Virüsler
Bitki patojeni virüsler
Hastalık etmeni olarak virüslerin keşfi bilimsel açıdan büyük bir adımdır. Günümüzde insan, hayvan, bitki, fungus ve bakteri gibi değişik canlılarda virüslerin hastalık oluşturabildiği bilinmektedir. Sadece bitkilerde 500’den fazla virüs hastalığı saptanmıştır. Bitki virüs hastalıklarıyla ilgili ilk bulgular 1880’li yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Araştırıcılar bazı hastalıkların; hastalıklı bir bitkiden aşı kaleminin sağlıklı bir bitkiye aşılanmasıyla veya özsuyunun sağlıklı bitki dokuları üzerine sürülmesiyle bulaşabildiğin! tespit etmişlerdir. 1890’lı yıllarda tütünlerde mozaik hastalığına bulaşıcı bir canlı sıvının neden olduğu ileri sürülmüştür. Bundan çok sonra ancak 1935’de Stanley adlı bir araştırıcı mozaik hastalığı ile bulaşık tütün bitkilerinin yapraklarından küçük, beyaz kristaller halinde etmeni izole etmiş ve saflaştırmıştır. Hastalık etmeninin çoğalabilmek için canlı hücrelere ihtiyaç duyan bir protein olduğunu ortaya atan araştırıcı, bu buluşuyla 1946 yılında kimya dalında Nobel ödülünü kazanmıştır. Daha sonra yapılan araştırmalar virüslerin gerçekte protein ve nükleik asitten oluştuğunu, enfeksiyona nükleik asitin neden olduğunu, proteinin ise sadece onu koruma işlevini yüklendiğini ortaya koymuştur. 1945’de elektron mikroskobun keşfiyle, araştırıcılar virüs partiküllerini görebilmişler ve viruslar hakkındaki bilinmeyenler yavaş yavaş aydınlanmıştır. 1971’de ise protein kılıfı olmayan, sadece nükleik asitten ibaret olan hastalık etmenleri, yani “viroidler” tanımlanmıştır.
Morfolojik özellikleri
Viruslar, ışık mikroskobu ile görülemeyecek kadar küçük (enleri 200 nm’den küçük, boyları ise en fazla 2000 nm) ve konukçu organizmayı daha fazla virüs sentezlemeye teşvik eden bir dizi genetik koddan ibaret, obligat parazitler olarak tanımlanmaktadırlar. Hücresel yapıları yoktur. Tek veya çift sarmal RNA veya DNA partikülleri ile bunları saran koruyucu protein kılıftan oluşmuşlardır. Virüs partiküllerinin şekilleri değişik olabilir. Uzun sert çubuklar, kısa bakteri benzeri çubuklar, bükülebilir iplikçikler şeklinde olabildikleri gibi küre veya çok yüzlü (polihedral) de olabilirler (Şekil 2.10). Protein kılıf alt ünitelerden oluşmuştur. Değişik şekillere sahip virüs partiküllerinin protein ve nükleik asit içerikleri farklıdır. Çubuk veya ipliksi virüsler genelde daha az miktarda nükleik asit ve daha fazla miktarda protein içerirler. Küresel virüslerde ise aksine nükleik asit oranı daha yüksektir. Genel olarak bir virüs partikülünün %5-40 kadarını nükleik asit, % 60-95’ini ise protein oluşturmaktadır. Bitki patojeni virüslerin büyük bir çoğunluğunda nükleik asit RNA’dir. Nükleik asiti DNA olan 25 kadar fitopatojen virüs saptanmıştır.
Üremeleri (Replikasyonları)
Virüslerde üreme, virüslerin konukçu hücrelerini kendi çoğalmaları için kullandıkları biyokimyasal bir olaydır. Bir virüs partikülü konukçu hücreye girdikten sonra önce nükleik asit protein kılıftan ayrılır. Konukçu hücresinde virüsün teşvikiyle RNA polimeraz ve RNA replikaz enzimleri salgılanır. Bu enzimler virüs RNA’sının benzerinin sentezlenmesini sağlarlar. Yeni oluşan virüs nükleik asitleri, üzerlerinde taşıdıkları genetik şifre yardımıyla, konukçu için gerekli proteinlerin sentezlenmesinde kullanılan bilgileri taşıyan ribozomları, virüs proteinlerini sentezlemeye teşvik ederler. Virüslerin konukçu metabolizmasındaki bu temel işleve karışmaları sonucu bitkilerde çeşitli hastalık belirtileri ortaya çıkmaktadır.
Bitki dokusuna girişleri ve bitkiden bitkiye taşınmaları
Virüsler konukçu bitki dokularına sadece yaralardan girebilirler. Söz konusu yaralar böcek emgileri ya da dolu veya çeşitli tarım aletleri tarafından açılmış yaralar olabilir. Virüs bitki içine girdikten sonra hücreden hücreye geçerek hızlı bir şekilde çoğalır. Bazı virüsler ise doğrudan iletim demetlerine geçerek buradan bitkinin büyüme noktalarına (uç meristem) veya yumru, rizom gibi diğer kısımlarına ulaşırlar ve böylece sistemik enfeksiyonu gerçekleştirirler. Virüslerin bitki içindeki hareketleri virüse ve konukçuya bağlı olarak değişebilmektedir. Bazı sistemik enfeksiyonlarda virüsler bitkilerin bütün canlı hücrelerine yayılabilirler. Bazen de virüs bitki içinde virüssüz alanlar bırakarak ilerler. Bazı virüsler ise bitkinin bazı hücrelerini etkiler ve bu kısımda lokal olarak kalırlar.

Virüsler hastalık oluşturdukları bitki dokularından dışarı çıkmazlar. Bu nedenle de bitkiden bitkiye taşınmalarında rüzgâr veya su rol oynamaz. Virüs taşınmasında böcekler, akarlar, nematodlar, funguslar gibi bitki zararlıları etkili olmaktadır. Virüsleri konukçudan konukçuya taşıyan bu canlılara “vektör” denir. Böceklerden özellikle Homoptera takımının Aphididae, Cicadellidae ve Aleyrodidae familyalarına bağlı türler önemlidir. Akarlardan Tetranychidae ve Eriophyiidae familyalarına bağlı türler virüs taşınmasında rol oynamaktadırlar. Nematodlardan ise çoğu toprak kökenli Longidorus, Trichodorus, Paratrichodorus ve Xiphinema türleri önemli virüs vektörleridir. Funguslardan da yine toprak kökenli ve toprak suyunda yüzerek hareket eden zoosporlara sahip olan Olpidium, Spongospora, Polymyxa ve Pythium cinslerine bağlı türler virüsleri taşırlar. Bunlardan başka, parazit bir bitki olan küsküt de virüsleri bitkiden bitkiye bulaştırabilmektedir. Hastalıklı bitkilerden elde edilen tohum, yumru, rizom, soğan, aşı kalemi, aşı gözü gibi üretim materyalleri virüs taşınmasında önemli rol oynamaktadır. Özellikle meyve ağaçları ve süs bitkilerinde bu şekilde taşınma önemlidir. Ayrıca bazı virüsler bulaşık bitki özsuyu ile mekanik olarak, yani hastalıklı bitki dokularının sağlıklı bitkiye teması ile de taşınabilmektedir. Bu taşınma şekli doğada çok yaygın olmamakla birlikte önemli bir bitki patojeni olan Tütün Mozaik Virüsü (TMV) bu şekilde taşınmaktadır. Mekanik taşınma virüslerin teşhisinde kullanılan indikatör bitkilere virüslerin bulaştırılmasında da önem taşımaktadır.
Bitkilerde meydana getirdikleri belirtiler
Virüslerin konukçularında meydana getirdiği en yaygın ve bazen de tek belirti bitki gelişimindeki azalma ve buna bağlı olarak bazı bitki organlarında ya da bitkinin tümünde görülen cüceleşmedir. Virüsle bulaşık bitkilerde ortaya çıkan en belirgin simptomlar genelde bitkilerin yapraklarında görülmektedir. Bununla birlikte, bazı virüsler bitkilerin gövde. Kök veya meyvelerinde tipik belirtiler oluşturabilirler. Virüslerin bitki içindeki yayılışlarına bağlı olarak lokal ve sistemik olmak üzere genel anlamda iki tip belirti görülmektedir. Lokal enfeksiyonlarda virüs sadece bitki dokusuna girdiği noktada küçük nekrotik lekeler oluşturur. Viral enfeksiyonların çoğunluğunu oluşturan sistemik enfeksiyonlarda ise virüs bitkinin tamamında etkili olarak sistemik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Sistemik belirtilerden en yaygın olanlar; mozaik ve halkalı lekelerdir. Yaprak, çiçek veya meyvelerde sağlıklı doku rengi yanında açık yeşil, san ve beyazın değişik tonlarında alacalı bir görünümün ortaya çıkması “mozaik” belirtisi olarak anılır. Beneklenme, çizgi ve damarlarda renk açılması gibi belirtiler, mozaik simptomunun hastalığın şiddetine ve yayılma şekline bağlı olarak ortaya çıkan değişik tipleridir. “Halkalı leke” ise bitki dokularında virüs enfeksiyonu sonucu oluşan halka şeklinde klorotik veya nekrotik alanlara denir. Bunlardan başka; yaprak damarlarında çekilme, yapraklarda şekil bozukluğu, çalılaşma, gövde nekrozu, gal oluşumu, odun dokusunda diken benzeri çıkıntılar, meyvelerde çatlama, sertleşme, tohum oluşmaması gibi belirtiler de virüs simptomlan arasındadır.
Virüs belirtileri virüs hastalıklarının teşhisinde yardımcı olan kriterlerdendir. Ancak belirtiler, virüsün tipine, konukçunun hassasiyetine, yaşına ve çevre koşullarına bağlı olarak değişebilmektedir. Bazen bir bitkide virüs enfeksiyonu olduğu halde belirtiler ortaya çıkmayabilmektedir. Bu şekilde konukçusunda enfeksiyon yaptığı halde belirti oluşturmayan virüslere “latent virüsler” denir. Bazen de virüs latent olmadığı halde çevre koşulları uygun olmadığından simptomlar maskelenebilmektedir.
Virüslerle mücadele
Virüs hastalıklarının mücadelesi zordur. Herhangi bir bitki virüsle bulaştıktan sonra virüsün bitki dokularından arındırılması mümkün olmadığı ve bu bitki çevredeki sağlıklı bitkilere virüsün yayılmasında rol oynayacağı için mücadelede amaç virüsün bulaşmasını ve yayılmasını önlemektir. Bu bakımdan kültürel önlemler viruslarla mücadelede en çok başvurulan yöntemlerdir. En başta virusla bulaşık olmayan üretim materyalinin kullanılması gerekir. Bu amaçla son yıllarda özellikle turunçgil ve süs bitkileri yetiştiriciliğinde meristem doku kültürü tekniği yaygın olarak kullanılmaktadır. Fidelik, sera gibi küçük alanlarda toprak dezenfeksiyonu, çevrede bulunan ve virusa konukçuluk yapabilecek olan yabancı otların ortadan kaldırılmasını sağlaması bakımından yararlı olur. Aynca vektörlerle taşınan viruslarm yayılmasını önlemek için vektörler de ortadan kaldırılmalı, bunlara karşı etkin bir mücadele yapılmalıdır. Bazı bitkiler virüs enfeksiyonlarına karşı genetik olarak dayanıklıdırlar. Bazı bitkilerde ise viruslarm hafif enfeksiyon oluşturan ırkları aşılanmak suretiyle şiddetli enfeksiyona neden olan ırklara karşı bağışıklık oluşabilmektedir. Sonradan kazanılmış bağışıklık, biyolojik mücadele içinde ele alınmaktadır.
Viruslara karşı fiziksel mücadele yöntemi olarak sıcaklık uygulaması iyi sonuç verebilmektedir. Bu amaçla, virusla bulaşık üretim materyali 35-54° C’de, virusa ve bitkinin türüne bağlı olarak, birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişen sürelerde tutulabilir. Aynı şekilde, gelişmekte olan bitkiler de sera koşullarında yüksek sıcaklığa maruz bırakılarak bitki bünyesinde bulunan virüs partiküllerinin inaktive olması sağlanır.
Virüs belirtilerinin şiddetini azaltan veya viruslan ortadan kaldirabilen bazı kimyasal maddeler bulunmasına karşılık, pratikte kimyasal mücadelede kullanılabilecek etkili bir preparat yoktur. Süt bazı viruslan, örneğin TMV’nu, inaktive ettiği için bazı bitkilere sulandırılmış süt püskürtülerek enfeksiyonlar azaltabilmektedir.
Viruslarda sınıflandırma ve önemli viral bitki hastalıkları
Viruslar Protista üstalemi içinde Vira (Viruslar) aleminde yer almaktadırlar. Fakat viruslarm sınıflandırma ve isimlendirilmeleriyle ilgili olarak tam olarak yerleşmiş bir sistem yoktur. Bu nedenle hala konukçulan ve bunlar üzerinde meydana getirdikleri belirtiler dikkate alınarak isimlendirilmektedirler. Örneğin; tütün bitkilerinde mozaik hastalığına neden olan virüs “tütün mozaik virüsü” olarak adlandırılmıştır. Bu şekilde verilen isimler genelde birkaç kelimeden oluştuğu için, kolaylık sağlaması amacıyla, virüslerin İngilizce isimlerindeki kelimelerin ilk harfleri alınarak ortaya çıkarılan kısaltma yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna göre; tütün mozaik virüsü TMV, patates Y virüsü PVY, tütün nekroz virüsü TNV olarak isimlendirilmektedir. Bu kısaltmalara “akronim” (acronym) adı verilir.
Viruslar değişik özellikleri dikkate alınarak gruplara ayrılmıştır. Sınıflandırmada kullanılan özellikler arasında; nükleik asit tipi, protein özellikleri, virüs partikülünün yapısı, fiziksel ve kimyasal özellikleri, bitkiden bitkiye taşınmaları sayılabilir. Uluslararası komite tarafından bitki patojeni viruslar 27 grupta toplanmışlardır:
1. Luteovirus : Arpa sarı cücelik virüsü (BYDV),
2. Mısır klorotik cücelik virüsü : (MCDV),
3. Sobemovirus : Fasulye güney mozaik virüsü (SBMV),
4. Tütün nekroz virüsü : (TNV),
5. Tombusvirus : Domates cüce çalılık virüsü (TBSV),
6.Tymovirus : Lale sarı mozaik virüsü (TYMV),
7. Comovirus : Yem bezelyesi mozaik virüsü (CpMV),
8. Dianthovirus : Karanfil halkalı leke virüsü (CRSV),
9. Nepovirus : Tütün halkalı leke virüsü (TobRV),
10. Bezelye enasyon mozaik virüsü : (PEMV),
11. Yonca mozaik virüsü : (AMV),
12. Bromovirus : Brom mozaik virüsü (BMV),
13. Cucumovirus : Hıyar mozaik virüsü (CMV),
14. Ilarvirus : Tütün çizgi virüsü (TSV),
15. Kadife tütün benek virüsü : (VTMV),
16. Tobravirus : Tütün ratil virüsü (TRV),
17. Tobamovirus : Tütün mozaik virüsü (TMV),
18. Hordeivirus : Arpa bant mozaik virüsü (BSMV),
19. Potexvirus : Patates X virüsü (PVX),
20. Carlavirus : Karanfil latent virüsü (CLV),
21. Potyvirus : Patates Y virüsü (PVY),
22. Closterovirus : Turunçgil tristeza virüsü (CTV),
23. Rhabdovirus : Şekerpancarı yaprak kivircikliği virüsü (BLCV),
24. Domates lekeli solgunluk virüsü (TSWV),
25. Reovirus : Çeltik cücelik virüsü (RDV),
26. Geminivirus : Şekerpancarı tepe kivircikliği virüsü (CTV) : Şekerpancarında ekonomik önemde zarara neden olan bir virüstür. Fasulye, domates, ıspanak, kavun gibi bitkiler de konukçulan arasındadır. Domateslerde sarılık hastalığına neden olmaktadır. Etmenin oluşturduğu ilk belirtiler genç yaprakların damarlarında renk açılması ve şişmedir. Daha sonra yapraklar içe doğru kıvrılır. Genç bitkiler enfekte olursa gelişemez, bir süre kivirciklaşmiş cüce bir bitki olarak yaşar ve sonunda ölür. Gelişmiş bitkilerde de cüceleşme belirgindir ve çok miktarda küçük yaprak oluştururlar. Yapraklar kıvrılır ve damarları şişer. Yaprakların alt yüzünde meme gibi çıkıntılar oluşur. Bazen damarlardan yapışkan kahverengimsi bir akıntı çıkabilir. Hasta yapraklar önce koyu yeşil renktedir, sonra sarıya ve kahverengiye dönerler. Gelişmiş yapraklar enfekte olursa bunlarda kıvırcıklaşma olmaz, fakat sarararak ölürler. Hastalıklı bitkilerde sağlıklı bir kök gelişimi olmaz. Kesit alındığında iletim demetlerinin kahverengileştiği görülür. Etmen cüce ağustos böcekleriyle taşınmaktadır. Kuru yapraklarda 4 ay, kurutulmuş böcek vektörün vücudunda ise 6 ay enfeksiyon yeteneğini kaybetmeden kalabilmektedir. Bitkilerde floemde ve buna komşu parankima hücrelerinde çoğalmaktadır. Bulaşık bitki artıkları ve yabanciotlar üzerinde kışı geçirir. Mücadelesi: Dayanıklı çeşit yetiştirmek, yabanciot ve böcek vektörle etkin bir mücadele yapmak, başvurulan yöntemlerdir.
27. Caulimovirus: Karnabahar mozaik virüsü (CaMV) Günümüze kadar bitkilerde hastalık meydana getiren 10 kadar da viroid tesbit edilmiştir. Küre şeklinde tek sarmal RNA molekülleridir. Bunlarm konukçularmda nasıl hastalık oluşturduğu ve nasıl çoğaldıkları hala tam olarak anlaşılamamıştır. Bulaşık üretim materyaliyle veya mekanik olarak taşınmaktadırlar. Yüksek sıcaklığa viruslardan daha dayanıklıdırlar. Viroidlerin neden olduğu önemli bitki hastalıkları arasında; patates iğ yumru, turunçgil cücelik ve krizantem cücelik hastalıkları sayılabilir. Turunçgil Cücelik (Exocortis) Viroidi (CEV)Akdeniz, Ege ve Karadeniz Bölgesindeki turunçgil alanlarında değişik oranlarda bulunan ve portakal, limon ve Rize mandarinlerinde zarara neden olan bir hastalıktır. Etkilenen ağaçlarda ölüm nadiren görülür, meyve kalitesi de etkilenmez, fakat bulaşık kalemler hassas anaç üzerine aşılandığında verim önemli oranda azalır. Hastalıkla bulaşık ağaçların değişik seviyelerde cüceleştiği görülür. Bazı bitkilerde yaprak deformasyonu ve damar nekrozları oluşabilir. Belirti göstermeyen bulaşık ağaçlardan alınan kalemler hassas anaçlar üzerine aşılanırsa, anaçta kabuk çatlaması ve soyulmalar ortaya çıkar. Bazen bu durum toprak altındaki köklere kadar ulaşabilir ve büyük kökler ölebilir. Soyulan kabuk tabakasının altında zamklanma da olabilir. Etmen tek sarmal bir RNA molekülünden oluşan bir viroiddir. Işığa ve kimyasallara oldukça dayanıklıdır. Uzun süre kuru dokuda canlılığını koruyabilir. Taşınması çoğunlukla aşı yoluyla olur. Ayrıca aşılamada ve budamada kullanılan bıçak ve makaslarla mekanik olarak da taşmabilmektedir. Mücadele açısından bu malzemenin, sodyum hipoklorit gibi bir dezenfektanla temizlenmesi önemlidir. Ayrıca sürgün ucu aşılama tekniği ile hastalıksız bitki elde edilebilir.
GENEL NOTLAR:
Virüslerin Özellikleri:
- Virüsler sadece insan, hayvan ve bitki hücrelerinde çoğalabilen hastalık yapma yeteneğine sahip nükleoproteindir.
- Virüsler bakterilerin geçemediği filtreden geçerler.
- Kimyasal bir mücadele ilacının kullanılamaması bu etmenlerin önemini daha da arttırmaktadır.
- Yapıları merkezde sadece genetik yapıyı belirleyen RNA veya DNA ve bunları koruyan bir protein kılıf yapısından oluşmaktadır.
- Obligat parazittirler sadece canlı hücrede çoğalırlar ölü dokuda gelişemezler.
- Işık mikroskobunda görülmezler sadece elektron mikroskobundan görülürler.
- Bitki dokusuna yaralardan giriş yaparlar.
- Antibiyotiklere karşı diğer mikroorganizmalarda olduğu gibi duyarlı değildirler.
- Bir virüs bir çok bitkide zarar yapabilirken, bir bitki aynı zamanda bir çok virüs hastalığından da zarar görebilmektedir.
- Bir dönemden diğer döneme vektörlerin bünyesinde, alternatif konukçularda veya yabani ot ve bitkilerde bulunmak suretiyle geçerler
- Virüsler yapısal olarak değişik şekildedirler. Yuvarlak, çubuk, bükülebilir iplik, ikiz partikül ve mermi şeklindedir. (Yapısı eksiksiz olan virüslere virion denir.)
- Çubuk şeklinde en tanınmış virüs Tütün mozaik virüs’dür.
- Küresel şeklinde en tanımış virüs Hıyar mozaik virüs’dür.
- Protein kılıfı olmayan virüslere viroid denir.
- Genel olarak virüsler protein kılıf + Nükleik ositten oluşurlar. Nükleik asitleri DNA veya RNA’dır.
Virüslerin Konukçuları:
- Bakterafajlar: Bakterilere konukçu olanlar.
- Siyanofajlar: Mavi-yeşil alglere konukçu olanlar.
- Fitotajlar: Çiçekli ve tohumlu bitkilere konukçu olanlar.
- Zoofajlar: İnsan ve hayvanlarda enfeksiyon oluşturanlar.
- Artropodafajlar: Böceklere patojen olan virüsler.
Virüsler bitkilerde oluşturduğu belirtilere göre adlandırılır. Ve İngilizce isimlendirilir.
Bazı belirtiler bitkide gözlemlenmez buna latent enfeksiyon denir.
Virüslerin çoğu konukçuda yayılarak sistemik enfeksiyon meydana getirir. Kök ve sürgün uçları (Meristematik dokular) patojenden ari olarak kalabilir.
İstila edilen hücrelerin hızlı ölümü sonucunda enfeksiyon daha ileriye yayılmadan bu ölü alanlarda hapsedilmiş olarak kalır buna hipersensitiv reaksiyon bu olaya ise hipersensitiv denir.
Virüs Nedeniyle Ortaya Çıkan Simptomlar:
a) Makroskobik (dış) Simptomlar
b) Mikroskobik (iç) Simptomlar
a) Makroskobik Simptomlar:
Viral enfeksiyonların isimlendirilmesi bu belirtilere göre yapılır. Belirtilere bakılarak yapılan virüslerin teşhisi hatalı olmaktadır.
1- Primer (lokal) Simptomlar
2- Sekonder (sistemik) Simptomlar
olarak ikiye ayrılmaktadır.
Primer (lokal) Simptomlar:
Çok küçük, toplu iğne başı büyüklüğünde yuvarlak klarotik (sararma) lekeler veya kahverengi-siyah nekrotik lekeler meydana getirir. Bunlar ‘’lokal leke’’ olarak tanımlanır.
Birinci tip primer simptomlar virüslerin aşılandığı yerde meydana gelen belirtilerdir. Bunlar nekrotik veya klorotik lokal leke olabilir. 2. Tip simptomlar ise damarlarda renk açılması şeklindedir.
Sekonder (sistemik) Simptomlar:
Sekander simptomlar bitkide yavaş yavaş gelişir. Virüs enfeksiyonu tüm bitki aksamında belirti meydana getirir.
- Mozaik beneklenme,
- Enasyon,
- Sararma,
- Damar bantlaşması,
- Halkalı leke,
- Çiçeklerde renk kırılması, çizgiler,
- Meyvede düzensiz gelişme,
- Meşe yaprağı formu
- Gövdede benek, çizg, ve nokta
Anatomik Değişiklikler:
Virüs hücre büyüklüğü ve sayısı üzerine ve bunu takiben organlarda şekil bozukluğuna sebep olur. Hücre sayısındaki anormal artışa hiperplazi hücrelerin ve organların anormal derecede genişlemesine hipertrofi küçük ve az sayıda hücre oluşumu hiperplazi olarak adlandırılır.
Hipoplastik simptomlar:
Bitki organ ve dokuların tam olarak gelişememesi ve hastalıklı kısımların normalden küçük ya da açık renkte olmasıdır.
- Cüceleşme
- Rozetleşme
- Durgunlaşma
- Beyazlaşma
- Sarılık
- Etilasyon (yeterli miktarda ışık alamayan yaprakların normalden küçük gövdenin ince uzun ve dokunun klorozlu veya beyazlaşmış olmasıdır.)
Nekrotik Simptomlar:
Protoplazmanın tahrip olması sonucu hücre veya dokunun ölmesi koyu renkli ölü olan nekroz denir.
- Sararma (kloroz)
- Solgunluk
- Kanser yaraları
- Lekeler
- Sulanma (hidrosis)
- Yanıklık
- Çökerten
- Çürüklük
- Akıntı
- Geriye doğru ölüm
NOT: Virüsler hücreden hücreye plazmadezma yoluyla girerler.
Bitkide Hiperplastik simptom:
Bazı organın ya da tamamının boy veya renk bakımından normalin üzerinde gelişme ya da bitki organlarının şekil değişim olması veya bazı organların zamanından önce gelişmesidir.
- Aşırı büyüme (gigatizm) = ur, gal
- Enasyon (yaprak damarları üzerinde oluşan kulak şeklindeki çıkıntı)
- Anormal renklenme
- Bazı dokuların zamanından önce oluşması
- Dokularda anormal gelişme
Sitolojik (Hücre boyutunda) değişmeler:
- Çekirdekle ilgili değişmeler
- Klaroplast değişimleri
- Mitokondriyol değişimler
- Hücre içi (inclusionlar) : Hücrede ilgi cisimciği varsa kesin virüs hastalığı diyebiliriz.
Virüslerin belirtilerinin karıştırılabildiği durumlar:
- Mikoplazma Benzeri organizmaların belirtileri
- Bitki besin elementi noksanlıkları
- Herbisit zararı
- Genetik anormallikler
- Böcek zararı
- Toksinler
Bunların oluşturduğu belirtiler ile virüs hastalıkların belirtileri karıştırılabilir.
Virüslerin Taşınması:
Bitki virüsleri, mekanik olarak konukçu bitki üzerinden açılan yara, bulaşık polen tanesinin yumurtalık ile temas yoluyla ve vektörlerle bitki hücresine girer.
- Virüsler hücreden hücreye plazmadezma yoluyla taşınır.
- Virüs hücreden hücreye taşınması esnasında protein kılıfa ihtiyaç duymaz.
- Bakteri ile virüs taşınmaz!
Virüslerin vektörlerle taşınması:
- Küsküt
- Böcek
- Fungus
- Akar
- Nematod
Not: En çok virüs taşıyan vektör yaprak bitidir.
1) Nonpersistent (kalıcı olmayan) Taşınma:
Virüsler genellikle bir dakikadan daha az bir süre içinde virüs enfekteli bitkilerin vektör tarafından yoklanması sırasında kolayca elde edilirler.
Patates Y virüsü, sarka virüse örnek verilebilir.
2) Semipersistent (yarı kalıcı) Taşınma:
Elde etme ve inokulasyonda gerekli süre nonpersistentler için gerekli süreden fazla olup genellikle birkaç saniye ile bir saat arasındadır.
Tristeza virüsü, Domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü.
3) Persistent Taşınma:
Patojen hastalıklı bitkiden çok uzun sürede genellikle bir saatten daha fazla bir süre ile bir günlük sürede alırlar.
Sirkülatif veya persistent olarak adlandırılan bu taşınmada virüs vektör vücudunda sirküle edilir. Bu virüsler orta bağırsak yoluyla vücut boşluğuna girer ve böylece gömlek değiştirme sırasında vücutta kalırlar.
! En çok görülen taşınma şekli persistent, nonpersistent taşınmadır.
Asma kısa boğum virüsü, Buğday çizgi mozaik virüsü örnek verilebilir.
En çok virüs taşıyan Akarlar; Aceria, Brevipelpus ve Eriophies’dir.
Örneğin:
Patates Y virüsü, incir mozaik virüsü akarlar ile taşınır.
Virüslerin 3 Önemli Nematod Cinsi:
- Trichodorus
- Xiphinema
- Longidorus
Nepo virüsler: Nematodla taşınan polyhedral yapıdaki virüsler
Netu virüsler: Nematodla taşınan tubular (boru şeklinde) yapıdaki virüslerdir.
– Tobocca rettle virüs, Grapvein fonleof virüs Prunus necrotic ringspot virüs örnekleridir.
Virüslerin Tanılama Yöntemleri:
- Simptomatolojik gözlemler
- Biyolojik indeksleme
- Serolojik yöntemler
- Mikroskobik yöntemler
- Moleküler yöntemler
Virüs Hastalıkları ile Mücadele Yöntemleri:
Kültürel Önlemler:
- Toprak dezenfeksiyonu
- Münavebe
- Sanitasyon (Toprakta kalan enfekteli bitki artıklarının temizliği, toplanıp yakılması gibi işlemlere denir.)
- Eradikasyon: (Kültür bitkilerin gelişme periyodu boyunca herhangi bir virüs enfeksiyonu olduğu zaman hastalıklı bitkilerin o bölgeden uzaklaştırılması gerekmektedir.)
- Üretim alanların birbirinden ayrılması
- Dezenfeksiyon
- Virüsten Ari üretim materyali kullanılması
- Vektörlerle mücadele
- Doku kültürü yöntemi kullanılması
- Dayanıklı bitki
Kapsit: Virüslerdeki protein kılıfa denir.
Kapsomer: Kapsiti oluşturan her protein birimidir.
UYARI!! Virüslerle kimyasal mücadele yapılmaz. Vektörle
