanıklılık kazanırken, aynı genetik mekanizma sonucu diğer bir fungisite ya da fungisit grubuna da dayanıklılık kazanmasıdır. Kimyasal savaşım açısından olumsuz bir durum yaratır.
Negatif ilişkili çapraz dayanıklılık: Bir organizmanın bir fungisite dayanıklılık kazanırken, diğer bir fungisit ya da fungisit grubuna duyarlılığının artmasıdır. Kimyasal savaşında aranan bir olgudur.
Çoklu dayanıklılık: Bir organizmanın farklı gruplardan bileşiklere birbirinden bağımsız mekanizmalarla artarda dayanıklılık kazanmasıdır.
Çoklu ilaç dayanıklılığı: Bir organizmanın tek mekanizma yoluyla farklı gruplardaki bileşiklere dayanıklılık kazanmasıdır.
Fungisitlere Dayanıklılık Yönetim Stratejileri
Ülkemizde fungisitlere karşı dayanıklılığın ortaya çıkmaması veya en azından geciktirilebilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar şu şekilde sıralanabilir;
Patojen yoğunluğunu düşürerek bir vejetasyon periyodu içerisinde ilaç uygulama sayısını azaltmak için kültürel önlemlere (dayanıklı çeşit ve sertifikalı tohumluk kullanımı, bitki artıklarının imhası, vb.) gereken önemin verilmesi.
Dayanıklılık riski yüksek olan fungisitlerin zorunlu olmadıkça kullanılmaması.
Tek yer engelleyici fungisitlerin çok yer engelleyici fungisitlerle karışım halinde kullanılması.
Aralarında pozitif ilişkili çapraz dayanıklılık bulunmayan tek yer engelleyici fungisitlerin dönüşümlü olarak kullanılması.
Şayet aralarında negatif ilişkili çapraz dayanıklılık bulunan fungisitler varsa bunların karışım halinde kullanılarak, hassas ve dayanıklı popülasyonun kontrol edilmesi.
Yoğun fungisit kullanımının söz konusu olduğu patojenlerde kullanılan fungisitlere karşı duyarlılık düzeyinin sürekli olarak izlenmesi ve buna göre ilaçlı mücadeleye yön verilmesi.
Ruhsatlandırma aşamasında yeni bir fungisitin dayanıklılık riskinin belirlenmesi ve buna göre ilaçlama programlarının oluşturulması.
a) Dayanıklılık Riskine Sahip Fungisit Grupları:Benzimidazole Fungisitleri (Grup 1): Bu gruptan olan benomyl önemli bitki hastalıklarının büyük kısmını kontrol etmek amacı ile kullanılmaktadır. Benzimidazole grubu fungisitler iğ iplikçiklerinin yapısını oluşturan tubulin’in biyosentezini engelleyerek etki yaparlar. Bunun sonucunda metafaz döneminde kromozomların ayrılması durdurularak hücre bölünmesine ve buna bağlı olarak da hif ucu gelişmesine engel olurlar.
b) Dicarboximide Fungisitleri (Grup 2): Fungal hücrelerde nüklear fonksiyonları, hücre duvarı sentezini ve çeşitli biyosentez olaylarını etkilemektedir.
c) Phenyla mide Fungisitleri (Grup 4): Bu gruptaki fungisitler ONA sentezine engel olurlar. Kültür bitkilerinde yüksek derecede hastalık oluşturan Oomycetes sınıfının önemli patojenlerine etkili bır fungisit grubudur.
d) Demetilasyon-Engelleyici (DMI) Fungisitler (Grup 3)Ergosterol Biyosentezi Engelleyiciler (EBI): Değişik kimyasalları içeren bu geniş grup, duyarlı funguslarda ergosterol biyosentezini engelleyerek etki gösterir. Bu grup pyridin, pyrimidin, imidazole, triazole ve morpholine türevlerini içerir.
e) Strobilurin Fungisitleri (Grup 11): Bu bileşiklerfungal hücrede mitokondrial solunumu engelleyerek etkili olurlar.
İNSEKTİSİTLERİN SINIFLANDIRILMASI1. Etkilediği canlının biyolojik dönemine göre:
Larvisit (larva öldürücü)
Ovisit (Yumurta öldürücü)
Ergin öldürücü
Ova-larvisit (hem yumurta hem de larva öldürücü)
2. Zararlılara yaptığı etkiye göre:
Mide zehiri
Değme (Temas-Kontak) zehiri
Solunum zehiri
3. Bileşimindeki Etkili Madde Grubuna Göre
Anorganik İnsektisitler
Organik insektisitler
Mikrobiyal insektisitler
Fümigantlar
İNSEKTİSİTLERE DAYANIKLILIK
Kırmızıörümcekler ve yaprakbitleri gibi gelişme süreleri kısa ve çok sayıda döl veren zararlılar pestisitlere kısa sürede dayanıklılık kazanırlar.
Dayanıklılık oluşumu ve gelişmesi bir seleksiyon olayıdır. Bir popülasyon içindeki birkaç ferdin genetik olarak ilaca karşı gösterdiği dayanma gücü ile başlar. Dayanıklı bireylerin popülasyon içindeki yüzde payları arttıkça dayanıklılık sorunu çabuklaşır. Bu durum biyolojik etmenin üreme ve çoğalma gücü ile paralellik gösterir.
Dayanıklılığın hızını etkileyen en önemli faktörler şunlardır:
Yıllık döl sayısı; Bir popülasyonun yıllık döl sayısı arttıkça veya üreme hızı arttıkça dayanıklılık çabuklaşır.
İlaçla karşılaşma sayısı; aynı etkili maddeyi aynı popülasyona karşı sık kullanmak dayanıklılık oluşumunu hızlandırır.
Popülasyonun hareket hızı; Popülasyonun hareket yeteneği arttıkça dayanıklılık dağılımı da artar.
Dayanaklılığın şekli;
Pestisitlere karşı zararlılarda dayanıklılık çeşitli şekillerde meydana gelir. Bunlar:
Morfolojik dayanıklılık: Zararlının vücut yapısı nedeniyle görülen dayanıklılıktır. Örneğin bir böceğin vücudunun sık kıllı olması, kutikulanın çok kalın olması gibi özellikler ilacın böceğin vücudu ile yeterince temas etmesini önler. Böylece ilaca karşı bir dayanıklılık ortaya çıkar.
Davranışsal dayanıklılık: Zararlının davranışı sonucu ortaya çıkan dayanıklılık şeklidir. Örneğin Elma içkurdu larvaları yumurtadan çıkıp meyve içine girmek için ilaçlanmış meyve kabuğunu kemirirken kemirdiği meyve kabuğunu yutmayıp dışarı atar. Zararlılarda buna benzer davranışlar nedeniyle ilaçlara karşı dayanıklılık ortaya çıkar.
Fizyolojik dayanıklılık: Zararlıların biyokimyasal yollarla kazandıkları dayanıklılık şeklidir. Bu tip dayanıklılıkta organizma, bünyesindeki enzim faaliyetleri sonucu etkili maddeyi detoksike eder. Bu dayanıklılık şekli kalıtsaldır, Mutasyonlarla da ortaya çıkabilir. En tehlikeli olan dayanıklılık tipidir. Örneğin;
– İlacın nüfuzunu barsak veya mide çeperinin engellemesi,
– Nüfuz etmiş pestisitin yağ ve lipit tarafından tutulması,
4. Çapraz dayanıklılık: Bir zararlının herhangi bir pestisite karşı kazandığı dayanıklılığın hiç karşılaşmadığı aynı gruptan bir diğer pestisite de kazandığı dayanıklılık şeklidir. Bu dayanıklılık şekli de tehlikelidir. Çok sayıda pestisite dayanıklılığı sağlar
5. Çok yönlü dayanıklılık: Zararlılarda birden fazla yolla meydana gelen dayanıklılığa denir. Böylece zararlı birçok pestisite farklı yollarla dayanıklılık kazanarak tehlikeli durum alır.
Zararlıların insektisitlere karşı dayanıklılık kazanmasında rol oynayan etkenler:a. Çevre koşulları: Sıcaklık ve nem gibi çevre koşulları zararlı vücudunda yağ ve lipit birikmesine neden olur. Bunun sonucu dayanıklılık ortaya çıkar.
Fizyolojik etkenler: Dayanıklılığın ortaya çıkmasında zararlı vücudunda bazı fizyolojik olayların artması veya şekil değiştirmesi rol oynar.
Kalıtsal etkenler: Genlerde ve dizilişlerinde bazı etkenlerle meydana gelen değişiklikler sonucu dayanıklılık ortaya çıkar. Bu dayanıklılık döllere aktarılan bir dayanıklılık biçimidir.
Zararlılarda dayanıklılık sorununu önleyebilmek için alınabilecek önlemler:
Bitki koruma ürünü kullanımını en aza indirecek entegre mücadele uygulamalarına öncelik verilmeli,
Pestisit uygulamaları geniş alanlar yerine daha sınırlı alanlarda yapılmalı,
Pestisitler tüm mevsim yerine, sadece zararlıların üreme dönemlerinde ve erginlerin aşırı çoğaldığı dönemlerde kullanılmalı,
Olabildiğince kimyasal olmayan diğer kontrol yöntemlerinden yararlanılmalı,
Uygulamada zararlı için önerilen öldürücü doz miktarına dikkat edilerek, yeterli dozun uygulanmasına özen gösterilmeli
Larva ve ergin mücadelelerinde değişik grup kimyasallardan yararlanılmalı,
Birbirleri ile yakınlığı olmayan pestisitler aynı dönemde karışık veya dönüşümlü olarak kullanılmalı,
Pestisitlerin etkisini arttıran sinerjist maddeler kullanılmalı ve
İlaç rotasyonu uygulanarak her seferinde değişik ilaçlar kullanılmalıdır.
Ülkemizde İnsektisitlere Karşı Duyarlılık Azalışı
Ülkemizin önemli pamuk üretim merkezlerinden toplanan Tetranychus urticae Koch’de selektif akarisitlere (dicofol, bromopropylate) karşı önemli ölçüde bir duyarlılık kaybına rastlanmamıştır. Bu durum ülkemizde spesifik ilaçların çok fazla tercih edilmediğini, geniş spektrumlu ilaçların daha fazla tercih edildiğini işaret etmektedir. Çünkü birçok ülkede özellikle dicofol’a karşı çok yüksek oranlarda direnç kayıt edilmiştir.
Antalya’da örtüaltı sebze üretim alanlarında, T. urticae‘nin bazı akarisitlere (propargite, abamectin ve amitraz) karşı duyarlılıkları belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan akarisitlerden propargite ve abamectin’e karşı önemli ölçüde duyarlılık kaybı belirlenemezken, ülkemizde amitraz’a karşı bazı populasyonlarda önemli ölçüde direnç belirlenmiştir.
Elmanın yoğun olarak üretildiği Isparta ilindeki elma bahçelerinde zararlı olan iki noktalı kırmızı örümcek populasyonlannın bazı kimyasallara (propargite, chlorpyrifos ve abamectin) karşı direnç düzeylerinin incelendiği bir diğer çalışmada elma bahçelerinden toplanan T.Urticae popülasyonlarının chlorpyrifos’a karsı dirençli fakat propargite ve abamectin’e karsı duyarlı olduğu saptanmıştır.
Pamuklarda zararlı Aphis gossypii Glover (Hemiptera: Aphididae) populasyonlannın biyokimyasal yöntemlerle direnç mekanizmalarının belirlenmesi amacıyla yürütülen bir çalışmada, A. gossypilinin beş farklı populasyonu ile yapılan biyokimyasal çalışmalar ışığında hem yüksek esteraz aktivitesine hem de dirençli olan 1081 K popülasyonu ile aynı bant dizilişine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca bu zararlının pirimicarb ve demeton-5-metille değişen oranlarda duyarsız asetilkolinesteraz aktivitesi sergiledikleri,
dolayısıyla, bu popülasyonların karbamatlılara ve organikfosforlulara karşı değişik seviyelerde direnç gösterdikleri bulunmuştur.
Çanakkale ve çevresinde gerçekleştirilen bir çalışma kapsamında toplanan Zeytin sineği [Boctrocera oleae (Gmelin) (Diptera: Tephritidael)] popülasyonlarının organik fosforlu ilaçlara karşı dayanıklılık durumları incelenmiştir. Örneklerin %32’sinin homozigot dayanıklı (RR), %65′ inin heterozigot dayanıklı ve %3’nün ise hassas olduğu belirlenmiştir.
HERBİSİTLERE DAYANIKLILIK
Dayanıklılık, genel anlamda canlıların, kimyasal maddelerin fitotoksik etkilerine, karşı koyabilme kabiliyetidir. Yabancı otlarda herbisitlere dayanıklılık ise, bir bitkinin değişik kimyasal sınıflardan herbisitlere genetik özellikler sayesinde karşı koyabilme özelliği demektir.
HERBİSİTLERE DAYANIKLILIK NASIL OLUŞUR?
Aşırı herbisit uygulamaları sonucu, duyarlı olan türlerin popülasyonunun azalması ve buna karşın doğada zaten var olan dayanıklı biyotiplerin (bu biyotipler varoluşundan itibaren genetiksel olarak zaten o kimyasal gruba karşı dayanıklılık gen/genlerine sahip olan bitkilerdir) rekabet koşullarının da azalması sonucunda zaman içerisinde seleksiyon yoluyla ekim alanlarına hâkim olması şeklindedir.
Dayanıklılığın oluşmasına neden olan bir diğer yolda, aynı grup herbisitlerin sık ve arka arkaya kullanılmaları sonucunda bitkilerde mutasyonların oluşması sonucu bu bitkilerin dayanıklı forma geçmesi şeklindedir. Dayanıklı türler, genetik olarak bir sonraki nesillerine de bu dayanıklılık genlerini taşırlar.
Tarım alanlarında, herbisitlere karşı yabancı otların oluşturduğu dayanıklılığın seyri yanda gösterildiği gibi gelişmektedir.
Yabancı ot mücadele yöntemi olarak sadece kimyasalların kullanılması, kimyasal mücadele dışındaki diğer yabancı ot mücadele yöntemlerinin kullanılmaması, etki mekanizması aynı olan herbisitlerin arka arkaya devamlı olarak kullanılması, tek bir etki mekanizmasına sahip herbisitlerin kullanılması, herbisit münavebesi ve ürün münavebesinin yapılmaması veya yabancı ot yoğunluğunun yüksek olması durumları yabancı ot dayanıklılığının oluşmasını teşvik etmektedir.
Türkiye’de Herbisitlere Dayanıklılıkları Saptanmış Olan Yabancı Ot TürleriAllsma plantago-aquatica : Dar yapraklı kaşık otu
Alopecurus myosuroides :Tilki kuyruğu
Alopecurus myosuroides :Tilki kuyruğu (Çoklu Dayanıklılık)
Averra sterills: Kısır yabani yulaf
Cyperus difformis: Kız otu
Echinachloo crus-gaili : Darıcan (Çoklu Dayanıklılık)
Phaiaris brachystachys: Kısa başaklı kuşyemi (Çoklu Dayanıklılık)
Sirrapis arvensis: Yabani hardal
HERBİSİTLERE KARŞI DAYANIKLILIK YÖNETİMİ
Yabancı otlarda herbisit dayanıklılığı, yabancı ot mücadelesinde kullanılan birçok yöntemin birlikte kullanıldığı entegre yabancı ot mücadele yöntemi anlayışı ile önlenebilir veya geciktirilebilir. Tüm bunlarla birlikte üreticilerin ziraat fakültelerindeki ve tarım teşkilatlanandaki konu uzmanları ile sürekli bir iletişim içinde olmaları dayanıklılığın oluşmasını engellemede veya en azından geciktirilmesinde büyük faydalar sağlayacaktır.
Dayanıklılığın önlenmesi için entegre yabancı ot mücadele yönetimi kapsamında aşağıda verilmiş olan uygulamaların önemi büyüktür.
1. Entegre mücadele ve entegre yabancı ot yönetimine önem verilmelidir.2. İletişim ve iş birliği: Üniversiteler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Araştırma Enstitüleri, istasyonları, İl ve [Içe müdürlükleri, Firmalar, ilaç bayileri ve Üreticiler iletişim ve de iş birliği içinde olmalıdırlar.3. Tarım alanı hakkında gözlem ve kayıt tutulmalıdır.4. Kültürel önlemler:
a. Münavebe (ürün ekim nöbeti) yapılmalıdır.
b. Yabancı ot tohumundan ara tohumluk kullanılmalıdır.
Örtücü bitki kullanımı.
Tarım alet ve ekipmanlarının temizliğine dikkat edilmelidir.
Sulama suyu kanalları etrafındaki yabancı otlar tohum bağlamadan biçilmelidir.
5. Mekanik mücadele:
Elle yolma ve çapalama,
Sıra üzerlerini motorlu tırpanla biçme,
Tarım makinalarının kullanımı önemlidir (sıra aralarında toprak işleme).
Fiziksel mücadele
Bu amaç doğrultusunda; malç kullanımı ve alevleme uygulamaları önemlidir.
6. Kimyasal Mücadele
Ekonomik zarar eşiklerine uyulmalıdır.
Herbisitlerin münavebesi: Aynı etki mekanizmasına sahip herbisitler arka arkaya kullanılmamalıdır.
Etkili minimum herbisit dozlarının kullanımına önem verilmelidir.
Farklı etki mekanizmalarına sahip herbisitlerin uygun karışımlarının kullanımı dayanıklılığın oluşmasını engellemede önemlidir. Ancak herbisitlerin karışabilirlik durumları hakkında firmalarından bilgi alınmalıdır.
Herbisitlerin etiket bilgilerine uyulması önemlidir. Herbisitlerin yüksek dozlarda kullanımı dayanıklılık oluşumu ihtimalini artırabilir.
Eğer dayanıklılık oluşmuş ise, entegre mücadele ve entegre yabancı ot yönetimine önem verilmelidir. Dayanıklılık probleminin aşılmasında iş birliği önemlidir. Dayanıklı bireylerin temiz alanlara bulaşmaması sağlanmalıdır. Bu nedenle dayanıklılığın olduğu arazilerin en son işlenmesi ve alet-makinaların temizlenmesi sağlanmalıdır. Dayanıklı bitkilerin yoğun olduğu yerlerde bitkilerin tohum bağlamasına izin verilmemelidir. Bitkiler tarafından dayanıklılık kazanılmış herbisitler kullanılmamalıdır. Farklı etki mekanizmasına sahip herbisitler önerilebilir. Gerektiğinde bu tip araziler nadasa bırakılmalıdır.
BORDO BULAMACI
Bordo bulamacı, yumuşak çekirdekli meyve ağaçların kara-leke ve ateş yanıklığı hastalığına, sert çekirdekli meyve ağaçlarında bakteriyel kanser, yaprak delen ve dal yanıklığı hastalığına, eriklerde cep hastalığı, şeftalide yaprak kıvırlıklığı gibi birçok hastalığa karşı sigorta ilaçlaması olarak yapışır.
Gerekli Malzemeler:
1 adet 100 litrelik su alabilecek kap (Plastik, tahta veya beton kap)
1 adet 50 litrelik su alabilecek kap (Plastik, tahta veya beton kap)
1 adet paslanmamış çivi
%1’lik Bordu Bulamacı hazırlamak için; (%2’lik Bordo Bulamacı için bu oranlar iki katına çıkarılır.)
1 kg göztaşı (Bakır Sülfat; CuSO4)
1kg sönmüş kireç veya 500gr sönmemiş kireç.
Nasıl Yapılır?
İlk önce küçük bir kaba 1kg göztaşı konularak 50 litre su ile beraber iyice karıştırılır.
%1’lik Bordo Bulamacının Yapılışı:
İlk önce küçük bir kaba 1kg göztaşı (bakır sülfat) konularak 50 litre su ile beraber iyice karıştırılır..
Göztaşı eritilirken küçük kaptaki karışım yavaş yavaş büyük kaptaki kireçli su üzerine dökülür ve bir taraftan karıştırılır. Kireç hiçbir zaman göz taşı üzerine dökülmez. Dökülür ise ilacın yapısı bozulur.
Yapılan bordo bulamacının olup olmadığını kontrol etmek için bir adet passız çivi bulamaca batırılır. 5 dakika bekletilir. Çiviye bakılır, çivinin renginde bir değişiklik yok ise bordo bulamacı olmuş demektir. Eğer çivide hafif kızarma olursa karışım olmamıştır, bir miktar daha kireç ilave edilmelidir. Bordo bulamacı hemen kullanılmalıdır.
Kullanılması:
Hazırlanan Bordo Bulamacı sonbaharda meyve ağaçlarında yaprakların %75’i döküldüğünde, İlkbaharda ise gözler patlamadan bir hafta önce yapılır. Ağacın tüm dalları ve gövdesi ilaçlanmalıdır.
Yapralı dönemde Bordo Bulamacı yapılmamalıdır.BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN GENEL ETKİ MEKANİZMALARIHerbisitlerin Etki Şekli:
Bitkilerin amino asit sentezini engeller,
Hücre bölünmesini engeller,
Fotosentezi engeller.
İnsektisitlerin Etki Şekli:
Böceklerin sinir sisteminde sinyal sistemini bozarlar,
Kolinesterazı engeller,
Kitin sentezini engeller.
Fungusitlerin Etki Şekli
Funguslarda hücre zarının yapısı ve fonksiyonlarını bozarlar.
Hücre bölünmesini engellerler,
Ergosterol sentezini engellerler.
REÇETELİ SATIŞ ZORUNLULUĞU BULUNMAYAN BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİ
Bitki aktivatörleri
Biyolojik mücadele etmenleri
Böcek cezbedicileri
Feromon ve tuzaklar
Bakırlı prepatlar (Fungisit)
Kükürt ve kükürtlü prepatlar (Fungisit – Akarisit)
Biyolojik fungusitler
Biyolojik insektisitler
Biyolojik akarisitler
Biyolojik nematisitler
Fizyolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan bitki koruma ürünleri
Zararlı organizmalara karşı içeriğindeki etkili maddesi bitki ekstraktı (sarımsal ekstraktı vb.) olan bitki koruma ürünleri
Zararlı organizmalara karşı içeriğindeki etkili maddesi Yağ ve Rosin asitlerinin bakır tuzları olan bitki koruma ürünleri
Zararlı organizmalara karşı içeriğindeki etkili maddesi Mineral Yağ olan bitki koruma ürünleri
Tarım dışı alanlarda amatörlerin 250 m2’den küçük hobi bahçelerinde kullanımı için geliştirilen küçük ambalajlı bitki koruma ürünleri.
RUHSATLI
BİYOLOJİK MÜCADELE ETMENLERİ
BİYOLOJİK MÜCADELE ETMENİ
UYGULANACAK ZARARLI ADI
Aphidius colernani
Sebze ve meyvede (örtü altı) Pamuk yaprak biti, Sera patates yaprak biti, Yeşil şeftali yaprak biti
Aphidius ervi
Sebze ve meyvede (örtü aftı)Patates yaprak biti, Sera patates yaprak biti, Yeşil şeftali yaprak biti
Orius laevigatus
Sebze ve meyvede (örtü altı), Çiçek tripsi, tütün tripsi
Amblyseius swirskii
Sebze ve meyvede (örtü altı), Çiçek tripsi, Sera beyaz sineği, Tütün beyaz sineği
Amblyseius (Neosaikilus) califarmicus
Sebze ve meyvede (örtü altı), İki nokta lı kırmızı örümcek, Avrupa kırmızı drümceği
Phytoselius persimilis
Sebze ve meyvede (örtü altı), iki noktalı kırmızı örümcek
Eretmocerus ecremicus
Sebze ve meyvede (örtü altı), Tütün beyaz sineği, Sera beyaz sineği
Macrolophus caliginosus
Sebze ve meyvede (örtü altı), Tütün beyaz sineği, Sera beyaz sineği
Amblyseius cucumeris
Sebze ve meyvede (örtü altı), Çiçek tripsi, Tütün tripsi
Diglyphus isae
Sebzede (örtü altı), Yaprak galeri sinekleri
Leptomastix dactylopıi
Turunçgilde Turunçgil unlubiti
Cryptolaemus mon trozieri
Turunçgılde Turunçgil unlubiti
Nesidiocoris tenuis
Dornateste(sera) domates güvesi, Tütün beyaz sineği
Encarsia forrnosa
Sebzede (örtü altı) sera beyaz sineği
Macrolophus caliginosus
Sebze ve meyvede (örtü altı), Sera beyaz sineği, kırmız örümcek
Phytoselius persimilis
Sebze ve meyvede (örtü altı), iki noktalı kırmızı örümcek
Encarsia forrnosa
Sebzede (örtü altı) sera beyaz sineği
Amblyseius cucumeris
Sebze ve meyvede (sera), Çiçek tripsi
Orius laevigatus
Sebze ve meyvede (örtü altı), Çiçek tripsi, tütün tripsi
Aphidius colemani
Sebze ve meyvede (örtü altı)Pa mıtık yaprak biti, Yeşil şeftali yaprak biti, Sera patates yaprak biti,
Amblyseius swirskii
Sebze ve meyvede (örtü altı), Çiçek tripsi, Sera beyaz sineği, Tütün beyaz sineği
Diglyphus isae
Sebzede (örtü altı), Yapra k galeri sinekleri
Nesidiocoris tenuis
Dama leste(sera) domates güvesi, Sera beyaz sineği, Tütün beyaz sineği
Konu biraz uzun olduğundan parçalı çalışabilirsiniz. Lütfen sınavları tamamlayınız.