Thorax (Kanatlar) ve Abdomen
KANATLAR
Böcek kanatları, nota ve pleura arasında yer alan vücut duvarının dışa doğru uzamasıyla oluşmuştur.
Önce, balon şeklinde büyüyen kanadın, daha sonra üst ve alt yüzeyleri birbirine yapışacak şekilde yassılaşarak sertleşir.
Sadece kanat damarlarının bulunduğu kısımlarda katlanmalar meydana gelir ve böylece damarlar oluşur.
Damarlar içerisinde, sinir uzantısı, trake ve vücut sıvısı (kan) bulunur. Bu damarlar bazen alt, bazen üst, bazen de alt ve üst levhaların karşılıklı katlanmasıyla meydana gelmiştir.
Kanatların hareket edebilme kabiliyeti, thorax ile bağlanma şeklinden kaynaklanmaktadır. Kanadın, membran şeklinde olan taban kısmında, kaslarla bağlantılı olan sklerit, plaka ve yapılar vardır.
Genel yapı olarak böcek kanatları üçgen şeklindedir. Kanadın ön kenarına costal kenar, arka kenarına anal kenar, dış taraftaki kenarına ise apikal kenar denir.
Kanadın thoraxa bağlanan kısmına kanat tabanı, kanadın vücuda en uzak noktasına da kanat ucu denir.
Kanat ucu genellikle costal kenar ile apikal kenar arasında yer alır ve buraya apikal köşe adı verilir.
Çoğunlukla apikal kenar ile anal kenar bir köşe yaparak birleşir. Bu köşeye anal köşe denir.

Hücreler:
Kanatlar üzerinde, etrafı damarlar tarafından sınırlandırılmış alanlara hücre adı verilir.
Eğer, bir hücrenin her tarafı damarlar tarafından çevrelenmiş ise bunlara kapalı hücre; bir veya birkaç kenarı, kanat kenarına ulaşıyorsa, bunlara da açık hücre adı verilir.
Damarlar arasında bulunan hücreler, hücrenin ön kenarını teşkil eden boyuna damarın adı ile isimlendirilir ve boyuna damarlarda olduğu gibi daima büyük harflerle gösterilir.
Bir hücrenin ön tarafında kaynaşmış bir ana damar bulunuyorsa, bu hücre
kaynaşan damarlardan sonuncusunun ismine göre isimlendirilir.
Ön ve arka kanatların tutunma şekli
iki çift kanada sahip bazı böceklerde, ön ve arka kanatların birbirine tutunarak birlikte hareket ederek, aerodinamik yönden daha uygun bir yapı kazanılır ve böceğin daha rahat uçması temin edilir.
Bunlardan en yaygın Lepidoptera takımında görülen frenulum’dur. Arka kanatta, costa’nın taban kısmı, frenulum adı verilen kuvvetli ve uzun kıllara sahiptir. Frenulum, ön kanatta bulunan ve retinaculum adı verilen çengel veya kıllara tutunarak kanatların birlikte hareket etmesi sağlanır.
Hymenoptera türlerinde ise, arka kanadın ön kenarında, yukarıya doğru kıvrık olan ve hamuli (tekili; hamulus) veya retinaculum adı verilen bir sıra çengel bulunur. Ön kanadın arka kenarı ise aşağıya doğru, hamuli’nin geçmesine uygun şekilde kıvrılmıştır. Bu şekilde iki kanat birbirine tutunarak birlikte hareket eder.
Böceklerde Görülen Kanat Tipleri:
Böceklerin kanatlarında görülen çeşitli yapısal değişiklikler, genellikle ön kanatlarda ortaya çıkar. Arka kanatlarda yapısal bir değişiklik görülmez ve arka kanada sahip olan bütün böcek gruplarında zar şeklindedir. Sadece şeklinde ve damarlanma durumunda farklılık görülür. Genel olarak, böcek kanatlarında görülen farklı yapılar gruplandırlarak, aşağıda açıklanmıştır.
1. Meşinimsi Kanatlar: Bu tip kanatlar Orthoptera ve Dermaptera takımlarına giren türlerde görülür. Orthoptera’da tegmina (tekili; tegmen) adı verilen kanat, kısmen kalınlaşmış yapıdadır ve damarlar çok fazla dallanmıştır.
Dermaptera’da ise damarları görmek hemen hemen mümkün değildir. Kısalmış olan kanatlar sadece thorax’ın üzerini kapatır.

2. Taban Kısmı Kalınlaşmış Kanatlar:
Bu tip kanada, hemielytra (tekili; hemielytron) adı verilir.
Kanadın tabandan itibaren büyük bir kısmı kalınlaşmış ve bu kısma corium, corium’un iç tarafındaki bölüme clavus, corium ile clavus’u ayıran dikişe ise claval dikiş adı verilir.
Bu kısımlardaki damarlar ya tamamen kaybolmuştur ya da iz halindedir. Bazı gruplarda corium’un uç tarafında, cuneus adı verilen üçgen şeklinde bir kısım daha bulunur.

3. Boynuz yapısında sertleşmiş kanatlar:
Coleoptera takımında görülen bu tip kanatlara elytra (tekili; elytron) adı verilir.
Ön kanat tamamen boynuz yapısında sertleşmiştir. Üzerinde noktalar, çizgiler, kıllar veya çeşitli desenler bulunabilmesine rağmen, hiçbir zaman damar bulunmaz.
Elytra genellikle thorax ve abdomeni tamamen veya kısmen kapatır. Aynı zamanda, katlanmış vaziyette duran arka kanatların üzerini de kapatarak, onları koruyan bir kın görevi yaparlar.

Zar Şeklinde Olan Kanatlar
1. Çok Fazla Damarlı Kanatlar:
Bunlarda normal kanat damarlanmasına ilaveten birçok dallanma meydana gelmiştir. Bu tip kanatlar; Ephemeroptera, Mecoptera, Neuroptera ve Odonata takımlarında görülebilir.
Ephemeroptera’da kanatlar genel olarak üçgen şeklindedir. Üzerinde bulunan damarlar çok fazla arttığı için ağ şeklini almıştır. Mecoptera’da da enine damar sayısı arttığı halde bu grubun diğer örneklerine oranla damarlar daha seyrektir.
Neuroptera türlerinde ise, kanadın en önemli özelliği, costal hücrede sıra halinde enine damarların bulunmasıdır. Kanadın diğer kısımlarında ise enine ve boyuna damarlar daha az sıklıkta yer alır.
Odonata’da kanatlar ince, uzun ve çok fazla damarlanmış durumdadır. Kanatların uç kısmında pterostigma adını verdiğimiz koyu renkte lekeler bulunur. Bu stigmanın bulunması ile bu gruptaki diğer böceklerden ayrılır.

2. Damar Sayısı Azalmış Kanatlar
Homoptera alttakımı, Isoptera, Diptera ve Hymenoptera takımlarında görülen bu tip kanatlar zar şeklindedir ve üzerindeki damarlar azalmıştır ve kolayca görülür.
Örneğin, Aphididae (Hemiptera) ve Chalcidoidea (Hymenoptera) türlerinde damarlar çok azalmış veya tamamen kaybolmuştur.

3. Kirpik Kanatlar
Thysanoptera’da görülen bu tip kanatlar; dar ve uzun, damarlanma ise hemen hemen yoktur. Nadiren, bazı gruplarda kanat tabanında 2-3 tane boyuna damar bulunur. Kanadın bütün kenarlarında kirpik şeklinde dizilmiş kıllar bulunur, ancak kanat ucundaki kıllar daha uzun olabilir. Kılların uzunluğu, kanat uçlarının sivri veya küt oluşu gibi faktörler bazı gruplarda ayırt edici özellik olarak kullanılır.

4. Pullarla Kaplı Kanatlar:
Lepidoptera takımında görülen bu kanat tipinde, bazı kanat damarları birbiri ile kaynaşmış olsa da, familyalara göre değişen bir damarlanma vardır. Ancak, kanatların üzeri pullarla kaplı olduğu için damarları bütünüyle görmek zordur. Kanatlar çeşitli kimyasal maddelerle muamele edildikten soma preparatı yapılarak damarlar incelenir.

ABDOMEN
Abdomen, baş ve thoraxa göre nispeten basit ve benzer yapıdaki bir seri segmentten meydana gelmiştir. Böcek abdomeni esas olarak 11 segmentlidir.
Genellikle hemimetabol böceklerde, holometabol böceklere göre, görülebilir abdominal segment sayısı daha fazladır.
Thoraxta olduğu gibi, abdomen segmentleri de dört parçadan meydana gelmiştir. Bunlardan üstte olan tergum (çoğulu: terga), altta olan sternum (çoğulu; sterna), yan kısımlarda olan ise pleura’dır. Bir tergum birden fazla skleritten meydana geliyorsa, bu parçaların her birine tergit adı verilir.
Sternum ise abdomende, çoğunlukla tek parçadan oluşur. Abdomen segmentlerinde pleura genel olarak gelişmemiştir ve zar şeklini almıştır.
Segmentler arasında birer çift stigma vardır. Stigmalar lateralde bulunur ve sayısı en fazla 8 çifttir.
Ayrıca, Hymenoptera takımının, Apocrita alt takımında, birinci abdominal segment thoraxla birleşmiş ve propodeum adını almıştır. İkinci segmentin tamamı veya ön kısmı bir sap şeklinde incelmiştir. Buna pedicel veya petiole adı verilir. Abdomenin geriye kalan kısmı ise gaster adını alır.

Böceklerde, genital organlar genellikle 8. ve 9. segmentlerde yer alır ve bunlara genital segmentler adı verilir. Bu segmentlerin ön tarafında yer alan ilk 7 abdominal segmente pregenital segmentler; arka tarafında bulunan segmentlere ise postgenital segmentler denir.
Dış Genital Segmentler
Böceklerde genital segmentler (8. ve 9.), üreme organlarının dışarı açıldıkları kısımlarda yer alır. Genel olarak erkeklerde bu 9. segmentte bulunur ve tutucu bir yapı ile spermi dişiye taşıyan bir organdan oluşmuştur, diğer böceklerden farklı olarak Odonata’da erkek genital organlan 2. abdomen segmentinin ventralinde yer alır.
Dişide ise genital organlar 8. ve 9. segmentte bulunur.
Erkek genital organı:
Böceklerde erkek genitalyası çok değişiklik gösteren bir kısımdır ve aedeagus olarak adlandırılır. Genel olarak aedeagus phallobase olarak adlandırılan bir taban kısmı, paramer olarak adlandırılan yan kıskaçlar ve penis olarak adlandırılan orta loptan oluşmaktadır. Aedeagus’un, içerisinde ejeculatory duct’la bağlantı oluşturan genital kanal vardır ve bu kanalın dışa açılan kısmına gonopor adı verilir.
Bunlara ilave olarak bazı böcek gruplarında aedeagus’ayardımcı gonocoxite, gonostyle, gonopophysis, connective gibi yapılarda bulunmaktadır.
Aedeagus’un görevi kopulasyonu gerçekleştirmek ve spermatozoa’yı dişiyi aktarmaktır.
Dişi genital organı:
Dişi genitalyasının internal olarak kopulasyon organını ve spermatozoa’yı içerisine alan ve yumurta bırakmayı sağlayan external yapıları mevcuttur. Genital açıklık gonopor yada copulatory açıklık olarak adlandırılır. Birçok dişi böcek yumurta koyma borusu olarak adlandırılan ovipozitör’e sahiptir.
Çıkıntılı ovipozitöre sahip böceklerde 8. ve 9. segmentten çıkan iki adet gonocoxite (= valvifer) “gonocoxite 8, gonoxocite 9” bulunmaktadır. Bunlardan gonocoxite 8, gonophysis 8 (= valvullae) adlandırılan 1 adet uzantıya, gonoxocite 9 ise gonophysis 9 ve gonostyle olarak adlandırılan 2 adet uzantıya sahiptir.

Apoidea üst familyası ve diğer bazı Hymenoptera türlerinde (Aculeata),
ovipozitör sokucu bir zehir iğnesi halini almıştır ve savunma organı olarak kullanılır. İğne kullanılmadığı zaman abdomenin içine çekilmiş olarak tutulur.
Abdomende Bulunan Çıkıntılar:
Cerci: Birçok böceğin abdomeninin son kısmında görülen cerci (tekili; cercus), bir çifttir ve abdomenin son kısmında, dorsal olarak yer alır. Çoğunlukla ince ve silindirik yapıda olan cerci bir veya daha fazla segmente sahiptir.
Thysanura, Orthoptera, Zoraptera, Isoptera, Ephemeroptera, Plecoptera, Dermoptera takımlarında görülür.
Corniculus: Aphididae (Homoptera) familyasında, abdomenin beşinci veya altıncı segmentin dorsalinde bulunan ve savunma feromonu salgılayan tüp ya da kabarcık şeklinde çıkıntılara corniculus veya cornicle (çoğulu; corniculi) adı verilir.
Epiproct: Anüsün üst kısmında yer alan pulcuk şeklinde kitinsel bir çıkıntıdır.
Paraproct: Anüsün alt tarafında yer alan ve sayısı bir çift olan, kitinleşmiş, küçük, pulcuk şeklindeki çıkıntılardır.
Caudal Flament: Abdomenin son segmentinin oluşturduğu bir uzantıdır. Genellikle cerci ile birlikte ve onların ortasında yer alır.
