Bitkilerin Toprak Üstü Kısımlarında Görülen Zararlılar
A) BÖCEKLER
1. Unlu Bitler
a) Tanımı: Şekil büyüklük ve renkleri görüldüğü bitkiye göre değişiklik gösterir. Genel olarak vücut uzunca oval, üzeri un gibi ince beyaz mumsu tozlarla kaplıdır. Vücut uzunluğu 3-5 mm, eni ise 1.5-2mm’dir.
b) Zarar Şekli: Polifaf bir zararlıdır. Birinci derecede turunçgillerde olmak üzere zeytin, dut, bağ, nar, muz, zakkum, yerfıstığı, bal kabağı, kavun, karpuz ve pek çok süs bitkisinde zarar yapar. Ama en çok tutungillerde zarar yapmaktadır. Bunlardan Washington navel portakalı, yafa portakalı, altıntop ve limonlarda daha çok zarar yaparlar. Turunçgillerde meyvelerin sapla birleştiği çanak yaprakları ve meyvelerin birbirleriyle temas ettiği yerlerde emgi yaparak meyve kalitesini düşürür ve sap dipleri zayıflayan meyvelerin dökülmesine neden olurlar. Salgıladığı tatlımsı madde ile de yaprak ve meyvelerde fumajine sebep olurlar.
c) Mücadelesi: Kültürel, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir.
Kültürel mücadelede bahçe temizliğine dikkat edilmeli, sürümler tavında yapılmalı, ağaç taçları hiçbir zaman birbirine dokunacak kadar yakın olmamalıdır. Bitkiler arasında güneşlenme ve hava akımı sağlanmalıdır. Fabrika yanlarına ve pamuk alanı içine bahçe kurulmamalıdır.
Biyolojik mücadelede doğal düşmanları ortama salınmalıdır.
Kimyasal mücadelede ise zararlının ilk görüldüğü anda yoğunlaşmasını beklemeden uygun insektisit ile ilaçlama yapılmalıdır.
2. Kabuklu Bitler
a) Tanımı: Sarı ve kırmızı olmak üzere iki çeşidi vardır. Kırmızı kabuklu bit Aonidiella aurantii ve sarı kabuklu bit A.citrina‘dır. Olgunlaşmış ergin dişinin kabuğu daire şeklinde olup bu iki tür birbirine oldukça benzer. Kabuk rengi A.aurantii‘de kırmızı, A.citrina‘da ise sarıdır. Ayrıca kabuk A. aurantii‘de bombeli, öbür türde ise yassıdır. Kabuk çapı ortalama 1,8-2mm’dir.
b)Zarar Şekli: A.citrina bitkilerin en çok yapraklarını, sonra meyvelerini tercih eder, A. aurantii‘nin aksine sürgün ve dallarda ise yok denecek kadar azdır. Ayrıca A.citrina yaşlı, A. aurantii genç ağaçları daha çok tercih eder Bu tercihler türlerin ayrılmasında büyük rol oynar.
Bitkileri sokup emmek suretiyle kalite ve kantite kaybına neden olurlar. Tozlu yol kenarındaki bahçelerde doğal düşman faaliyetleri sınırlı olduğundan popülasyonu daha da artar.
c) Mücadelesi: Kültürel, biyolojik ve kimyasal mücadele yapılır. Kültürel mücadelede hastalıklı bitkiler kuvvetli olarak budanmalı, zararlılar ile yoğun bulaşık olan kuru ve kurumaya yüz tutmuş dallar kesilip yakılmalıdır. Zararlılar daha çok tozlu yol kenarlarındaki bahçelerde yoğun olarak bulunduğundan bu yollar toz kaldırmayacak şekilde ziftlenmeli veya asfaltlanmalıdır.
Biyolojik mücadelede doğal düşmanlardan gerektiği gibi yararlanılması için gereksiz yere ilaçlama yapılmamalıdır.
Kimyasal mücadele de zararlı bitkide görüldüğünde uygun ilaçla ilaçlanarak yapılır. Ancak büyük meyve ağaçlarında ilaçlama biraz farklılık gösterir. Bu zararlıya karşı meyve ağaçlarınd akışın (hasattan hemen sonra şubat sonuna kadar olan dönemde) ve yazın olmak üzere iki ayrı zamanda ilaçlama yapılabilir. Yazın mayıstan itibaren haftada 2 kez hareketli larva çıkışları kontrol edilir. İlk larva görüldükten iki hafta sonra 1. Dönem çoğunlukta olduğunda ilaçlama başlanır.
Ağacın önce iç tarafları, son dış tarafı iyice ilaçlanmalıdır. İlacın mümkün olduğu kadar yere damlatılmamasına özen gösterilmeli ve yüksek basınçlı motorlu pülverizatörlerden biri kullanılmalıdır. İlaçlamalarda yazlık yaplar kullanılacaksa bahçe sulanmalı, serin zamanlarda ilaçlama yapılmalıdır. 32°C üzerinde ilaçlamadan kaçınılmalıdır.
3. Yaprak Bitleri
a) Tanımı: Vücut uzunlukları, zarar yaptıkları bitkiye göre değişmekle birlikte 2-3.5 mm boyunda; renkleri ise sarımtırak, yeşil, koyu yeşil ve siyah olabilir. Kışı, tomurcukların dibinde veya yakınında yumurta hâlinde geçirirler. Sonbaharda meydana gelen dişiler, yumurtalarını tomurcukların dibine veya yakınına bırakır. Bunlar, ilkbaharda açılır. Yeni çıkan bireyler, tomurcukların üzerinde veya çiçeklerin içerisinde beslenirler ve doğurarak çoğalırlar. Sonra çiçek, çiçek sapı, meyve ve meyve sapı üzerinde görülürler. Daha sonra yapraklara taşınarak koloniler oluştururlar. Nisan-mayıs aylarında kanatlı bireyler oluşur. Mayısta en yüksek bulaşmayı yaparlar.
b) Zarar Şekli : Yaprak bitleri, bitkilere ince uzun hortumunu sokup öz suyunu emerek beslenir. Bu zararlı, aynı zamanda virüs taşıyıcısı (vektörü)’dır. Koloniler hâlinde sürgün, tomurcuk ve yapraklarda bulunurlar. Saldırısına uğrayan yapraklar, önce uzunlamasına ikiye katlanır; sonra spiral şeklinde, bazen de değişik biçimlerde kıvrılır. Zararlı, çiçeklerin açılmasını engeller; erken-kurumalarına ve dökülmelerine yol açar. Dişi organ ve genç meyvelerde yaptığı emgiler nedeniyle meyvelerin ve çiçeklerin şekilleri de bozulur.
c) Mücadelesi: Kültürel, biyolojik ve kimyasal mücadele edilir.
Kültürel mücadele de izlenen yollar şunlardır:
- Bahçe içerisindeki yabancı bitkiler imha edilmeli.
- Toprak işlemeye özen gösterilmeli.
- Bu zararlıya, hassas bitkiler yetiştirilmemek.
Biyolojik mücadele doğal düşmanları ortama salınarak yaprak bitleri ile savaşılabilir.
Kimyasal mücadelede ise sürgünlerin %20’sinde sürgün ve taze yaprakların alt yüzeyinde yaprak biti kolonileri görülmeye başladığı zaman uygun ilaçla ilaçlamaya geçilebilir.
4. Beyazsinekler
a) Tanımı: Beyazsinek erginleri yaklaşık 1 mm boyunda olup genel görünüşü beyaz renktedir. Yumurtaları kısa bir sap ile yaprağın alt epidermisine tutturulur. Yumurtadan yeni çıkan larvalar şeffaf beyazımsı sarı renkte, oval yapılı ve hareketlidir. Larvalar, kısa bir süre sonra kendini yaprağa sabitleştirir ve hareketsiz duruma geçer. 3 larva dönemi bulunur. Larvanın renginin koyulaştığı (koyu sarı) ve şişkinleştiği son dönem pupa dönemi olarak kabul edilir
Beyazsinekler, seralardaki tüm bitkilerde ve özellikle sebzelerde ortamın sıcaklığına ve nemine bağlı olarak mevsim boyunca yaşamlarını sürdürebilir. Erginleri 14°C’nin altında yumurta bırakır. 10°C’nİn altında ise hayat faaliyetleri yavaşlar. Her dişi, ortalama 200-300 yumurta bırakır. Yılda ortalama 9-10 döl verebilir.
b) Zarar şekilleri: Polifag bir zararlı olup serada yetişen bitkilerde özellikle domates, hıyar, biber, fasulye ve patlıcanda zararı önemlidir.
Beyazsinek erginleri gerek beslenme ve yumurta bırakma, gerekse dinlenme için yaprakların ve bitkilerin alt yüzeylerini tercih ederler. Larva ve erginler, bitki özsuyunu emerek yaprakta küçük lekeler hâlinde sararma meydana getirirler. Bitki zayıflar, meyve verimi azalır, bitki zamanla kurur. Ayrıca beslenme esnasında tatlı ve yapışkan bir madde salgılarlar. Bu madde üzerinde fumajin mantarları gelişerek siyah bir tabaka oluşmasına neden olurlar. Sonuç olarak bitki özümleme yapamaz hâle gelir; verim düşer, ayrıca ürünün pazar değerinin düşmesine neden olur.
Beyazsinek erginleri, bazı virüs hastalıklarının taşınmasında da önemli rol oynar.
c) Mücadelesi; Kültürel, biyoteknolojik, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir.
Beyazsinek mücadelesinde başarılı olmak için mutlaka alınması gereken kültürel yöntemler aşağıda sıralanmıştır.
- Sağlıklı fide elde edebilmek İçin bitkiyi fide döneminde de zararlıya karşı korumalı, bunun için havalandırma açıklıkları mutlaka tül ile kapatılarak sera içerisine girmesi engellenmelidir.
- Sera çevresinde ve içindeki yabancı otlar yok edilmelidir.
- Sera içindeki nemi aşırı yükseltmemek için gereksiz sulamalardan kaçınmalı ve havalandırma yeterli düzeyde yapılmalıdır.
- Gereğinden fazla azotlu gübre bitkilere verilmemelidir. Bitki bünyesindeki azot beyazsinek için uygun bir besin ortamıdır.
Biyoteknik yöntem olarak ise kültürel yöntemlerle birlikte beyazsineğin serada varlığını belirlemek için fide dikimi ile birlikte dekara 1 adet olacak şekilde sarı yapışkan tuzaklar, bitkinin 10-15 cm üzerinden asılır. İlk ergin uçuşu belirlendikten sonra ise 10 m2‘ ye 1 tuzak gelecek şekilde 3 m aralıklarla ardışık olarak tuzaklar aynı şekilde yerleştirilir.Tuzaklar kirlendikçe yenisi ile değiştirilir.
Biyolojik mücadelede doğal düşmanlan koruyucu önlemler alınarak mücadele edilir. Bu faydalılardan M.caliginosus Ege Bölgesinde çok etkilidir.
Beyazsinek, sebze yapraklarında, yaprak başına 5 adet larva + pupa yoğunluğuna ulaştığında Encarsia formosa salımı yapılabilir. Salınacak parazitoit miktarını belirlemek üzere 20 bitkide bulunan yapraklar sayılır ve bir bitkide bulunan ortalama yaprak sayısı hesaplanır. Bu yaprak sayısı, serada bulunan bitki sayısı ile çarpılarak seradaki toplam yaprak adedi bulunur. Seraya parazitoit pupası, yaprak başına bir adet gelecek şekilde homojen olarak dağıtılır.
Kimyasal mücadeleye karar verebilmek ve ilaçlama zamanını doğru bir şekilde belirleyebilmek için seradaki beyazsinek yoğunluğu ve doğal düşman popülasyonunun saptanması gerekir.
Beyazsineklerin kimyasal mücadelesinde göz önünde bulundurulması gereken mücadele eşiği, “yaprak başına 5 larva+pupa“dır.
5. Galeri Sinekleri
a) Tanımı: Erginler; küçük, grimsi-siyah renkte, dolgun vücutlu, 1.3-2.3 mm uzunluğundadır. İlk dönem larva renksiz, açılma öncesi soluk portakal sarısı rengidir.
Yaprak galeri sineği, sera koşullarında bütün mevsim görülebilir. Kışlama yoktur. Kışın seralarda, yazın ise yabancı ot ve sebzelerde görülürler.
b) Zarar Şekli: Ergin ve larvaları tarafından zarar meydana gelir. Erginler, beslenme ve yumurta bırakmak için yapraklarda küçük yaralar açarlar. Bu beslenme yaraları, geniş oranda hücre bozulmasına neden olur.
Larvalar, beslenmek için yaprakta galeriler açarlar. Bu galeriler, bitkinin fotosentez yeteneğini büyük Ölçüde azaltır. Galeriler, yaprakta geniş alanları kaplayabilir. Daha sonra zarar görmüş bölgeler sararıp kurur ve ileri aşamalarda yaprakların dökülmesine, tomurcuk ve çiçek gözlerinin düşmesine neden olurlar. Göze güzel görünmemesinden dolayı süs bitkilerinde ürünün pazarlama değerinin düşmesine ve ekonomik kayba neden olurlar. Genç bitki ve fidelerde gelişmeyi yavaşlatarak ürün ve değer kaybına da neden olurlar. Aynı zamanda yaprak galeri sinekleri, sebzelerde de önemli ekonomik kayba neden olurlar.
c) Mücadelesi: Karantina, kültürel, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile yaprak galeri sinekleri ile mücadele edilir.
Karantina önlemlerinde özellikle dışarıdan ithal edilen kesme çiçeklerin, saksı çiçeklerinin ve üretim materyallerinin bulaşık olmamasına özen gösterilmelidir. Bir bölgeden diğer bir bölgeye gönderilen süs bitkileri özellikle incelenmelidir.
Kültürel yöntemleri ise şöyle sıralayabiliriz:
- Sera ve fide yastıklarının çevresinde bulunan yabancı otlar temizlenmelidir.
- Seralardaki havalandırma açıklıkları tel ile kapatılmalıdır.
- Bulaşık bitki artıkları imha edilmeli ve bulaşık bitkiler dikilmemelidir.
- Toprak 10 cm derinliğinde sürülerek toprakta bulunan pupalar yok edilmelidir.
- Malçlama yapılarak torağın nemli kalması ve pupaların nemden ölmesi sağlanmalıdır.
Biyoteknik mücadelede seraya fide dikimiyle birlikte ilk ergin uçuşunu belirlemek için dekara 1 adet tuzak asılır, ilk ergin uçuşunu belirledikten sonra toplu tuzak kurmak amacıyla sera içinde 10 m’ye 1 tane gelecek şekilde sarı tuzaklar 3 m aralıklarla asılır. Asılan bu tuzaklar, bitkilerin 10-15 cm üzerinden aşılmalıdır. Tuzaklar kirlendikten sonra yenileri ile değiştirilmelidir.
Kimyasal mücadelede ise asılan sarı tuzaklardaki yaprak üzerinde bulunan larvalar sayılır. Yaprak başına 4-5 larva olması hâlinde ilaçlamaya başlanır.
6. Tripsler ( Thrips tabaci Lind.)
a) Tanımı: Erginleri, 1 mm kadar uzunlukta dar ve yassı vücutludur. Renkleri açık sarı veya sarımsı esmer renkte olabilir. Çok hareketli böceklerdir. Kanatlarının etrafında kirpik şeklinde kıllar bulunur. Yumurtaları çok küçüktür ve yumurtaları yaprak dokusuna bırakırlar. Nimfleri ergine benzer, ancak kanatları gelişmemiştir.
b) Zarar Şekli: Nimf ve erginler, bitki öz suyunu emerek zararlı olurlar. Böcek yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde yaprakların üst kısmında yanıklar meydana gelir. Yapraklar zamanla solar, bükülür ve beyazımsı bir hâl alır. Bazı türleri ise hem yaprakta hem çiçekte beslenerek zararlı olur. Tripsler, bazı sebze virüs hastalıklarının vektörüdür.
c) Mücadelesi: Kültürel ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir. Kültürel önlem olarak zararlı ile bulaşık bitki artıkları imha edilmelidir. Toprak işlemesi ve yabancı ot mücadelesi yapılmalı ve küçük delikli tül ile seraların havalandırma açıklıkları kapatılmalıdır.
Tripslerin kimyasal mücadelesine karar verebilmek için küçük yapraklı bitkilerde yaprak başına 10 adet, büyük yapraklı bitkilerde yaprak başına 20 adet zararlı sayısına ulaşılmalıdır. Anca ktripslerin de virüs vektörü olduğu unutulmamalı ve mücadelesinde buna dikkat edilmelidir. Uygun sayılar tespit edildikten sonra uygun ilaç ile ilaçlama yapılmalıdır.
7. Akarlar [Kırmızı Örümcekler (Acarina)]
a) Tanımı: Akarlar, çıplak gözle zor görülecek kadar küçük zararlılardır. Vücutları yumurta veya armut şeklindedir. Vücutlarında değişik şekil ve büyüklükte kıllar, dikenler ve tüyler bulunur. Renkleri türlere, gelişme dönemine ve mevsime göre değişiklik gösterir. En çok bilinen akar türleri; iki noktalı kırmızı örümcek (Jetranychus urticae) ve Avrupa kırmızı örümceği (Panonychus ulmi Koch.J)’dir.
İki noktalı kırmızı örümcek (Tetranychus urticae Koch.): Ergin dişilerin vücudu, yuvarlakça yapıdadır. Genellikle yeşilimsi sarı veya kahverengimsi yeşil renklidir. Yaz mevsimi erginleri daha sonra portakal veya kiremit rengine dönüşür. Sırtında, orta kısma yakın olarak siyah renkli ve irice iki benek bulunur. Bu özellikleriyle kolaylıkla tanınırlar. Yumurtadan yeni çıkan larvalar renksiz olup üzerinde benek bulunmaz. Beslenmeye başladıktan sonra vücudun her iki yanında benekler belirir. Bu tür, yapraklarda yoğun ağ örer.
Avrupa kırmızı örümceğinin (Panonychus ulmi Koch.): Ergin dişileri, yuvarlakça dolgun vücutlu ve koyu kırmızı renktedir. Sırtındaki kıllar, daire şeklinde ve beyaz renkli kabarcıklardan çıkar. Erkekler, pembemsi ve gri renklidir. Yumurtanın ucunda bir sap bulunur ve üzeri aşağıya doğru ince çizgilerle dilimlenerek ayrılmıştır. Larvaları, parlak kırmızı renklidir. Bu tür, yapraklarda ağ yapamaz.
b) Zarar Şekli: Kırmızı örümcekler bitkilerin yapraklarının, öz suyunu emerek ve bitkiye zehirli madde salgılayarak zarar yaparlar. Zarar gören yapraklarda; önce beyaz, sonra sarı kahverengi lekeler meydana gelmeye başlar. Daha sonra bu lekeler birleşerek yaprağın kurumasına ve sonunda dökülmesine sebep olur. Şiddetli zarar gören yapraklar kurşun veya gümüş rengini alır. Bitki zayıf kalır, meyve gözleri iyi gelişemez ve ertesi yıl verim azalır. Sürgünler pişkinleşmez ve kış donlarından zarar görür.
c) Mücadelesi: Kırmızı örümceklerle kültürek, biyolojik ve kimyasal yöntemlerle mücadele edilir.
Kültürel önlemler alarak kışın veya erken ilkbaharda, bitkilerin kök boğazı ve gövdelerindeki sıyrılmış kabuklar kaldırılarak altında kışlayan akarların ölmesi sağlanmalıdır. Yere dökülen yapraklar toplanarak bahçeden uzaklaştırılmalı, bahçenin bakım işleri uygun olarak yapılmalıdır.
Biyolojik mücadelede akarların çok etkili doğal düşmanları bulunmaktadır. Doğal düşmanları korumak ve desteklemek suretiyle etkinlikleri artırılmalıdır. Bunun için yararlılara zararsız veya az zararlı olan seçici ilaçlar tercih edilmelidir. İlaçlama zamanı, bunların en az zarar göreceği şekilde ayarlanmalıdır. Bu yararlılar, yoğun olarak bulunduğu bahçelerden toplanarak bulunmadığı veya az bulunduğu bahçelere bulaştırmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılmalıdır.
Kimyasal mücadelede ise kırmızı örümceklere karşı kış mücadelesi önerilmemektedir. Akarların kimyasal mücadelesine karar verebilmek için ilaçlama zamanını doğru bir şekilde belirleyebilmek için bahçedeki kırmızı örümcek yoğunluğu ve doğal düşman popülasyonun saptanması gerekir. Daha sonra ugyun akarisitlerle kimyasal mücadele yapılır.







